samuel beckett

1 /
yirmiyedi yirmiyedi
13 nisan 1906'da dublin'de doğan roman, öykü, tiyatro oyunu ve televizyon metni yazarı.
ünlü üçleme* * *sini yazarken içine düştüğü sıkıntıdan kurtulmak amacıyla yazdığı godot yu beklerken adlı oyunuyla bilinir.
james joyce'un finnegan ın uyanışı adlı romanının çeviri grubunda da görev almıştır.
watt adlı romanı şu cümleyle biter:
"yazdıklarımın altında sembolik anlamlar arayanların boynu altında kalsın."

beckett 1969 yılında nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sonra parayı alır ve törene katılmayı reddederek tüm ödülü afrika tatilinde yer.
hayatberbat hayatberbat
çirkinliğim konusunda benden geri kalmayan absürd tiyatronun ıonescoyla beraber savaşçısı..absürd karakter tepkisiz insan örneğini meersaultta sınırlı tutan yurdum entellerinin watt adlı şahsiyete bir eğilmelerini şiddetle öneririm..
abece abece
"ama anlama duyulan bu ilgisizlik içinde bu anlam arayışı da ne oluyordu?ve bunun anlamı neydi?nazik sorular bunlar"

cümleleri okunduktan sonra sus ve düşün yapılan yazar
abece abece
"dünyaya gelmeli,doğmalı önce,yani karbondioksitle tanışacak kadar yaşamalı,sonra de teşekkür edip gitmeli.hep bunu düşleyip durmuşumdur.düşten öteye de gidememişimdir hiç.diyeceğim,çok yayım var da hiç okum olmadı benim"

gibi pasajlara sahip yazar
larry flynt aslan parçası larry flynt aslan parçası
bana sadece yazdığını, yazarken kendisinden başka hiçbir şeye yer vermediğini, yani herhangi bir kaygısı olmadığını her satırında hissettiren, tamamen saydam olabilen gözümde belki tek yazardır.o saydamdır da biz saydam değilizdir sanki onu yakalayabilecek kadar.

kendimi kitabına öylece bırakınca sanki beynine giriyorum ama öyle bir yer ki elim ayağım titriyor gibi, elim ayağım yok gibi. anlamak için uğraşılacak şeyler değil yazdıkları.ne anlamak mümkün ne de anlamamak..öylece okumak , bir zaman sonra tekrar okumak. ne mümkün öylece içine dalmak kafasının. sonsuz bir düzlük ama yürümek kolay değil..sanki sımsıkı orman, çalılar çırpılar, dikenler.. nasıl bir haldeysen okurken..bazen okyanus dalgasız kırışıksız, çarçabuk kaldırıp suyun yüzüne çırılçıplak beni güneşe yakması için sunan, yakıcı bir hafiflik hissiyle iliklerime kadar..

ama aslında tüm bu kelimelerin hepsinin anlamsızlığını suratıma çarpan, bu yazdıklarımı hissettiğim şeyleri zerre karşılamayacak kadar yetersiz bırakan; yüz hatlarında, özellikle de gözlerinde adlandırılamayan bir delilik gördüğüm adam.

hiç kitabını okumamışken yıllar evvel bir rüyama girip acayip rüyalarımın en acayibinin baş kahramanı olmuştur. deli ve sonsuz huzur dolu bir bakış, barmen beckett, orada bir yerde ben, evim bar..yanına gitmek, göz göze gelmek, o bakışlar..lavaboda oturan beckett, lavaboda dalgalanan beckett, denizde kayık gibi..belinden yukarısı görünen..o lavabonun suyunun masmaviliği, içine dalıp kaybolması, geri gelmesi..yine bakması delice bir huzurla. yazmakla bitiremeyeceğim, üstüne anlatamamış da olacağım bir rüyadır beckett, nasıl anlatacağımı pek bilemediğim bir yazar.

anlatamamanın sebebi belki okurken düşünmekten, anlamaya çalışmaktan çok bir deneyimin içine girmek, nasıl anlatılır ki?acaba nasıl?
larry flynt aslan parçası larry flynt aslan parçası
üçleme'si (molloy- malone ölüyor - adlandırılamayan) uzun süredir hiçbir yerde bulunamayan yazar. ayrıntı yayınları uzun zamandır( 97'den beri galiba) basmıyor bu kitabı. ayrı ayrı bulmak da çok zor.istedim ki gözümün önünde olsun..toplu öyküleri de bulunmuyor. beckett diyen herkes godot'yu beklesin dursun ama yazarının başka şahane kitapları basılmasın, basılan da kitapçılarda bulunamasın. aslında bu duruma hiç şaşırmamıştım ama çok şaşırmış gibi hissediyorum hep niyeyse.. bu konuda ayrıntı yayınlarına küçük sitem topları fırlatıyorum buradan. fırlattıran yazar.
1 /