sahur

1 /
quenya quenya
sağolsun davulcunun beni bu konuda çok güzel uyardığı gece yarısı yemek törenidir.
2007 ramazanına girişi geceyarısı tavuklu mantar ve tel peynirle trabzonda geçirilen ikinci yalnız sahurlarıma girişi gerçekleştirmişimdir.
(bkz: ailenin özlendiği anlar)
alone scream alone scream
her kalktığımda kendimi inanılmaz huzurlu hissettiğim gece saatleri..evin diğer üyeleriyle oturup beraber yemek yenilen,sonra hep beraber mutfaktan çıkıp televizyonun karşısında o uykusuzluk hailyle saçma sapan espriler yapılan fakat bunlara hayvanlar gibi kopulan, gülme hali geçikten sonra geriye kalan beş dakikada iki sigarayı bitirmeye çalışılan huzur dolu zamanlar...
mencet mencet
sıcaktır, güzeldir, ruhu serinletir, arındırır. eğer hemen yatılırsa -ki o satte uykuya direnmek zordur- sabah berbat bir mide yanmasıyla ve baygın bir halde kalkmak kuvvetle muhtemeldir. o yüzden kişinin ramazan gecelerinde bu girinin yazarı gibi bu saatlere kadar kalmaması erken yatması ve sabah da işe gidecekse sahurdan sonra uyumaması gerekir. ayrıca günler uzun ve hava sıcaksa bol sıvı gıdalar alınmalı; yumurta, hamur işi vb. mideyi ekşitecek ağır yiyeceklerden kat'i surette uzak durmak gerekir.
ayrıca yemek yerken mutlaka tv izlenmelidir. atvdeki engin noyan ya da star'daki nihat hatiboğlu'nun programları tavsiye edilir.
cherry on baby cherry on baby
annenin yaptığı hoşaf ve bulgur pilavıyla şenlenen sofranın verdiği zevk hiç bir yerde bulunmaz. hele ki seneler sonra o sofra da yalnızsanız, hoşafla bakışarak eski güzel günleri hatırlamak ve bir kaç damla gözyaşı dökmemek elde değildir.
boşinsan boşinsan
gariptir ama ramazanları sevmemin sebeblerinden biridir kendisi. bizim aile sahurlarda pek bir neşeli olur sahurlarımız pek bir şen şakrak geçer. uykusu çabuk dağılan bir aileyiz ondan herhalde
authentic authentic
ilginç ve eğlencelidir. gecenin bir yarısı bütün aile kalkıp zombi gibi yemek yer, uyku sersemliğinden saçmalamalar olur, şöyle ki:

annem gelip dürttü "kalkıcan mı sahura?" dedi, "höö" diye kısa ve net bir cevap verdim. beş dakika sonra tekrar dürttü, bu sefer kalktım. hemen salona koştum, karşı apartmanlardan kimler kalkmış, kimler çakma müslüman diye yanan ışıkları baz alıp listemi çıkardım. hacı dede kalkmamıştı, acaba hacı ayağına bizi mi yiyordu? yoksa dirayetin kralı bende diyerek akşam yemeğiyle mi oruç tutuyordu? bilemedim. ordan mutfak balkonuna koşup arka apartmanlardaki ışıklara da bir göz attım, sonra sahur vakti evde haldır haldır koşup komşuları rahatsız etmiyim diye sakinledim biraz. yemeğe başladık, geçen seneden aklımda kalmış olan "su içtim duruca ekmek yedim kuruca..." diye oruç mottomuza bir giriş yaptım annem tamamlicak gibi oldu "dur, yoksa orucun başlar!" diye uyardım kendisini. bir süre içimden devamını söylememek için kendimle cebelleştim. bu içsel çatışma sırasında ezan sesiyle irkildik. normalde insana sakinlik ve huşu vermesi gereken bu ses yemeğimizi henüz bitirmemiş olduğumuzdan ağzımızda lokmalar eşliğinde gergin bakışmalara neden oldu masada. hızlı hızlı bitirip dişlerimizi yukarı aşağı ritmik hareketlerle fırçaladık, mutfağa niyet etmeye gittiğimizde anneme dolgu yapılması gereken dişimin oyuğuna ekmek stokladığımı sabah acıkınca ordan çıkarıp yiyeceğimi itiraf ettim. 21 yaşında olduğumu hatırlattı, sonra onu da yedim ve "su içtim duruca ekmek yedim kuruca, niyet ettim yarın ki oruca, gün doğup dinlenince" diye yaşlılardan öğrendiğim tekerlemeyle sahura nokta koydum.

şimdiden fofiyk: çakma müslüman derken sadece şakadır. bende ramazanın başında, ortasında ve sonunda olmak suretiyle üç gün oruç tutup yanına bir sıfır koyanlardanım, herkesin dini kendine diye notumuzu düşelim.
1 /