şarabın yasaklanması

benim kalbim temiz benim kalbim temiz
bir gün savaşa gideceğiz, hava sıcak eriyoruz. çıktık yola gidiyoruz. öğlen oldu bizimkilere hele durun bir şeyler yiyelim dedim. durdular, yedik içtik vs. ben o zamanlar çok içmiyorum tabii.

neyse çocuklar içiyorlar, kafalar güzel. bizim komutanın karısının develeri falan var, savaşa giderken onun develeri kiralamışız. çocuklar diyor ki lan amk savaşa gidiyoruz bize et lazım, kuvvet lazım. yatırıp devenin birini kesiyorlar. çevirip yiyorlar.

bir döndüm ortalığı kan götürüyor. komutan karısından korktuğundan deveyi kesen askeri öldüresiye dövüyor. sonra da şarap marap yok amk deyip şarabı yasaklıyor orduda. ordu da 50-60 kişi zaten.

işte şarap böyle yasaklanıyor zabuland'de.
dumrul dumrul
mustafa öztürk'ün bu konudaki tespiti de çok şahanedir.

özetle diyor ki: "mekke'de o dönem hedonizm kaynaklı iki temel problem vardı. birincisi oğlancılık çok yaygın, ikincisi adamlar içip içip sapıtıyorlardı. bu nedenle de muhammed (m. öztürk elbette allah diyor) düzeni sağlayabilmek için hem tüysüz erkek çocuklarla cinsel ilişkiyi hem de şarabı yasaklamış ancak ahirette bu ikisinin de bol bol verileceğini söyleyerek yasağa karşı tepkileri yatıştırmıştır."


üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
bence olabilir amk. üzüm denilen nimetin şarap gibi tadı sirkeden hallice bir zıkkım için israf edilmesine karşıyım. hazırlanması ayrıca mide bulandırıcı zaten. insanda biraz tadı ağız tadı olur, birası rakısı votkası cartı curtu dururken alkollü sirke ne ya?
kurbanım aman kurbanım aman
şarap deyince aklımıza gelen ilk şairin kitabının -bu bir şiir kitabıdır ve yüzyıllar evvel yazılmıştır- incelenmesi için birileri tarafından karıştırılması ve aralarından birinin ''ben bu adamı tanıyorum, terörist değil'' dedikten sonra geri bırakılması anısına baktığımızda, şarabın yasaklanması da manidar olacaktır elbette...