sabretmeyi öğrenmek

heidi heidi
bir su ısıtıcısı doldurulur sabah saatlerinde. tepesinde beklenilir kaynasın da çay- kahve bir şey içelim diye. o esnada geçen süre de delirmeden durmakla başlanır, eğer kendinizi paşa çayı içerken bulursanız, henüz olmamışsınız demektir. olacağınız da yok muhtemelen...
hotel california hotel california
sabretmekten başka alternatifi olmamaya alışmaktır bazen.

insan çok nankördür. imkanlar kısıtlanınca birçok şeyin değeri daha iyi anlaşılır. ama yazık ki konfor çok mayıştırıcı bir yapıya sahiptir, özellikle merkezi sinir sistemini etkiler ve düşüncesizlik merkezini aktive eder. imkanlar genişlediğinde muhtemelen sabredilmesi gereken şey hatırlanmaz bile..

kafası kabuk bağlamışların kafayı sıyırmalarını sağlar sabretmeyi öğrenmek..
şiirin gölgesi şiirin gölgesi
sabrın kendisi acı
meyvesi tatlıdır derler.
sabretmek yüce bir erdemdir.
insanlara, acılara, olumsuzluklara, hastalıklara sabretmek ve aynı zamanda bunlarla sınandığını bilmek.
let the linç begin let the linç begin
eğer kötü ve yavaş bir bilgisayarınız varsa ve elinizde onu değiştirmek için yeterli miktarda para yoksa, zamanla öğreneceksiniz bu duyguyu. hayatınızın çoğu yerinde de işe yarayacaktır.
sona sona
bence sabır işi zamanla öğrenilen değil de zamanla kaybedilen bir şey. yaş geçtikçe artık ömür bitiyor korkusundan mıdır nedir insan daha bir sabırsız oluyor. i̇nsanlara karşı toleransını kaybediyor...