sana hiç yalan söylemedim

lunedor lunedor
ben dedim bunu birine ve bu söz nefeslikten çıkıp atmosfere karıştığında bile doğruydu. birine dedimki "sana hiç yalan söylemedim", tam giderken gölgesini yüklenmiş sırtına, omuzlarının üzerinden yarım profiliyle tek gözü gözlerime değsin diye ben dedim "sana hiç yalan söylemedim", dursun meçhul sonsuzluğuna meyleden ayakları, düşlerime ziyareti kabuslarıma çevirmesin göz kapaklarıma çizilen resimleri diye sigaradan puslanmış sesimle, bir metre ötedeki kuşu bile irkitmeyen sakinliğimle avaz avaz fısıldadım. durdu batan güneşin önünde yıllarca görsel hafızama kazılacak silüet oldu ve karanlık gözlerinin bakışını hissettim. o'na değil kendi kendime mırıldanıyormuş gibi dürüsttü sözcüklerim "sana hiç yalan söylemedim" dedi çaresiz, yorgun, aç, susuz, buruk, boğuk sesim ve güçlü, kararlı, samimi, yumuşak, ağır ve sorsalar o an dünyadaki en güzel ses "biliyorum" dedi, "biliyorum" dedi ve ayaklarının asfaltı döverek uzaklaşan sesi kulak zarımı titreştirdi. dudaklarım bir kez daha fısıldadı kendimin bile duyamayacağı sessizlikte "keşke söyleseydim" diye. söyleseydim gitmezdi çünkü insan yalansızsa derisizmiş gibi çirkin gelir insana.
ben hiç yalan söylemedim ve hiç övünemedim yalansızlığımla ve yalan insanlara söylediğimin her şeyin yalan olduğunu öğrendim zamanın hoyrat yolculuğunda.

-sana hiç yalan söylemedim.
-aferim...