sekülarizm

1 /
markrenton markrenton
laikliğin daha gelişmiş modeli. din devlet içerisinde özerk bir yapıya sahiptir ve "dinden devlete gelen bir tehlike yoktur", yani din ve devlet barışıktır.
abd'de uygulanan sistemdir
neyleyimsenyoksaneğer neyleyimsenyoksaneğer
sekülerlik latince "secularity" sözcüğünün ingilizce kanalıyla dilimize geçmiş bir şeklidir. "secular'
sözcüğü, latince'de ki "şu anki çağ/zaman" anlamına gelen "seaculum" sözcüğünden türetilmiştir. "seaculum" sözcüğü de latince'de 'dünya' ve 'zaman' sözcüklerini çağrıştıran bir sözcük olup, yunanca'daki "aeon" sözcüğünün latince tercümesidir. türkçe de ilk defa kullanılmaya başladığı yıllarda genellikle, asrilik, laiklik vs. gibi anlamlarda kullanılmış fakat sonraları bu karşılıkların bir takım eksik ve sınırlı tanımlar içerdiği düşüncesiyle bu karşılıklar yaygınlık kazanmamıştır.
sekülerlik (secularity): dünyevileşme; dikkatleri yalnızca bu dünyaya, bu dünyadaki şeylere yoğunlaştırma anlamına gelir.
kendi çapında bir çember kendi çapında bir çember
avrupada rönesansı hızlandıran ve lokomotif haline gelen sekülerizm, sekülerleşme yani manevi boyutu sosyal olgular içine terkedebilme düşüncesidir. biraz daha açmak gerekirse; ülkemizde hergün tartışılan laiklik kavramıyla aynı tabanda ama zıt fikirler içerisindedir demek yanlış olmaz.. ancak laiklik modern devlet olgusudur, dini duyguları devlet hassayitine sokmamaktır. rönesans olgusu ise son derece basit sekülerleşmeye sebebiyet vermiştir. insanlar maddiyata önem veren aristokrat sınıfını kilise yönetiminde yani buyruk altında bulmuşlar, dünyevi işlerin ve uğraşların aslen maddiyat değilde manevini boyutunu inceleyip insan olgusu diğer anlamda düşünen varlık kompozisyonunu oluşturmuşlardır beyinlerinde. zaten halihazırda ressamlar ve edebiyatçılar verdikleri eserlerle bu tavıra bürünmüşlerdir. amacı insanların baskı altında olmaksızın beyinleri ile dünyevi oluşumu yorumlayabilme ve din kavramının sosyal bir statü olmadığını ve aristokratlarla aynı cennet ve cehennemde yer alabilmenin, o zaman ki koşullarda üst egosunu tatmin etmekten başka bir şey olmadığının göstergesidir..
recai pengül recai pengül
vakti geldiğinde hacca giden dini bütün bir iş adamı borç harç işlerinde islamın kurallarını uygulamak yerine mevcut ticaret yasaları ve borçlar hukukun gereklerini yerine getiriyorsa ticarî yaşamında sekülerdir diyebiliriz. bu davranışı hayatının her alanına uygulayan bir insan seküler insandır. böyle yaşayan insanlardan müteşekkil bir toplum da seküler bir toplumdur.

dünyevileşme anlamında kullanılan sekülerlik doğada mucizeyi kabul etmeyen bilimsel yöntem ile de paraleldir.

(bkz: seküler islam)
(bkz: seküler müslüman)
pandimonium pandimonium
ilk önce laiklikle arasındaki ayrımı iyi yapmak gerek. sekülarizm laiklikten farklı olarak toplumsal bir kavramdır, laiklik ise siyasi bir kavramdır. klişe anlamda bildiğimiz laiklik devlet yönetiminde dinin devlet işlerinden ayrı tutulma durum iken sekülarizm toplum içerisinde güncel pratiklerden dinin ayrı tutulmasıdır. seküler olan toplum laikliktir ama laik olan devlet seküler olmayabilir.
aşmış adamı aşan adam aşmış adamı aşan adam
laiklikle arasındaki fark dini yok sayan bir düşünce sistemi olmasıdır.
yani laiklik, dinin varlığını ve toplumsal etkilerini kabul eden ama devlet üzerinde herhangi bir otorite kurmasının önüne geçen aynı zamanda dini alana müdahale etmeyen bir sistemken sekülarizm; dini etkileri ve inanışların gerektirdiklerini yok sayan bir sistemdir.

