schrödinger in kedisi

1 /
metuss metuss
ünlü fizikçi erwin schöridengir in kuantum fiziğinin bazı hatalı kısımları olduğunu göstermek için tasarladığı hayali bir deney...
alev alatlı nın 2 ciltlik bilim-kurgu romanı...
vishnu vishnu
kuantum fiziği tarihinin belki de en ünlü düşünce deneyi schrödinger'in kedi paradoksudur. schrödinger, paradoksunda, kuantum mekaniksel bir parçacığın iki farklı durumu aynı anda eşit olasılıkla taşıyabilme yeteneğini kullanıyor. "iki halin üst üste gelmesi" makro dünyaya yansıtıldığında, içinde çıkılmaz bir sorun yaratıyor.

düşünce deneyinde, bozunup bozunmadığı dışarıdan bilinemeyecek, uyarılmış bir atom ile bir kedi aynı kutuya kapatılıyor. atom bozunacak olursa bir tetikleme mekanizması aracılığıyla bir siyanür şişesini kıracak ve kediyi öldürecektir. kuantum mekaniğin kapsamında son derece sıradan diye nitelendirilebilecek biçimde, atom, hem bozunmuş hem de bozunmamış sayılabiliyor. bundan yola çıkarak, kendisi de atomlardan oluşan kediyi de hem canlı, hem de ölü sayabilir miyiz? henüz kimse bu soruya herkesi tatmin edebilecek bir yanıt bulamadı.
kayser sozer kayser sozer
almanya'da kendi halinde yaşayan ve sıradan bir memur olan thomas schrödinger'in "mascuka" adındaki kedisidir. iş bağlantıları nedeniyle tanıştığımızdan bu tanımın son derece güdük ve kişisel kaldığının farkındayım. fakat bacakları siyah, karnının ak ciğer boşluğuna yakın tarafında doğum izi olan, eklem yerleri içe doğru kavisli, el ve sırt kısmı nefti yeşili olan son derece cins ve sevimli bir kedi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
şair eşref çıkmazı şair eşref çıkmazı
bugün yine anlattı. ve ben yine anlamadım. geçen sene kalmıştım bu dersten, alttan alıyorum ve yine mayıs ayının ikinci haftasının salı sabahı tıpkı geçen seneki gibi tekrar anlattı hoca bu deneyi. ha dersin alakası yok schrödinger'in kedisi'yle ya da kendisiyle. ancak laf dönüp dolaşıp nasıl oluyorsa kuantum'a geliyor ve hoca sınıfa önce sorup ses çıkmayınca da kendi anlatıyor deneyi, iki seferdir(öncesini bilmiyorum). ben hiç anlayamadım bu olayı, ne o derste ne de mesela sözlükte okuduğumda hiç bir anlam veremiyorum. "ee nolmuş?"tan başka bir tepki geliştiremedim henüz. necip fazıl'ın poetikasında bir sözü vardı. şöyle; "arı bal yapar fakat balı izah edemez. ağaçtan düşen elma da arz cazibesi kanundan habersizdir. şairi cemat, nebat ve hayvandaki vasıflar gibi, kendi ilim ve iradesi dışındaki içgüdülerle dış tesirlerin şuursuz âleti farzetmek büyük hata..." deyu. bu sözü ucundan da olsa anladığımı düşünüyorum mesela. arı ve elmayı seçerek elde olmayışa değiniyor. tabiattan iki özne üzerinden onun sübjektifliğinden, acziyetinden dem vuruyor. ancak şair burada şiirin, şairin acziyetini açıklarken onu aşığalar bir ifadeye girmiyor kesinlikle. başka bir şair cahit zarifoğlu'nun deyişiyle "barajdaki su, kendine bırakılmış kanallardan akar. insan bütününün arkasında bekleyen şiirin aktığı kanallar değil mi şair?" sözünü kapsayan bir söz. başka bir bakışla ise bu fikri öteleyen bir söz. anlayabildiğimi umduğum bir konu üzerinden giderek anlamaya çalıştım kuantumu ya da kuantumun zaafını, schrödinger'i bugün. ve biraz başardım sanırım. aslında "neye göre?". birazcık anlarken kafam daha çok karıştı. ve tek bir paragraf hiçbir yerinden bölemediğim...
nickim elli karakteri geçemezmiş çok bilmişsin sen nickim elli karakteri geçemezmiş çok bilmişsin sen
her kedi gibi yemek yiyen, zıçan, mart ayında miyavlayan, şöyle böyle sıradan bir kedi işte. ama işin en boktan yanı kedinin ölüp ölmemesi belli değil. bu deneyde insanın her zaman sadık dostu olan, öl denildiği anda seve seve canını bile verebilen köpek yerine kedi gibi dokuz canlı bir hayvanı kullandığı için erwin schrödinger'i kınıyor, bilimadamı olmuşsun ama adam olamamışsın diyoruz. nankör hayvan işte, itaatkarlık sıfır. götte patlar böyle...
1 /