rüya

2 /
pastaci pastaci
seni barda görmüştüm yanına oturdum
vücuduna bakarken birden yok oldun
dün gece severken bu sabah çok korktum
aman anlat tatlım bana bu gece ne oldu
çok yorulmuştum, uyuyakaldım
rüya gibi geldin ama birden yok oldun

gözümü açtım gördüğüme inanmadım
gözümü açtım gördüğüme inanmadım
sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
sanki bir kötü rüya korkarım aman allah

seni barda görmüştüm yanına oturdum
vücuduna bakarken birden yok oldum
peşine düştüm manyak gibi
rüya gibi geldin ama birden yok oldun

gözümü açtım gördüğüme inanmadım
gözümü açtım gördüğüme inanmadım
sanki bir kötü rüya korkarım aman allah
sanki bir kötü rüya korkarım aman allah


(bkz: ünlü)
palantir palantir
bilinçaltının adeta seninle oyun oynamasıdır sahte ama gerçek bi dünya yaratır önce sonra başlar seni kukla yapmaya...bazen katil olursun bazen kurban, bazen hain bazen kahraman...ama en kötüsü hiç kavuşamayacağının yanında olmaktır...sabah yıkılan mahvolan bir sen vardır...
ayrıca (bkz: sabahlar olmasın)
viola viola
aslında bir duyarsızlaştırma mekanizmasıymış. yani bilinçaltımız bizi düşünüyor iyiliğimizi istiyor. belki bağışıklık kazandırmak gibi bir şey. aşı olmak gibi. çokça etkilendiğimiz durumlardan olaylardanen az zarar görmek adına yapılan bir önlem bi bakıma. bünyenin kararı. he ama ben hepsinin bilinçaltının ürünü olduğuna inanmıyorum.
dragonfly dragonfly
sertap erener'in lal albümünden söz ve müziği sezen aksu'ya ait olan şarkı.

değmeyin feryadıma
figanıma değmeyin
eger sevda bu demekse
ben vazgeçtim beni sevmeyin

garipliğim kader değil
geçici gülmeyin
bu kış da efkarlıyım
bahara allah kerim

hadi yüreğim ha gayret
hele sıkı dur hele sabret
başını eğme dik tut
bu bir rüyaydı farzet
van den budenmayer van den budenmayer
üst beyin ve alt beyin rüyaları olmak üzere ikiye ayrılır...

- üst beyin rüyaları: günlük hayatta yaşadıklarımızın rüyalarımıza yansımasıdır... örnek vermek gerekirse: gündüz para kaybedersiniz, gece rüyanızda o parayı bulursunuz veya gündüz birine çok sinirlenirsiniz, gece rüyanızda o kişiyi döversiniz... analiz değerleri yoktur...

- alt beyin rüyaları: insanın takıntıları ve cinsel dürtüleriyle alakalı rüyalardır... alt beyin rüyaları sürrealist rüyalar olması nedeniyle genelde uykudan uyanıldığında üzerinde durulmayıp akıldan uçup gider... fakat, aslında kişiliğimiz bu rüyalarda saklıdır... analiz değerleri yüksektir...
manha de carnival manha de carnival
uykuda iken yaşanan bazen gerçek gibi bazen gerçek üstü olaylar. insanlar yukarıda bir çok tanımını yapmışlar, kimi teknik, kimi duygusal tanımlar bunlar.
kimileri bunları bir işaret veya yol gösterici, kimileri de zihnin dışa vurumu olarak görüyor, uzadıkça uzar.

benim için, açıkçası benim gibi çok sık rüya görmeyen veya gördüğü rüya'yı hatırlamayan biri için önemli olan ne rüya nede onun yol göstericiliği veya zihinsel dışa vurumu. önemli olan nasıl bittiği.
bu sabah olduğu gibi.