laikliğin din üzerinde devlet otoritesi kurmak gibi tanımsal bir yönü de yoktur. sadece yanlış uygulamalar vardır.
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
"... ne var ki, türkiye'de bazen/kimilerince bu iki terimin farklı 'laiklik' anlayışlarının karşılığı olduğu ileri sürülüyor ve din ve devlet ilişkileri bakımından sekülarizmin daha 'yumuşak', laikliğin ise daha 'baskıcı' bir siyaset anlamına geldiği savunuluyor. halbuki, laiklik ile sekülarizm terimleri arasında, birincisinin fransızca, ikincisinin ingilizce kökenli olması dışında bir fark saptamak mümkün değildir. herhangi bir ingilizce-fransızca sözlüğe bakıldığında 'secularism'in karşılığının 'laïcité' olduğu görülecektir.

buna karşılık, laiklik ilkesinin uygulaması bakımından -tıpkı demokrasi, özgürlük ya da sosyal devlet konularında olduğu gibi- ülkeden ülkeye farklılıklar olduğu da doğrudur. örneğin, laik bir devlet kendi yasalarını dine dayandırmamakla yetinebileceği gibi, dinin toplum yaşamına egemen olmasını engelleyici daha 'aktif' bir tutum da benimseyebilir." (sabuncu, yavuz, anayasaya giriş, 2009 ankara; s.135-136)
karda iz süren karda iz süren
türk toplumunun büyük bir kısmının yüzyıllık bir süreçte sekülarleşmesi avrupa toplumunun ve sosyologlarının bile hayret ettiği bir durumdur herhalde.kapitalizmin hayatı hızlandırmasıyla, başı dönen ve bu durumla başa çıkamayan kesimlerin, umutlarının bu dünyadan ibaret olduğunu görmek kabul edilecek bir durum değil.milli kültür zaten sistemsel olarak, yeni bir toplum yapısına geçilmesiyle silinmişti. dinde bu süreçte sistematik olarak,gericiliğin elebaşı olarak görüldü.o süreçte dine yapılan bu dışlama,toplumu hastalıklı ve tüm aradığını dünyada bulacağını sanan bireyler haline getirdi. hastalanan toplum, yarış atı yetiştiren eğitim sistemine dahil olunca,tek gerçeğin sonuç olduğuna inandı. eğitim dışında kalan tüm vaktini boş vakit olarak gören bireyler,kendisini karakter ve dünyagörüşü olarak geliştirmek yerine,boş vakti kapitalizmin pompaladığı popüler uğraşlarla harcadı. hem sekülarleşip dini dışlamış hem de sonucu önemli olarak gördüğü için eğitimsiz ve düşünme fonksiyonlarını bile yitirmiş jenerasyonlar ortaya çıkıyor. popüler olarak pompalanan tüketimsel kapital bilgilerin hem bireysel hem de toplumsal olarak tek tip dünya insanı yarattığının bile farkına varamayan bir nesille karşı karşıyayız. öze dönüş çarışımları yapmanın ne kadar anlamsız olduğunun,iyi kötü iletişim dersi almış insanlar farkındadır.dünyada hergün batıdan doğuya yapılan haber ve bilgi akışı miktarı,doğudan batıya yapılanın en az 10 katı.i̇nternetin götürdükleride getirdiklerine nazaran bu istatistiklere sahip.sekülarizmin 18. yüzyılda avrupada olan etkisini, 20. yüzyıl ve 21. yüzyılda ülkemiz en etkin şekilde yaşadı ve yaşıyor. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ama o kadar çok şey değişti ki korkmak bile anlamlılığını yitirdi.
kilise memuresi kilise memuresi
sekülerizm veya sekülarizm; toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket.

siyasi anlamda, sekülerizm din ve devletin ayrılmasıdır ki bu din ve devletin birleşmesi olan teokrasinin zıttıdır.

seküler etik, dini, doğaüstü veya ilahi temeller yerine pozitif, bilimsel ve rasyonel temellere dayanan etik anlayışları için kullanılan bir terimdir.

devlet biçimi olarak sekülerizm, teokrasi yerine seküler bir devlet biçiminin tercih edilmesi, savunulmasıdır.
1 /