sakınılan göze çöp batar

gülümsün gülümsün
hep en sevdiğim oyuncaklarım kardeşim tarafından kırılmıştı. vermeyi bilmelisin, paylaşmalısın gibi bir sürü bıdı bıdı denildi. ama ne oldu sonra? sakınmadım da ne oldu? en iyisi sakınayım, sevdiğim şeyi koruyayım da sonrasında zarar olursa olsun; hiç değilse içim rahat olur. işte bu yüzden biraz da yanlış bir ifadedir.
tayyizemane tayyizemane
sözün öbeğidir, söyleyenin göbeğidir tanımlamasına girmeden söylebilirim ki çok pis bir hadisedir.
bir kere, önüne gelen sonuna "tecrübeyle sabittir", o gözleri fazla sakınmayın, sevdikleriniz üzerine fazla titremeyin, sonunda kırıldığını görür, kanarsınız, rahat olun vesair der. hemen hemen herkes en geçerli atasözleri içinde ilk beşte yer verir. gündelik hayat teorilerinde yeri sağlam olduğu için bu kadar geçerli, geçerli olduğu için o sızıyı çekmeye devam ettiğimizi sanıyorum. bir elin atın, kanun olmasın bari.

ne zaman sevdiğimin gözüne çöp batsa sözlü veya yazılı itiraz ediyorum lakin bunu hangi yetkili mercilere götürmem gerektiğini bilmiyorum. sırf bunun için atasözlerini yeniden düzenleme ve denetleme kurulu kurup, bu kurula bu atasözünün yeniden görüşülmesi için bir dilekçe yazabilirim. lakin elimdeki tek sağlam kaynak bir deyim, iki kelime: gözünden sakınmak. oldum olası bu deyimle malum atasözü arasındaki anlamı birleştirmek istemişimdir. bence çöp batacaksa sakınılan değil, sakınan göze batmalı. batmalı ki, sevdiğine gelecek zarar bir anda hedef değiştirsin. gözünden sakınıyorsan, onun çekeceği acıyı senin çekmek hakkındır. sen sakınıyorsun. o acıyı sevdiğin neden çeksin?