sefa pezevengi

1 /
the weakest link the weakest link
hayattan zevk almayı bilen, keyfine düşkün olan insanlar için kullanılan ve ağıza çok yakışan tamlama.
misal bu kişiler yemek yaparken daha lezzetli olsun diye 2 saat harcamaya veya küvet dolsun diye yarım saat beklemekten gocunmazlar. yatakları tam ortopedik ikiz yatak, telefonları "push to talk", keyifleri gıcırdır.
spyder spyder
2 yaşında zirvesinin* olduğu gün önce gerekli şeyler'e gidip aylık çizgi romanımı alacak - reklam sıkıştırıyorum mütemadiyen, adamların haberi yok - oradan mekana geçecektim. beşiktaş vapuruyla karşıya vardım. hava kapalıydı ama sıkıntılı da değildi hani. yağmur boşanmıştı kısa bir süre önce. bu rahatlıkla tıngır mıngır otobüs duraklarına ilerledim. 30m hattının otobüsüne binecektim. gittim, girdim sıraya. zaman akıyor lakin ortada otobüs yok. kuyruk da uzadıkça uzuyor. üç vakit sonra 30a geldi. öyle korktum ki 30m geldi diye... 30a ile 30m yan yana aynı yerden kalkıyordu. öyleydi yani. bir baktım kuyruktaki herkes 30a'ya binmeye başladı. lanet olası 30a'nın kuyruğuymuş meğer. bozuntuya vermedim. biraz daha dolandım ortada. yok hacı. 30m'ye dair hiçbir şey yok. dayanamadım gittim bilet bayiine. berserk adam anlamadı dediğimi.
- arkanda işte
- yahu o 30a, ben 30m diorum
adam bu sefer de tribale döndü, eliyle işaret ederek:
- ileri git orda görürsün
hasbinallah çekerek yürüdüm. 30m'ye yeni durak yapmışlar. ama eski yerinde hala 30m yazıyor. öyle bi duruma denk gelmişim.

yağmur çiseliyor bir yandan. kapüşonum kafamda. bezmişim beklemekten.

bu 30m'nin yeni durağı tam denize bakıyor. önü de açık. karşısı şu üsküdar iskelesinin yanındaki açıklığa denk geliyor. orada işte denize doğru 30 derece açıyla bakan tarihi dökme toplar var (salla hocam dereceler, dökmeler kimse çakmıyor. bi de 30'a karşı obsesif gördüm kendimi ah ha ha. iğrençleşmeye başladım, parantezi kapatalım). öylesine şapşal şapşal bi sağa bi sola bakarken topların civarında bir herife gözüm takıldı. 25-30 yaşlarında (bak yine otuz ya cık cık). uzun, iri. hayvan gibi de göbekli. hani şu balkon göbek denenlerden. göbek değil ortakyaşar mübarek. bir değil beş alien fırlayabilecek hacimde. "serseri" sözcüğü tipine bakılarak tanımlanmış sanki. o derece berduş, o derece hırpani. kafada paçavradan farksız bere ve 3-4 haftalık sakal... ne kadar içtiğini kestiremiyorum ama o cüsseyi yalpalatıcak miktarda birayı göbeğine indirdiğini tahmin etmek güç değil. bilincini evde ya da sabahladığı köprü altında bırakmış. kaplumbağa mı desem, slow motion mı. ağırlaşmış iyice. bir adım atıyor. duruyor, soluklanıyor.

neyse herif geldi sendeleye sendeleye bu toplardan birinin karşısına geçti, dikildi. topun arkası durağa, önü denize bakıyor. adam da ön tarafında topun. güzel abim pantolonunu şöyle yavaaaşça bi sıyırdı önce. sonra aynı hantallıkla donunu indirdi. ama aynı filmlerde olduğu gibi tam çüküne denk gelen yer topun arkasında kaldı, namahrem yeri gözükmüyor. başladı topun ağzına işemeye. ohhh yüzüne de bi rahatlama yayıldı. işediii, işediiii, işedi. herkes bakakaldı. kadınlar, çocuklar, bir sürü insan etrafta...

arsız olanlar espri patlatıyor: "yürü be abi", "ovv abime bak helal olsun"
kadınlar yüz göz çeviriyor, arada kesik atıyor.
beyamcamlar tövbeestağfirullahlar çekiyor, bir yandan da gözleri parlıyor. yozlaşan topluma dair dillendirmeye başlayacakları nutukların temelini hazırlıyorlar. nasıl da ballandıra ballandıra anlatır köftehorlar.

neyse efendime söyleyeyim; iri, göbekli ve hırpani kılıklı arkadaşım sakalını sıvazlayıverdi, hoyratça karıştırdı. sonra yavaştan kesesini topladı. şöyle alttan yukarı doğru bir yaylandı, güzelce yerine oturttu takımı. istifini bozmadan ağır ağır soluna döndü. iki-üç adım atıp durakladı. deniz havasını ciğerlerine doldurdu. elini cebine atıp çer çöp haline gelmiş sigara paketini çıkardı. eğrilmiş bir dal çekiverdi, ağzına yerleştirdi. öbür cebinden çakmağı çıkardı. eliyle rüzgardan koruyarak birkaç denemede anca yaktı sigarasını. hafif sendeler gibi oldu. toparlandı. açtı bacaklarını omuz genişlğinde. dikildi bütün heybetiyle rüzgara karşı.

o an o meydanda senden keyiflisi var mıydı hey gidi sefa pezevengi...
kent kent
ismi ile müsemma, her dem kafa siken, meşgalesiyle ünvanı arasında benzeşim olmamasına karşın pazarlamacı sıfatlamasını hak eden kimliksiz.
aegis aegis
zat-ı muhteremle yaklaşık 12 yıllık hukukumuz vardır. salya sümük okul bahçesinde top peşinde koşarak başladığımız hayat serüvenimize, kız peşinde koşarak devam ettik. yeri geldi beraber içtik, sapıttık, kustuk, eğlendik. kendisini anlatan ve açıklayan bir nick seçerek okulumun adını taşıyan sözlüğe gelmiş ve beni onurlandırmıştır. öperin.
afiker afiker
pi = 3,141592653589793238462643383279502884197169399375 10
58209749445923078164062862089986280348253421170679
82148086513282306647093844609550582231725359408128
48111745028410270193852110555964462294895493038196
44288109756659334461284756482337867831652712019091
45648566923460348610454326648213393607260249141273
72458700660631558817488152092096282925409171536436
78925903600113305305488204665213841469519415116094
33057270365759591953092186117381932611793105118548
07446237996274956735188575272489122793818301194912
98336733624406566430860213949463952247371907021798
60943702770539217176293176752384674818467669405132
00056812714526356082778577134275778960917363717872
14684409012249534301465495853710507922796892589235
42019956112129021960864034418159813629774771309960
51870721134999999837297804995105973173281609631859
50244594553469083026425223082533446850352619311881
71010003137838752886587533208381420617177669147303
59825349042875546873115956286388235378759375195778
18577805321712268066130019278766111959092164201989 ........ yerine piyi 3 alan kişidir.
1 /