rüzgar enerji santrali

adamebovary adamebovary
gelişi güzel kim dikiyorsa, kim dikilmesine izin veriyorsa yedi ceddini sikeyim, bu kadar netim.

enerji üretilmesine hiçbir koşulda karşı değilim hatta dış bağımlılığı azaltan, enerji arz güvenliğini sağlayan her işi destekliyorum ama çam ormanlarının içine res kurulmasına sonuna kadar karşıyım!

olm gidin osmaniye çölüne istediğiniz kadar res dikin ama yemyeşil taraklı'ya 18 tane res dikip 300.000 ağacı katletmek ne? bu mu temiz ve yeşil enerji, bu mu doğayı korumak? kimsenin sesinin çıkmaması iyice deli ediyor beni. ulan ağaçları bir kenara bıraktım, o lanet şeylerin çıkardığı ses yüzünden 5 kilometre çapta bir tane hayvan kalmamış, bütün hayvanlar yerlerinden olmuşlar. çıldırıyorum lan çıldırıyorum! hepsini kökünden ateşe verip yakasım geliyor.

neyse, çok doluyum sözlük. birinin bi delilik yaptığını duyarsanız, o benim.
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
hidroelektrik, jeotermal ve güneş santralleri gibi, yenilenebilir olmasına rağmen çevreye negatif etki konusunda diğerlerinden bir farkı olmayan santral tipi.

yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji üretimi maalesef doğaya halen telafisi zor hatta imkansız zararlara yol açıyor. üstteki giride de anlatıldığı gibi ortalama bir res kurulması için hektarlarca ormanlık alanın yok edilmesi gerekiyor, çünkü en çok rüzgar alan yerler bu bölgeler.
omer e omer e
bunların yakın çevresinde yaşanmaz, pervaneler ciddi gürültü yapıyor. evinde pvc sistem yoksa sürekli vlop vlop vlop...

epey uzattım aslında ama değmez...

sadece şu var, bunlar %100 ithal ve yakın geleceğin çöp teknolojileri. millet nükleer enerjiyle ürettiği şeyleri yeşil enerji diyerek bize kakalıyor, olay bu.

şöyle oluyor, bu sistem şu kadar tasarruf yapacak denir, 20 yılda ödenen ücret amorti olacak denir ama bu zaman sonundaki bakım-onarım-değişim hizmetleriyle yine yirmi yıllık masraf çıkar, kısır döngüdür keza güneş enerji sistemleri, problem ithal ürün olmaları.

en çevreci ve verimli sistem doğal hayattır, ikinci sırada nükleer enerji ve kalanlar diye devam eder.
rüzgar, su, güneş nükleerin yanında kibrit çöpü gibi kalır. daha akıllı olup plazma reaktör yaparsın yoksa ithalatla enerji sorunu çözülmez çünkü amaç enerji değil paradır. para vererek para kazanılmaz.
müthiş sol ayak müthiş sol ayak
bazı taş kafalıların mal mal konuşmasına sebep olan, yeşil enerji ile elektrik üreten santrallerdir.

enerji işleri genel müdürlüğü'nün güncel verisine bakabilirsiniz:


bu kadar santralin kurulum izinleri, bağlantı izinleri alınmadı mı sanıyorsunuz? linyit kömürle çalışan termik santrallerden "istenmeyen" çed raporları bu res'lerden çatır çatır alınmadı mı sanıyorsunuz? aptal mısınız amk?

neyse, sakinim.
bakın, bu da nordrhein-westfalia eyaleti, almanya'dan 2018 tarihli bir fotograf. türbin üreticisi enercon'un türbin kulesine monte ettiği yuvada bölgenin endemik türü olan atmacalar yaşıyor ve yavrulamışlar.



bu gördüğünüz de random bir türbin. dikkat ederseniz, kanatları boyalı. 2016'da yapılan araştırmalardan beri, kanatların en az bir tanesini bile boyamanın kuş ölümlerini %80 azalttığı biliniyor. hem maliyetsiz hem de çok etkili bir yöntem olduğu için, artık tüm res'lerde böyle kanatlar görebiliyoruz.



son olarak, ses meselesine bi açıklama getireyim: çamaşır makinesinin sıkma işlemi esnasında çıkardığı ses ortalama 70 desibel'dir. 3mw ve üzeri güçte herhangi bir türbinin kulesinin dibinde durduğunuzda, trafoların sesi de dahil olmak üzere yaydığı gürültü 75 db'dir arkadaşlar.
zaten sıradan vatandaş halinizle, hiçbir türbine o kadar yaklaşamayacağınız için bu sesten çok daha azını duyarsınız. ve yine tekrar ediyorum, çevre şehircilik bakanlığından alınması gereken onayda yerleşim birimine, sit alanına, askeri bölgeye belli bir mesafe uzakta olduğunuzu kanıtlamak zorundasınız. o işler için kaç saat mesai harcanıyor, haberiniz yok tabii.

özetle: insanların duygularını harekete geçirmek için cahil cahil konuşmayın, foyanız ortaya çıkıyor, sonra da ağlıyorsunuz amk.