şark

benden bu kadar benden bu kadar
musallat, hiç göz açtırmaz da garbın kanlı kâbusu,
asırlar var ki, islamın muattal, beyni, bâzusu,
"ne gördün, şark'ı çok gezdin? " diyorlar. gördüğüm yer yer

harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,
yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,
bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar
tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler
riyâlar, türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler
örümcek bağlamış, tütmez ocaklar yanmış ormanlar
ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar
cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar
"gazâ" nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar
ıpıssız âşiyanlar kimsesiz köyler çökük damlar
emek mahrumu günler fikr-i ferdâ bilmez akşamlar.

mehmet akif ersoy / 1918.