şantaj

makteo makteo
birinin kirli çamaşırlarını ortaya dökecek belgeleri ele geçirip, bunları piyasaya sürmeme koşuluyla karşı taraftan çeşitli isteklerde bulunmak*.
natikos natikos natikos natikos
fransızca "faire chanter"dan (argoda öttürmek,konuşturmak) gelen "chantage"ın anlamı tehdittir. etimolojik olarak meali, para karşılığı tehdit etmek olmak şantajın "karşılık" yelpazesi oldukça geniştir.

şantajın anatomik yapısına gelince; üç parçadan oluşan şantajın vücudu, gösteriyi, muhatabına yapan en büyük parça olan "gövde" ile ön plandadır. gözle görünür tüm sebep ve sonuçları barındırır. kolları uzun olabileceği gibi kısacık olup da rastgele eline geçen bir şeyi de kavrayabilir. gövde, fiziki kavrama konusunda başarılıyken, mental kavrama ikinci parçanın maharetidir. yani; "kafa". gözle görülemeyecek minik hacmiyle kafa, gövdenin gösterisini yönetendir. bilinçli şekilde sebep ve sonuçları ortaya koyma, kavrama ve kavratma kadar üçüncü parça, daha doğrusu küçük parçalar bütünü olan "kıç"ı yönlendirme ve "gövde"ye, "kıç" garantisi verme de, "kafa"nın becerileri arasındadır. bu iş bölümünde "kıç" ise; "kafa"nın doyuma ulaşmazsa-ki doyum asıl onun ereğidir, gövdenin değil- harekete geçireceği bağırsaklardan çıkan her tür gürültü ve kokuyu yaymakla mükelleftir. şu betimlemeyle; şantajın epey ucube olduğu aşikar lakin asıl kilit kelime fizikalitede değil, mentalitedir. "doyum".

tecavüze benzeyen şantajın, benzer yönlerini belirtmeden önce; tecavüzü sınıflandırmakda fayda var.
1.fiziksel açlığın güdülediği eylem olarak tecavüz
2.zihinsel açlığın güdülediği eylem olarak tecavüz

şantaj; bu sınıfların ikisiyle de içli dışlıdır. birinci tasnif tecavüzde, elle tutulur bir şey elde etmek isteyen şantajcı, tüm gövdesiyle şantaja maruz kalana yüklenir, reaksiyonla ilgilenmez ve çarçabuk işini görüp giderken, ikinci sınıf tecavüzle ilişkide olan şantajda ise; ehemmiyet arzeden tek şey reaksiyondur. tıpkı direnç görmeksizin tecavüzden zevk alamayacak tecavüzcü gibi. şantajcının "doyum" aradığı yegane konu, sırasıyla direnme, bitap düşme, umutsuzluk ve son tahlilde yalvarmadır.

nispeten daha kolay birinci şantaj terazisinde, karşılığında istenen şeye sahipseniz-ki olmasa şantaj konusu olmazdı- bir kefeye vereceğinizi, bir kefeye alacağınızı koyar ve karar verirsiniz. tekerrür riski daima vardır lakin o örüntü orda bitmiştir. ikincisinde ise; alacak verecek dengesi olamayacağından terazi söz konusu değildir, zira; "doyum" arayan şantajcının ne kadar sürede doyacağı belirsizdir. bu açlık türü hastalıklı olduğundan hem çekeni hem sirayet edeni hasta eder, rayından çıkarır, muhtemel bir kara deliğe sürükler. ileriye mi, aşağıya mı, yukarıya mı gittiğinizi bilmeden çift sarmal dönersiniz. zevk sarhoşu şantajcıdan kurtuluş yoktur.

kanımca şantajcıya bu zevki vermemek, maruz kalma anında "doyum"una hizmet etmemek, hastalıklı hali bitirmese de bir delikte yapışık dönmeyi engelleyecektir. zevkte olan gövdesiye yüzyüze bulunulan an şantajcının kıçı açıkta kalacak ve gövdenin aldığı zevki alamayan "kafa", olaydan kopuk kıçını örtmeye, sağına soluna çeki düzen vermeye çalışacaktır.
azureel azureel
türk ceza kanunu'nda takibi şikayete bağlı olmayan az sayıdaki suçtan biri. tck madde gerekçe dokümanından alıntı yapalım;
- şantaj suçunun oluşabilmesi için, mağdurun zorlanması yeterlidir. bu zorlama karşısında, mağdurun isteneni yapması suçun oluşması için gerekli değildir.
- şantaj suçunun arzettiği özellik, kişinin hak veya yükümlülüklerini kötüye kullanarak haksız bir çıkar sağlamaya çalışması ya da başkasını bir şeyi yapmaya veya yapmamaya mecbur etmesidir.