said i nursi

fason timur fason timur
fetullah'tan önceki diyalogçu.
bir rivayete göre gizli kardinal ve mezarı vatikan'da.
yandaşlarına göre de adı kur'an da geçiyor.
nur suresi'nden bahsediyorlar heral.

(bkz: sikikler)
mistik penguen mistik penguen
halk partisi zındıkasına karşı canı pahasına mücadele ederek anadolu'nun iman davasına ömrünü adamış, bu uğurda çile çekmiş, işkence görmüş, sürgünlere uğramış, zehirlenmiş fakat asla davasından dönmemiş büyük kahraman, büyük islam alimi.
"ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam" diyerek doğu cephesinde talebelerinden bir birlik kuruyor ve ruslara karşı savaşırken esir düşüyor. 2,5 yıllık esaret hayatından sonra rusların ekim devrimindeki kargaşadan istifadeyle kaçmayı başarıyor ve anadolu'ya dönüyor. şu resimler onun esaret hayatından bir belge.










resimde kılınan namaz sıradan bir vakit namazı değil. rütbeli kumandanlarının önünde toprak üzerinde kılınmasından olağanüstü bir durum olduğu anlaşılıyor. bu olağanüstülüğün sebebi kendisinin tarihçe-i hayat isimli kitabının 114. sahifesinde anlatıldığı şekliyle şöyle:

bir gün rus başkumandanı esirleri teftişe gelir. teftiş esnasında, bediüzzaman kumandana selâm vermez ve yerinden kalkmaz. kumandan kızar, belki tanımamıştır diyerek tekrar önünden geçtiği zaman yine yerinden kalkmayınca, tercüman vasıtasıyla sorar:

beni herhalde tanımadılar
bediüzzaman:
tanıyorum, nikola nikolaviç'tir.
kumandan:
şu halde rus ordusuna, dolayısiyle rus çarına hakaret ediyorlar.
bediüzzaman:
hakaret etmedim. ben bir müslüman âlimiyim. i̇manlı bir kimse, cenab-ı hakkı tanımayan bir adamdan üstündür. binaenaleyh, ben sana kıyam etmem (karşısında ayağa kalkmam) der.

bunun üzerine bediüzzaman divan-ı harbe verilir. birkaç zabit arkadaşı, hemen özür dileyerek vahîm neticenin önlenmesine çalışmasını istirham ederler.

fakat bediüzzaman:
bunların idam kararı, benim ebedî âleme seyahat etmem için bir pasaport hükmündedir diyerek hiç ehemmiyet vermez.

nihayet idamına karar verilir. hüküm infaz edileceği vakit, namaz kılmak için müsaade ister; kıldıktan sonra atılacak kurşunlara göğsünü gereceğini beyan eder. tam bu esnada, namazını eda ederken, rus kumandanı gelerek, bediüzzaman'dan özür dileyip:
o hareketinizin, mukaddesatınıza olan bağlılıktan ileri geldiğine kanaat getirdim, rica ederim, beni affediniz diyerek verilen idam hükmünü geri aldırır.

işte resimdeki namaz o namazdır.
kendisi ile birlikte aynı esir kampında bulunan alişan soylu adındaki bir başka müslüman esir de olayı oğlu gülcemal soylu'ya aynen olduğu gibi aktarır. geçtiğimiz yıllarda rus arşivlerinden bulunarak ortaya çıkarılan yukarıdaki resimler de hadisenin gerçekliğini doğrulamaktadır.

said-i nursi'nin nasıl bir yiğit ve davasına bağlı bir mü'min olduğunu bize gösteren ve beni en çok etkileyen bir başka hadise ise şöyle cereyan eder:
bediüzzaman 20 eylül 1943'de isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanır. ağır hasta olmasına rağmen 3 ekim 1943 tarihinde isparta'ya gönderilir. askeri konvoy eşliğinde kara yoluyla çankırı üzerinden ankara'ya getirilir. ankara'da daha önceden tutulan ve otel görevlisi kılığına girmiş polislerle doldurulan kastamonu oteli'ne yerleştirilir. bu arada ankara valisi nevzat tandoğan, said nursi'yi valiliğe çağırtarak sarığını çıkarıp şapkayı giymesini ister. hatta elindeki şapkayı zorla giydirmeye çalışmak gibi bir adiliğe teşebbüs eder. ancak bediüzzaman gayet vakur bir tavırla boynunu işaret edip; "bu sarık bu başla beraber çıkar" diyerek sarığını çıkarmayı reddeder.
nevzat tandoğan halk partisi zulmünün ankara'daki icracısı sıfatıyla görevini ifa edecek ve en sonunda kafasına sıkarak intihar etmek suretiyle kendi cezasını kendi verecektir. said-i nursi ise milyonların hayır ve dua ile andığı büyük bir kahraman ve alim olarak kıyamete kadar anılmaya devam edilecektir.
tandoğan'ın torunlarından onu övmesini beklemiyoruz zaten. bildikleri tek şey küfür hakaret sövme. yiğidi öldürüp hakkını verseler en azından hakkını verdiler dersin. fakat bunlarda o erdem ne gezer. küfür ettiğiniz adamı bir kaç cümleyle tanıyın en azından. edecekseniz ondan sonra edin. onun düşmanlarının ona hakaret etmesini biz vaktinde çok doğru işler yaptığına delil sayarız.

bizim açımızdan eleştirilecek yönleri, afgani gibi ingiliz beslemesi tipleri tam olarak teşhis edememesi, tesirlerinde kalması ve aynı tesirle ulu hakan 2. abdülhamid han'a gençlik yıllarında muhalefet etmesidir. bu da bir düşünce farkıdır ve onun hizmetlerine ve vatan ve millet için yaptığı fedakarlıklara bir halel getirmez. hele hele günümüzün nevzat tandoğan'ları kendisine saldırdığında onu cansiperane savunmak ve cevaplarını layıkıyla vermek vefa borcumuzdur.
gidpo gidpo
kendisine atfedilen bediüzzaman lakabını kabul etmeyen birisidir. ki son zamanlarda geçmişte yaptığı hatalardan dolayı ne kadar pişman olduğunu bizatihi o esnada yanında bulunmuş kimseden dinledim. bediüzzaman demek zamanın sahibi demek ancak kendisi de bilmektedir ki zamanın sahibi değildir. (buradaki zamanın sahipliği mevzusu tasavvufi bir meseledir.) insanın son anına bakılır iyi veya kötüdür diyebilmek için. son zamanlarının muğlak olduğu söylenir. eğer iyi biri olarak ehli tasavvuf olarak vefat etmişse fetö ile itibarı yerle yeksan olmuştur. fethullah'a bir vebal daha girmiştir.