şapka devrimi

5 /
thrandulin
bu ilginç devrimin bir hikayesini de benden dinleyin. eminim çok hoşlanacak ve çok gururlanacaksınız.

stalin çalışma odasına yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu. vodka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. kafalar iyice dumanlanmıştı.

stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk yarışına girmiş adamlarına çevirerek sordu: -saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, abürokraside ağartmış dostlarım; söyleyin bana; halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?

her dumanlı kafadan ayrı bir ses çıktı. kimisi adaletten, haktan söz etti. kimisi demokrasiden, kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten... stalin, adamlarının izahatlarını beğenmedi, bir kadeh daha vodka çekerek şöyle dedi: -yönetimi eline geçiren hükümdar en yücedir! halkın karşınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım!

hemen hizmetçileri çağırıp emretti: -çabuk bana büyük bir fötr şapka ve bir de tavuk getirin! şaşkın bakışlarla emre itaat eden uşaklar aceleyle bir tavuk ve şapka bulup getirdiler. stalin, kafaları iyice dumanlanmış adamlarının gözleri önünde getirilen tavuğu odanın ortasına salıverdi.

lider: -şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk?”

bakın kaçıyor yoldaş stalin” dedi dinleyenlerden biri.

-nereye! diye tekrar sordu. bir aslan gibi kükremişti yılların eskitemediği büyük önder.

derin bir nefes aldıktan sonra nicedir elinde duran şapkayı kaldırıp tavuğun üzerine doğru fırlattı. amacı tavuğu şapkanın içine hapsetmekti ancak tavuk gelen şapkadan keskin bir manevrayla kurtuldu. çok sinirlenen stalin, masadan mağrur adımlarla kalkıp tavuğun üzerine üzerine yürümeye başladı. onu kendi elleriyle yakalayacaktı. tavuksa tehlikeyi fark etmiş ufak ufak kaçmaya başlamıştı bile...

ilk denemesi başarısız oldu. ikincisi de. bu denemeler çok geçmeden amansız bir kovalamacaya dönüştü. stalin elinde fötr şapkasıyla tavuğun peşinden koşuyor ama tam yakaladım derken tavuk her defasında bir yolunu bulup stalin'in elinden kaçmayı başarıyordu. stalin'se tavuğu yakalayamadıkça sinirleniyor ve ona ağza alınmayacak küfürler savuruyordu. odadakiler şaşkındı. kimse stalin'in ne yapmak istediğini anlayamamıştı.

o sırada durumun vehametini kavrayan uzun boylu genç bir muhafız tam önünden geçen tavuğa sağlam bir tekme aşketti. darbenin etkisiyle havaya uçan tavuk önce svaroski kaplama kristal avizeye sonra da doğu cephesine bakan büyük pencerenin camlarına çarptı. sersemleyen tavuğu ani bir müdahaleyle yakayıp stalin'e uzattılar. herkes rahatlamıştı. tavuk peşinde koşarken kan ter içinde kalan stalin kovalamaca sona erince rahat bir nefes aldı. etrafına dizilmiş insanlara buğulu gözlerle şöyle bir baktı ve sağ cebinde her zaman taşıdığı ekose desenli kızıl ipek mendilini çıkarıp yüzünü sildi. ardından şu sözleri söyledi:

-işte bu gördüğünüz yoldaşlar, alın teridir.

odadakiler hep birlikte alkışladılar. -masama getirin. dedi ardından.

-yoldaş tavuğu tam masamın üzerine getirin!

büyük mareşal bir kadeh vodka daha yuvarladı. ardından tuttuğu şapkayı tavuğun üzerine geçirdi. ancak tavuğun cüssesi şapkanın içine giremeyecek kadar büyüktü, belli ki iyi beslenmişti. kremlin'deki tüm hazineyi bu tavuğa mı yediriyorsunuz diye mırıldandı sessizce. yanıbaşındaki muhafız, “bi şey mi dediniz yoldaşım” dediyse de ona aldırış etmedi. bastırdı, taki tavuk şapkanın içine tamamen hapsolana kadar. ağızları bir karış açık kendisini izleyen dostlarına bakıp, şu tarihi nutku attı stalin:

-yoldaş tavuğa iyi bakın dostlarım. şimdi hiçbir yere kaçamaz. işte halk dediğimiz güruh da bu tavuktan pek farklı değildir. eğer kafasına bir şapka koymayı akıl edebilirseniz, yönetmek çok daha basit olacaktır! derin bir sessizlik oldu.. lider sözlerini şöyle tamamladı:

-tüm bunları çok önceden gören güneydeki büyük devrimci mustafa kemal'e selam olsun!

stalin'in sofra dostları hayretler içinde kaldılar. -vay anasını birader, adamdaki akıla bak diye başlarını salladılar. yaşasın stalin! yaşasın mustafa kemal! yaşasın spartak moskova! diye bağırdı biri. alkışlayanlar da oldu.
5 /