çok değer verdiğim kırmızı renkli, 67 model mustang villamın bahçesinde, uzunlukları 3.5 cm yi geçmeyen çimlerin arasında açılmış ve parke taşları ile döşenmiş kendine ait bölgede duruyor. bense o arada smokin'imin papyonu ile uğraşıyorum ve villamın bahçesinde duran mustang'ime gözlerim takılıyor.
evet bu gece harika bir gece olacak diyorum
gözüm saate ilişiyor.
galiba geç geç kalıyorum.
her şey tamam olduktan sonra şişesini 700 euro ya fransa'dan getirdiğim parfümümü sıkıp villamdan dışarı çıkıyorum. alarmı kapatıp arabama yöneliyorum. kapıyı açıyorum ve yaşına rağmen adeta bir şarap gibi duran o mühendislik harikasının kontağını çevirip davetli olduğum yere doğru agresif bir indy car pilotu edası ile ilerliyorum. yolun iki tarafı ağaçlık insana biraz mutluluk veren biraz da merak uyandıran alabildiğine düz ve bakımlı bir yol. yaklaşık 15 dakikalık yolculuğun ardından yol bitiyor ve karşıma bir malikhane çıkıyor.
davetli olduğum yer burası olmalı.

malikhanenin kapısı usul usul açılıyor. kapıdaki görevli önce davetiye sormaya yelteniyor daha sonra benim yüzümü görünce biraz utanarak biraz da kendini affettirmek istercesine ''hoş geldiniz efendim, buyrun ilerleyin hizmetliler size yardımcı olacaklar'' diyor. bense karşımdaki bu alt sınıf insancığını hiç hesaba almadan gaza basıyor ve mustang'imi davetin verildiği binanın önüne umursamaz biçimde park ediyorum, anahtarı üstünde bırakıyorum ve arabamdan ağır ve soğukkanlı bir şekilde iniyorum. evet işte diğer alt sınıf insancıklarıda geliyorlar birisi koşarken tökezliyor, biri arabamı park ediyor bir diğeride bana davetin yapıldığı kapıya kadar eşlik ediyor.

içeri giriyorum,artık ait olduğum yerdeyim.
davet sahibi beyefendi ve eşi beni kapıda karşılıyor ve ''bir an gelmeyeceğinizi düşünüp korktuk'' diyorlar, onlara bir beyefendiye yakışır bir biçimde tatlı bir espiri ile yanıt veriyor ve hanımefendinin eline tatlı bir öpücük konduruyorum.
o da ne ? salona girmemle beraber kısa bir sessizlik oluyor, insanların gözleri benim üzerimde,bütün güzel bayanlar hayranlıkla bütün beyefendiler gıpta ile bana bakıyorlar. birden orkestra çaldığı parçayı yarıda kesip benim çok sevdiğim o parçaya başlıyorlar.(bkz: manha de carnaval)
evet derslerine iyi çalışmışlar.

çevrede daha önceden tanıştığım bir sürü işadamı, ülkemizi resmi olarak temsil etmiş bir çok emekli ve faal konsolos, sayısız adli ve mülki erkan mevcut. hepsi ile ayak üzeri sohpet, ülke ve dünya meseleleri,falan filan...

şarapları beğenmediğimi ev sahibine ''bir ara sizleri özel kolleksiyonumu göstermek üzere mahsenime davet ediyorum'' diyerek belli ediyorum.

dans başlıyor, yorucu tabi, bayanları geri çeviremiyorum. zaten bir beyefendiye de bu yakışmaz.

saat gece yarısına yaklaşırken, onur konuğu olarak kısa bir konuşma yapıyorum, fazla uzatmanında bir anlamı yok zaten. alkışlar alkışlar ve alkışlar.
küçük bir bilek hareketi ile salonu susturuyor ve orkestraya müziğe kaldığı yerden devam etmesi için işaret veriyorum..biraz önce evsahibine içkiler konusunda verdiğim ayar işe yaramış olacak ki
şahsıma özel bir şampanya geliyor, somaliyer büyük bir ustalıkla şampanya'yı köpürtmeden açıyor, çıkan ses harika, muhteşem, fevkalade.
tııssssfff.. benzeri bir ses..
.......................................................
.......................................................
.......................................................
ezan sesi.
evimin yanındaki cami.
sabah oldu galiba.
lan noluyor az önce şampanyalar falan?
elim sefil yatağımın hemen yanında duran kısa winston'a gidiyor,akşamdan kalmış ve içi izmarit dolu olan tekel birası şişesi tepetaklak oluyor ve yere düşüyor. bu ses beni kendime getiriyor, ait olduğum yerdeyim.
sigarayı bitiyor ve sallanarak lavaboya doğru gidiyorum yüzümü yıkamak için.
musluğu çeviriyorum ve işte çıkan ses.

tııssssfff.

amına kodumun musluğu, amına kodumun rüyası.
2 /