samson

chrystal chrystal
tevrat'ta adı geçen bir kişi. adı güneşten gelen, güçlü, ışıltılı, tanrı'nın hizmetkarı gibi anlamlar içerir. saçlarını tanrı'ya adamıştır. saçlarını hiç kesmez ve şarap içmez, gücünü bu yeminine borçludur. delilah'ya aşık olur ve gücünün sırrını onunla paylaşır. delilah ona ihanet eder ve uyurken saçlarını keser, daha sonra filistinliler onu yakalar gözlerini kör eder ve onu hapsederler. aradan biraz zaman geçince filistinlilerin bir toplantısına alay etmek için getirilir. bu kadar güçlü bir adam şimdi bir esirdir. ama aradan geçen zaman içinde samson'un saçları uzamıştır. bunu farkeden samson gücümü yeniden kazanayım ve kendimle beraber gözlerimi kör eden bu insanları da öldüreyim diye dua eder. binanın sütunlarından birini yıkar ve böylece bina yıkılır. samson da diğerleri ile beraber ölür.
troke troke
regina spektor'ın begin to hope albümünün fidelityyi saymazsak en iyisidir. hikaye tam olarak tevrat'ta adı geçen samson'dır. ama sözlerine bakmadan dinlerseniz canınızı çok acıtacak bir parçadır. her regina spektor şarkısında olduğu gibi vokal inanilmaz kuvvetlidir, sanki insanın mutlu olmasına bir türlü izin veremez.


you are my sweetest downfall
i loved you first, i loved you first
beneath the sheets of paper lies my truth
i have to go, i have to go
your hair was long when we first met

samson went back to bed
not much hair left on his head
he ate a slice of wonder bread and went right back to bed
and history books forgot about us and the bible didn't mention us
and the bible didn't mention us, not even once

you are my sweetest downfall
i loved you first, i loved you first
beneath the stars came fallin' on our heads
but they're just old light, they're just old light
your hair was long when we first met

samson came to my bed
told me that my hair was red
told me i was beautiful and came into my bed
oh i cut his hair myself one night
a pair of dull scissors in the yellow light
and he told me that i'd done alright
and kissed me 'til the mornin' light, the mornin' light
and he kissed me 'til the mornin' light

samson went back to bed
not much hair left on his head
ate a slice of wonderbread and went right back to bed
oh, we couldn't bring the columns down
yeah we couldn't destroy a single one
and history books forgot about us
and the bible didn't mention us, not even once

you are my sweetest downfall

(bkz:
)
soyut soyut
10.000 gavuru bir katırın çene kemiği ile perişan ama delilah adlı bir kadın yüzünden şaftı kayan, saçları giden kahraman.
vive la vie vive la vie
tarihsel çerçeveye efendime söyleyeyim dine oturtmayıp kendinize yonttuğunuzda vuruculuğu katlanan şarkıdır.işte bazen cehalet iyidir sayın seyirciler.şu an itibariyle güzelim samsoncuk tevrattan fırmala bir şekil alsa da o benim için hala ilk dinlediğimde çağrıştırdıklarıdır.yaşasın cehalet.
nomennocry nomennocry
dinlediğimde gülümseyebildiğim yegane şarkılardan.
i loved you first i loved you first...
your hair was long when we first met te ilk aşka götürmekle beraber; onunla birlikteyken hiç kızıl olmamış olduğum düşünülürse keşke 'my hair was red' ve onun bana en fazla 2 kere güzel olduğumu söylemesi düşünüldüğünde 'you told me i was beautiful' kısımları olmasaydı daha fazla "benim" olurdu dediğimdir.

delilah kısmını bana gitarıyla çaldığı 'hey there delilah' ile halletti miydik, oldu bu iş bence. onunla alakalı yazdığım herseyi saçma bir sebepten atmış olduğumu düşünürsek de 'bible didn't mention us, not even once not even once' yerine oturmuş olur. gücünü saclarindan alan bir adama aşık olmak..onu hala uzun saçları olmadan düşünemiyorum. ve ilginç birsekilde yüzü hala aklıma gelebiliyor. artık birsey hissettiğimden değil belki; ki muhtemelen değil. sadece:
he was my sweetest downfall
i loved hım first i loved hım first...
eleonora eleonora
filmlere, şarkılara konu olmuş israil'i yönettiği yazılı tevrat karakteri. gücü dillere destandır. israiloğullarını 20 yıl yönetmiş fakat aşık olduğu delila adlı kadının gücünü öğrenebilmek için gösterdiği çaba sonucunda gözleri oyulmuş, hapsedilmiştir. delila defalarca beni seviyorsan gücünün sırrını verirsin demiş, samson başlarda yanlış bilgi verse de sonunda saçları kesilirse gücünden olacağını delila'ya anlatmış, delila da düşmanla bir olup samson'u güçsüz bırakarak teslim etmiştir.
samson iki gözü oyulmuş cezaevinden getirilip halkın ortasında oynatılmıştır. bunun üzerine rab'be dua edip son kez gücümü ver de bir vuruşta öcümü alayım demiş, dileği kabul olmuş. samson ölürken tüm hayatı boyunca öldürdüğünden daha çok insan öldürmüştür.

bu da en güçlü erkeğin bile sevdiği kadının karşısında ne kadar acizleşebileceğini anlatan güzel bir hikaye olsun hepimize.
müdür vekili müdür vekili
gücünü saçlarından alan incil kahramanı.

annesi kısırdır, bir gün bir melek gelir kısır olmana rağmen sana bir oğul bahşedeceğiz, o israiloğullarını savunacak, liderlik edecek. ama koşullar var. yasak temiz olmayan hiç bir şey yiyip içmeyeceksin ve saçını ömrü boyunca hiç kesmeyecek. bu onun işareti olacak ve seçilmiş olduğunu böylelikle anlayacağız der.

yıllar geçer, samson büyür, filistinlilerin saldırıları baskıları da artıyordur. samson vurduğunu uçuruyordur, öyle güçlüdür. en son filistinli bir hatuna aşık olur, evlenir. filistinli kötü adam samsonun israiloğullarından olmasına dayanamadığından samsonun karısını ve ailesini ateşe verir. samson da bunlardan birkaçını bir güzel öldürür. saklanırken bir hatun görür. elinde testi vardır. işte o testili hatun da sonunun başlangıcıdır. o hatun daliladır. aşık olur. kötü filistinli kumandan dalilayı tanıyordur. çağırır. para teklif eder ve samsonun gücünün nereden geldiğini öğrenmesini ister. öğrenir de. saçlarını keser. sonra gelir askerler kolaylıkla samson yakalanır.

bak der kötü filistinli samsona. sonunu getiren bu kadına bak bir daha göremeyeceksin onu der, gözlerini alır. idam edilmek üzere halkın önünde sergilenirken, samson dua eder. tanrı onun duasına kulak verir. gözlerinin çıkmış olmasına rağmen ilk defa bu kadar iyi görüyorum tanrım, şimdi doğruyu anladım, ne olur bana gücümü tekrar ver der. tanrı da verir ve samson sütünları yıkarak bulunduğu mekanı bir sürü filistinlinin başına yıkar. orada da ölür.

(bkz: the bible)