sakıncalı piyade

1 /
organmafyasi organmafyasi
uğur mumcu'nun 12 mart döneminde yaşanan traji komik olayları kendi gözünden anlattığı romanı.eğer 12 mart dönemini merak edenler varsa şiddetle tavsiye ederim.kitapta geçen davalara hem gülceksiniz hem de davalardaki suçlamalara inanamayacaksınız.
twinkle twinkle
uğur mumcu'nun 12 mart döneminde yaşanan çarpık olayları anlattığı enfes kitap. anlatılan olaylar fıkra gibi anlatılacak niteliktedir:
tanık olarak bir er mahkemeye çağrılır ve sanığın suçu sorulur.
er: muhtara* küfretti efendim.
turquerie turquerie
uğur mumcu'nun anıları ile yarattığı 12 mart üzerine yazılmış en sağlam eleştirilerden birisi."muhtıra" sürecini özetledikten sonra o süreci oluşturan zihniyetinde ne olduğunu mizahi unsurlarla "gözümüzün taa içine" sokan enfes eser..
anidenbelirenanlamsızgüdüler anidenbelirenanlamsızgüdüler
dünyanın en güzel bir insanı; hoşgelmiş nesildaştır. kendisine buradan işin içinde bulunduğum pek çok hususta olduğu gibi sabır diliyorum.

şimdi onu ne kadar sevdiğimi, hayatımda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu yazmama gerek yok diye düşünüyorum. ( zaten gün içinde yüzüne karşı sık sık söylediğim şeyler) ancak adettendir, bir toplumsal mesaj vermemiz gerekiyorsa: "lütfen kendini beni kabullenmeye kasma, rahat ol, bak bu hallerinle beni korkutuyorsun diyorum" (yoksa o birlikte sentenced dinleme teklifi hiç bir şekilde geri çevrilmezdi!) hem kendi gücümün dehşeti, hem de senin sağlığın için endişeleniyorum bak. *

son olarak;

(bkz: sözlüğe çok şey katacağını düşündüğüm yazar)
ipimlekusagim ipimlekusagim
askerde aynı etikete mazhar olduğum dıştalanma, yusuflanma andıçı. şahsen çok bir sakıncasını görmedim. çünkü bana göre sakıncalı bir durum yoktu. zaten donuma kadar soyup bakmışsın, daha neyin sakıncası olabilir? ama onlar daha itidallı ve çekinceliydi. kışladaki bu nezih hassasiyeti unutmam namümkün. fakat şu var ki sırf bu tasnif yüzünden -ve hiç de etik olmamasına rağmen- anap'lı birkaç milletvekiline dert yanıp, 'meclis göreve, ik rahatsız' diye şikayet-ül küsküde bulunmuştum.

diğer taraftan burda militer bir kurumu olumlayacağım aklıma gelmezdi, fakat hakkını yememeli: ordu, işleyiş veya bakış itibariyle her daim 'sol' olana ya da 'sakıncalı'ya meyledene daha çok güven duymuştur, daha saygıdeğer görmüştür. en azından kışladaki işleyiş itibariyle 'esas duruş'a geçmesini istememiştir. karşıtına ise "istikamet sağınız! dağılın marş marş!" demiştir.

tabii bunları söylerken olmuş, olası darbelerin neticelerini bilmeden söylüyorum sanılmasın. malumdur ki tank sokağa indiğinde tersi cereyan etmiştir.
msslucifer msslucifer
kitabı kadar olmasa da tiyatrosunun da çok güzel olduğu uğur mumcu ustanın anılarını da içeren kitabıdır.uğur mumcu'nun ölümünün 15. yılında 12 mart karanlığının üstü örtülmeyen gerçeklerinin gün ışığına çıkarılması açısından çok önemli bir eserdir. orhan aydının genel sanat yönetmenliğini yaptığı oyunda, harika bir oyunculuk performansı sergilemiştir. diğer oyuncular ; recep yener,oğuz tunç,mustafa kırantepe,tamer özceviz,deniz atam,cenk şengül,kayhan koşar.mayıs ayında istanbul'da oynadıkları oyunlardan sonra ege turnesine çıkacaklardır. izlemeyenlerin turneye çıkmadan izlemelerini tavsiye ederim.
denizbalinası denizbalinası
mensubu olduğum kitle.komutana bağlı olmakla beraber sadece rütbe takmazsınız olur biter..genellikle daha rahat edersiniz çünkü komutanların çoğu şunu iyi bilir ki sakıncayı bildiren emniyet müdürlüğünün abidik gubidik ifadeleri çoktur.örneğin: ''arkadaşlarının ifadesine göre sol görüşlüdür.'' veya ''ispat edilemediği halde yakın çevresinde hırsızlık yaptığından şüphelenilmektedir.''askerlik yaptığım 185. kısa dönem de personelin yaklaşık yüzde yirmibeşi 'nin, sakıncalı olduğu düşünüldüğün de durumun ne kadar gayriciddi olduğu anlaşılacaktır.tek üzüntüm. babamın yedeksubay, kardeşimin çavuş olarak bitirdiği askerliği, sakıncalı piyade er olarak bitirmemdir.
(bkz: şaka lan şaka)
enfes enfes
oda arkadaşımdır*. geleceğimiz hakkında en akıl almaz planları yaptığım zat-ı muhteremdir*. haftasonlarımızın amacının yemek yemekten ibaret olduğunu ve yemekle birlikte gelen kiloları kabullenecek kadar cesur bir insandır*. ilerdeki iş ortaklığımızın olması için bol miktarda paramızın olması gerektiğini hatırladıkça, yüzüne melül melül baktığım sağlam kişidir*.
çok güzel masal anlatır. çok güzel yemek yer. çok güzel akıl verir. çok güzel ders çalışmaz*. ha bir de çok iyi bir arkadaştır. ha bir de ben bu giriyi daha fazla uzatırsam bana, "e ebenin amı" diyecek olan kişidir.
e sağlıcakla kal..
retrospect retrospect
yazılarını büyük dikkatle takip ettiğim beşinci nesil yazar. özellikle hukuk konusunda çok güzel çalışmaları var. epey güzel eserler bırakmış, daha da güzellerini bırakacak olan değerli şahsiyet. tahminimden daha çabuk kanım kaynamış gitmiştir kendisine. okul açılana kadar muhabbeti özleneceklerden ayrıca.
chichina chichina
uğur mumcu'nun yazmış olduğu, okurken bolca güldüren kitaptır.
güldürür ama aslında acıdır da yaşananlar, acı acı güler insan yaşananlara aziz nesin'in dediği gibi..
anidenbelirenanlamsızgüdüler anidenbelirenanlamsızgüdüler
yokluğu dayanılmaz hale gelendir; artık bir an önce gelsin de okul semalarında görünsün dedirtendir; koridorda, yemekhanede, kaloriferde, odada,... özetle birlikte vakit geçirdiğimiz her yerde muhabbeti aranandır; hepsinden de önce allahım yeter ki o bir an önce iyileşsin, ben sonsuza kadar böyle beklemeye bile razıyım diye yalvartandır. çok ama çok acil şifalar diliyorum kendisine.
cruella cruella
uğur mumcu'nun aslında teğmen olarak yapması gereken askerliğini "her nedense" er olarak yapması, daha sonra cezaevine düşmesi traji-komik bir şekilde anlatılıyor. açıkçası ilk kez uğur mumcu kitabı okudum ve yazım diline hayran oldum diyebilirim.
kitabın ön sözünü aziz nesin yazmış ve onun gibi insan ''gerçekten acı acı gülüyor.''
1 /