rüzgarın şarkısını dinle

nickimdedegil nickimdedegil
haruki murakami ' nin 1979'da yazdığı ilk eser olma özelliğini taşıyan, orijinal adı kaze no uta o kike olan ve ingilizceye de hear the wind sing olarak çevrilen kitabı. kitapta yazar; çocukluğundan, sevgililerinden -ölümlerinden- , nasıl yazmaya başladığından, arkadaşlarından, takıldığı bardan, kısacası yaşadıklarından bahsediyor. kitap başlarda dağınık bölümler halinde olsa da sonlara doğru konu bütünlüğü sağlandığı ve hali hazırda sade bir dil ile de yazıldığı için akıp gidiyor. kitabın içerisinde yer alan şarkı ve film önerileri ise birer mis gibi bonus, öyle ki okurken çok durup dinleyeyim dediğim parça oldu ve kitap ile birlikte çok da güzel eşlik etti bana. kitapta sevdiğim birkaç metini paylaşacak olursam:

..." defalarca yanlış anlaşıldım, bununla birlikte bir sürü garip deneyim de yaşadım. çeşit çeşit insan gelip bana hikayesini anlattı, sanki anlata anlata üzerinden geçtikleri bir köprüydüm ben; sonra da çekip gittiler ve bir daha geri dönmediler. bu arada ben ağzımı sımsıkı kapalı tuttum, tek bir şey bile demedim. böylece yirmili yaşlarımın sonlarına geldim. (syf: 10)


... " - bana aşık mısın?
- kesinlikle
- evlenmek istiyor musun?
- hemen şimdi mi?
- bir gün... ileride.
- elbette seninle evlenmek istiyorum.
- ama ben sana sorana dek sen bu konuda hiçbir şey demedin bana.
- söylemeyi unuttum.
- ... çocuk istiyor musun?
- üç çocuk.
- oğlan-kız?
- iki kız bir oğlan.
ağzındaki lokmayı kahveyle yudumladıktan sonra bana dik dik baktı.
'yalancı!' dedi.
ama yanılıyordu. ona sadece bir kez yalan söylemiştim. " (syf:128)


... " yaz kokusunu uzun zamandır ilk kez almıştım. denizin kokusu, uzaktaki trenin düdüğü, bir kızın tenine dokunma hissi, şampuanının limonlu kokusu, akşamüzeri esintisi, umudun titrek ışığı ve yaz rüyası..
ancak hiçbir şey eskisi gibi değildi; sürekli sağa sola kayıp görüntüyü bozan şeffaf dosya kağıdıyla çoğaltılmış gibiydi her şey ve öncekinden geri dönülmeyecek biçimde farklıyıdı." (syf: 133)


- spoiler -

kitapta sanırım en çok merak ettiğim ve içimi sızlatan şey bir parmağı eksik olan kızın akıbeti oldu. nasıl da güzel yarım kaldı bazı şeyler. peki ne olmuştu? plakçı kız bir akıl hastanesinde miydi, leş bir barın leş bir tuvaletinde kurtarılmayı mı bekliyordu yoksa sürekli başının üzerinde dolaştığına inandığı o kötü rüzgara kapılıp gitmiş miydi?

- spoiler bitti -

okuyun.