sanatın ölümü

jouissance jouissance
toplumun ikili işleyişinin (iyi ve kötü; hakikat ve yanılsama; normal ve anormal..) son bulmasından ve kusursuz bir gerçeklik içinde yaşamaya başladığımızdan beridir ikincileri gösteren yaratıcılar ve sanatçıların ölümünden ya da "negasyonist" sıfatıyla küçümsenmelerinden söz etmek mümkün. hem imgesel hem simgesel yok oldu, "fotografın negatif şeridi"nin yok olarak görüntülerin dijitalleşmesi gibi. yok olmadı bile aslında; birinciler ikincilerin oluşturduğu boş mekanları işgal ettiler. geriye kalan tek şey; deliksiz bir gerçeklik, sayısızca çoğaltılabilen "sentetik" imgeler, dijitalleşmenin getirdiği aynının sonsuz çoğalması.

sonra şikayet ediyorsunuz "okuyacak kitap yok" diye, sonra elif shafakh diye bir fenomen var , sonra sonsuza kadar sürebilecek diziler var ve bunlar ancak sona erdiğinde (house'un sona erdirilme kararı gibi) farkına varabiliyorsunuz bir dizi izlediğinizin ve sona erdirilmese sonsuza kadar da izleyebilirsiniz sadece bölüm adları değişip de kendisi aynı kalan bu görüntüleri. aynı içerik sonsuzca tekrarlanıyor; ebedi dönüşün tam tersi.

niye terörizm sanattan önce gelmelidir? günümüzde üzerinde çalışılması (ve eylemsel olarak) gereken soru bu.