sana bakmak

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
heidi
abdülkadir budak şiiri. sadece bakmak fiilinin bünyedeki yansımaları nasıl da güzel anlatılmış, kişinin dizelere ekleme yapası geliyor. sana bakmak üstüne basılmamış karın üstüne atlama isteği gibiydi, gibilerinden... abartmadan şiiri de aktaralım;

göğe bakmak gibi bir şeydi anlaşılan
açık mavi bir göğe, gündüz yıldızları olan

sana bakmak gölde kayık olmaktı
kış günü köy evinde soba olmaktı bir de
yaz günü bir ağacın gölgesinde uyumak
elma soymak gibiydi, kavun kokusu
içimdeki hastaneden taburcu olmak
sana bakmak bana hep iyi geldi
sanki saç örgüsüydün salkım söğütte
sana bakmak güzel olan her şeydi

sokak kedisine şefkat, baltalara merhamet
sana bakmak ağaçlardan yana olmak demekti
bahçe mahkemesinde nergisin tanıklığı
yoksul öğrencilere defterlerdi, kalemdi

heyecanını yitirmiş istasyondum belki de
gelen hiçbir tren beklediğim değildi
yalnızlığa sarılmaktan kurtuldum
çünkü yüzüne baktım çünkü yüzün ay
işıtıverdi birden içimdeki geceyi

sana bakmak yastan çıkıp dörtnala
lunapark şenliğine geçmekti bir bakıma

teneffüs zili kadar sevimli derslerdi yüzün
çiçekten karneyle eve dönmekti
bitmiş gibi konuştum, şaşkınlıktandır
sana bakmak iyi değil, pekiyi
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
seher
çocukken uçsuz bucaksiz gelen
anason tarlalarinin öteki yanindan
esen rüzgarin getirdiği anason kokusuyla
dönen başim(di) sana bakmak;
köyümün bir ucundan diğer ucuna yürümekle
vardiğim okulumun geniş bahçesine
ilk adimimi attiğimda aldiğim
derin soluk(tu);
okul bahçesinde yaptiğimiz resim derslerinde,
bakkaldan aldiğim birbirine yapişmiş
akide şekerlerini ağzimda eritirken
yağsiz pastel boyayla
yaptiğim resim(di);
annemin kuzinede pişirdiği kurabiyeleri
arkadaşlarimla paylaşirken, bir yandan
'aldim verdim ben seni yendim.' adimlarinda en iyi
olani seçmek(ti);
merakına yaktığımız kocaman ateş canlanınca birden
panikle, üstüne basarak söndürmeye çalıştığımda,
bacağıma yapışan naylonun verdiği acıdan çok
anneme babama diyeceklerimi düşünürken
yüreğimdeki korkmak(tı);
köyümden ayrıldığım sabahki keskin soğukta
otobüsün önüne geçen annemin
yalvaran bakışlarına aldırmadan kapattığım gözlerimden yaşlarımı
içime akıtmak(tı);
.
.
.
kocadım, kocaman oldum.
tadı damağımda kalandı sana bakmak,
cesaretsiz korkumdu,
yükle(n)diğim manalar,
doğurduğum çocuklar,
biriktirilmiş sözler,
şahaneler,
sana bakmak görülmeyene edilen sessiz yemindi,
içimdeki everest'i bıkmadan tırmanmak,
her kızdığımda yaşama, maviler doldurmak heybeme,
duvarlarımın sol yanda olanında küçük bir çatlak bırakmak...
sana bakmak,
sana bakmak(tı) işte.
'su'da gördüğüm,
'su'da gördüğün.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
şeytanın gör dediği
muazzam bir yılmaz erdoğan şiiri;

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır

kendi sesinden dinlemek için;


yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın