sedat bayseç

sessiz manivela fabrikası üretim hatası şahmerdan sessiz manivela fabrikası üretim hatası şahmerdan
gaziantep üniversitesi makine mühendisliği bölümde profesördür kendisi. garip bir insandır. acayip hızlı yürür yürüken de etrafındaki her şeye bakar, böyle hızlandırılmış gibi. arabasız formulayı kazanır öle hızlı yürür, birde ışınlanma özelliği vardır, bakarasınız dersliğe doğru geliyor koşarak gidersiniz sınıfa tahtayı silmeye başlamış, yavaş yürüyen öğrencilere kızar, yere izmarit atan öğrenciye yerdeki tüm izmaritleri toplatır.

bir bakarsınız papyon takmış, bir bakarsınız üstü başı yağ içinde tornada çalışıyor. sakızı ile meşhurdur(son zamanlarda göremiyoruz sakızını).

ders anlatırken the ve so gibi kısa bağlayıcı kelimelerde takılır bazen, eres söylemezin öğrencisidir, derste devamlı ondan bahseder, birde meşhur ingilterede 100 alma olayı vardır onu da hep anlatır. sınavların sonuçlarını okumaz hatta bazı rivayetlere göre ilk sınavları hiç okumaz. yazısı güzeldir, şekilleri güzel çizer, derse sadece kalemle gelir, bazende hesap makinesi, bir eli cebinde ağzında kırmızı kalem yazı yazıp ders anlatabilitesi vardır. ortalamanız 3 ün altındysa sizle yüz göz olmaz, hatta hiç konuşmaz. özgeçmişi bir sırdır.

derslere hep geç gelir ama hep ve blok yapar 120 dakika. bir insan 120 dakika hipotenüs anlatır mı sorusuna cevaptır. hafta içi derse gelmediğinde haftasonu erken saate ders koyar,
gitmezsiniz.

87 yada 88 model renault 12 sedan arabası vardır, çamurluğu paslanmış ama motoru iyi durumda, vel hasılı kelam garip adamdır.
ttk ttk
so so so the the the
düşünce hızı aktarma hızında milyon kat fazladır bu yüzden sık sık takılır
bi kaç işi aynı anda yapar ders anlatırken elindeki imza kağıdını okur
dersinde sözünü kesip soru sorarsanız ters cevap alırsınız ama dersi bitirce sınıfın içinde dolaşıp sorusu olan var mı diye dolaşır
farklı bir kişilktir ama iyidir
i have found a nickname i have found a nickname
okula başladığım ilk aylarda, tüm merkezi dersliğin önünde beni itin götüne sokmuş kişiliktir. makina mühendisliğinde profesördür. makina mühendisliği bölümü de merkezi dersliğin tam karşısında yer alıyor. bir işim vardı makina'da. sigaramdan hüüüüp diye bir nefes aldım ve sigarayı elimden atayazdım ki arkamdan bir ses;

- atmaaa!

(attı)

- al o sigarayı yerden.

arkamı döndüm ve karşımda fransız restoranından çıkmış bir şef garson halisülasyonu gördüğümü sandım. o nasıl bir papyondur hacı? onu bunu siktir et, papyon nedir hacı? hayır, hesabı ödemeyi mi unuttuk acaba diye tribe giriyor insan. ne bileyim ben onun profesör olduğunu amk.

eğildim ve sigarayı yerden aldım. merkezi derslikteki bütün arap bacılar camdan bakıyor. hayır, yağmur da yağmıyor, seller de akmıyor. girsenize lan içeri ibneler.

- bütün izmaritleri topla.

haydaa, garsona bak amına koyayım. tamam şefsin de, bu göt kalkıklığı nedir? henüz bilmiyorum tabi ben onun sedat hoca olduğunu. oradaki çocuklar uyarıyor beni sonradan; "aga aman diyek, bak bu sedat hoca. aman!"

neyse ne, makinada okumam etmem, sülalem raad. lakin o gün böyle de bir anı yaşadık kendisiyle. hoş oldu mu? tabi ki hayır. ha bir de "sen köylü müsün sigara içiyorsun? üzülüyorum yani, yazık. köylü müsün ha? köylü müsün?" şeklinde haykırışları hala daha kulaklarımda çınlar durur. köylü milletin efendisi değil miydi amk? olaya bak la...