şehvetiye tarikatı

elcordobez elcordobez
her ne kadar kendisi tatlı su muhalifi bir gazeteci olsa da saymaz gerçekten ülkemizin araştırdığı konulara fazlasıyla hakim ve zeki bir kalemi. bu kitap da beklediğimden daha cesur ve nitelikli bir yayın olmuş. kendisini kutlarım.

kitapta tarikatlere hortumlanan nice kamu kaynağından, porno yapımcılarını bile pürü pak bırakacak iğrençlikte tarikat sapıklıkları anlatılmış. ve saymaz bunu gerçekten de islam dinini de, gerçek dindar insanlarımızı da incitmeyecek bir ustalıkla yazmış.

işin şöyle bir ilginç tarafı var. bu kitap 90'lı yıllarda yazılsaydı halkta büyük bir öfke ve tepki oluşurdu. bugün hiç bir iğrençlik kimsenin skinde bile değil. insanlar pisliğe mi yabancılaşmış yoksa pisliğe korkunç bir şekilde alışmış mı tartışmasını sosyolog dostlarımıza bırakıyorum.

işin benim için teselli kısmıysa şudur. bu kitap doksanlarda yazılsa kesin saymaz'ın arabasına bomba konulur katletilirdi. bugünse şaklaban tarikat şeyleri kendisiyle canlı yayına çıkıp reklamlarını yapmakta.
akrep kadın akrep kadın
dün elime geçti. bugün şöyle bi bakayım deyip yarısını okudum. zaten 114 sayfa. ama hemen bitsin istemedim ara verdim biraz. muhtemelen akşam bitiririm.
trajikomik hikayeler. ve bunlar gerçek. kaynakları da belirtilmiş zaten.
bence halk olarak duygularımızı(dini, milli, cinsi) kesip atmalıyız.
bu kadar mercimek beyniyle adam sömürenlerw sahip başka ülkeler de var mı bilmiyorum.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
son iki yılda okuduğum kitapların belki dörtte biri islam ile ilgili. insan onlarla empati kurmaya çalıştığında bile keçileri kaçırma noktasına geliyor. bu kitabı da okursam herhalde deli cevat gibi çüküme kol saati takıp sokaklarda çırılçıplak koşarak "hububat fiyatları, hububat fiyatları, neymiş bu hububat fiyatları?" diye bağırırım.

namuslu ve ahlaklı müslümanlar bu tiplerin gerçek islamı temsil etmediğini söylerken biraz haklılar bence. bunlar bambaşka manyaklar. ne kupa manyaklığı, ne de şampiyonluk manyaklığı; bu manyaklığın tarifi çok zor.
tirilaylaylay tirilaylaylay
öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitabı okurken ve okuduktan sonra, bir süre müthiş bir motivasyon kaybı yaşadım ve ruh halimin pozitife dönmesi için sevdiğim herhangi bir şarkıyı açıp; son ses dinlemem gerektiğini düşündüm. gerçekleri bilmek, olayın tehlikesini ve mahiyetini tam olarak kavramamıza yetmiyor çünkü. biliyoruz varlıklarını, haberdarız onlardan ama günlük sohbetlerimizin bir kısmında sadece sohbet konusu olarak var oluyorlar. sonra da pufff! uçup gidiyorlar hafızalarımızdan. dehşet hikayelere ve çok çarpıcı gerçeklere yer veriliyor. kitabı okumaya devam ettiğinizde; "bu eylem de çok anormal değil aslında" düşüncelerine kayıyor beyniniz, çünkü çok fazla aynı örneğin değişik karakterli versiyonlarını okuyor ve zihinlerinin yönetilme şekline hak vermeye başlıyorsunuz. her şey çok radikal ama aynı zamanda çok normal gibi. okudukça her şey çok normalleşiyor. her şeyin bir eğitim sistemi olduğu gibi bunların da bir eğitim sistemi var ve hiçbir şey bilmemeye dayanıyor sistemleri. birçok tarikat şeyhinden ve pirinden bahsediliyor, özellikle 2 isim ön plana çıkıyor. özünde, ilkokul mezunu, arapça bilmeyen, kur an ı doğru düzgün okumayı bilmeyen, deli cahil insanların rant edebiyatını okuyorsunuz. birçok kimse bu yaratıklar kadar para kazanamıyor.

türkiye' deki cemaat, tarikat tehlikesinin boyutunu biraz daha iyi görebilmek için alınıp okunabilir. kaynakları da ortadadır. tekke ve zaviyeler kanunun yetersizliğinden dolayı istismar hikayeleriyle dolu apaçık örnekler var. yazarın savunduğu nokta da kanun değişikliğine gidilmesi gerektiği. dib' in de, tarikatların kontrolünün sağlanmasının gerekliliği yönünde açıklamalarına yer verilmiş çünkü merdiven altı durumdalar ve denetimleri yok/ çok zor. 118 sayfalık kısa bir kitap olsa da; tehlikenin boyutlarının daha iyi farkına varılmasını çok kolaylaştırıyor.