selahattin demirtaş

96 /
harmonai harmonai
hayallerde yaşamaya devam edenler için kahraman, halk adamı vesairedir. şu an iktidarda olanlar üç oy devşirmek için abdullah öcalan'a ve onun siyasi uzatmalarına kadar düştü diye terör seviciler kahraman olmuyorlar. cidden okurken hayretler içinde kalmaya devam ediyorum. bir şeyi hayal edebilir, kendinizi buna ikna edebilirsiniz ama bu gerçek olduğu anlamına gelmez.

abdullah öcalan'dan farkı saz çalmak, süslü konuşmak olan terör destekçisidir. o zaman ezildiğini düşünen herkes bir topluluk kursun devlet onlarla pazarlık yapsın. zamanında köklerinin nasıl kurumaya yakın olduğunu da birinci elden biliyorum. sözde açılım süreci ve sonrasında yapılan saçmalıklara dua etsinler bir süre cidden kürdistan hayallerine bayağı inandılar. tabi bunda selahattin demirtaş'ın iyi bir masal anlatıcı olmasının da etkisi yadsınamaz.

edit: oyumun çok önemli olduğunu düşündüğüm iddia edilmiş. senelerdir apolitik bir tutum sergiliyor, üzerine oy kullanmıyorum. yani oyların önemine ben değil iktidarda kalmak için delirmiş olanlar inanıyor. okuduğunuzu anlamadığınızı değil yanlış anladığınıza inanıyorum, inanmak istiyorum.
anabacı vokke anabacı vokke
sanırım türkiye'deki kadar verdiği oyun değerli olduğunu zanneden bir seçmen kitlesi yok. bunu seçime katılım oranlarından görebiliriz. avrupa'da seçime katılım oranları hep düşüktür mesela. ancak le pen kazanıyor allahını seven sandığa gelsin denilecek de öyle... bizde le pen'in muadilleri iktidar, o da başka bir kalitesizlik tabi. fransızların iktidarı vermemek için çırpındığı adamlara biz iktidarı altın tepside vermişiz...

neyse konuyu dağıttık, türkiye'de insanlar verdikleri oyun çok kıymetli olduğunu düşünüyorlar diyorduk. bu yüzden kürt açılımının da oy için yapıldığını zannediyorlar. ama kazın ayağı hiç öyle değil... bi de devlet politikası diye bir şey var, insanlar bunun hiç farkında değil. sürekli köklü devlet geleneğiyle övünen bir ülkede oluyor bu.

sizin kürt açılımı dediğiniz şey 2007'de birdenbire ortaya çıkmış bir şey değil. ta 90'lardan beri çeşitli avrupa başkentlerinde ve amerika'da kurgulanıyordu. türkiye'nin de itirazı yoktu amaları vardı. o amalar da batı dünyası tarafından paylaşılıyordu. kimsenin stalinist bir pkk ile masaya oturacağı yoktu sonuçta... işin açığı 1994 kışında abdullah öcalan'ın brüksel'de yaptığı ateşkes açıklamasında bağımsız devlet talebini bıraktıklarını söylemesinden beri pkk'nin de batı'nın çizdiği çerçeveye fazla bir itirazı olmadı. ondan sonraki hikaye hep ortamın hazırlanmasıdır. o zamanlar daha akp falan yok yani...

gene apo'yla aracılar eliyle görüşen ilk lider tayyip erdoğan değil. 28 şubatçı çevik bir bile yaptı bunu...

şimdi ortalıkta apo'yu sorguladım diye gezen hasan atila uğur da neden apo'nun asılmadığını açıklamalıdır. çözüm sürecinde hakan fidan'ın götürdüğü görevi ilk yapan kişiydi. dolayısıyla bunun bilgisi kendisine verilmemiş olamaz. öyle "meclisten geçmedi ben ne bileyim" diye savamaz. öyle veya böyle derin devlet adamın asılmamasına karar veriyor ve sen de bu adamı sorguluyorsun. neden hayatta bırakıldığını bilmeden ne kadar iyi sorgulayabilrisin ki?

ben size söyleyeyim, çözüm süreci ta 2002'de hazırdı aslında. ihale de mit'e değil askeriyeye verilmişti. amerika pkk'yi bağımsızlık talebinden ve radikal ideolojik taraflarından arındırdığını düşünüyordu. askeri olarak da eski güçlerinde değillerdi. işi o zamanlar türkiye'deki en sadık müttefiki genelkurmay'a paslamıştı. abdullah öcalan da olabilecek en geri pozisyondaydı gerçekten. hiç el yükseltmiyordu. ondan sonrası askeriyenin müzakerelerden bir yol haritası çıkartıp siyasetçilerin önüne sunmasına kalmıştı...

ama askeriye bunu beceremedi. ilk fire 2003 ırak tezkeresinin meclisten geçmemesiyle verildi. amerika'ya istediği destek verilmemişti. dolayısıyla kuzey ırak'ta askeri üs kurma ve yerleşme hakkını kaybetti türkiye. bu infial yaratan çuval hadisesi de bunun üzerine gelişti. bu da ikinvi büyük kırılmaydı askerde...

öyle olunca müzakerecilerin ayakları geri geri gitmeye başladı. o eski güvenlikçi refleksler geri gelmişti. sırf bu yüzden 50 yıldır sözünden çıkmadıkları nato'dan bile çıkmayı telaffuz eden askerler oldu orduda. şaka maka avrasyacılık diye bir şey çıktı... türkiye'nin ta 90'larda sözünü verdiği kürt reformu da iyi gitmiyordu. orduda işler de iyi gitmiyordu abd açısından...

o noktada ergenekon operasyonu gündeme geldi. bunu apo tüm açıklığıyla anlattı "kürt sorununu çözemedikleri için tasfiye edildiler" diye. hatta bir generalin imralı'ya gelip kendisinden destek istediğini de anlattı. bu minvalde hükümete bu sorunu çözün yoksa siz de tasfiye edilirsiniz mesajı verdi ve kürtlere de çok açık şunu söyledi, ergenekon davasından bir şey çıkmaz! bu yüzden bazı kürtlerin kendisine iyi küfrettiğini kulaklarımla duydum...

bunu şunun için anlatıyorum, abdullah öcalan'la görüşmek hataysa bu hatayı ergenekoncular da yaptı. aracılarla neredeyse tüm parti liderleri yaptı. hiçbiri kürtlerden oy da almadı ama yaptılar. yarın iktidara gelsinler bu sorumlulukla gene karşı karşıya kalacaklar. o yüzden "yakınen biliyorum bitmeye ramak kalmıştı akp kurtardı bunları" gibi keskin söylemlere gerek yok. ondan sonra kapalı kapılar ardında dediklerinizi kamuoyunun önüne çıkıp diyemiyorsunuz. akp'nin yapamadığı buydu biraz da...

akp ve cemaat açısından ordunun kürt sorunundaki tıkanıklığının tek anlamı ulusalcıları tasfiye etmekti. nitekim bunu başardılar. onun dışında da sorunu çözmeye fazla niyetleri yoktu. sadece oyaladılar. adım atacakları zaman da eskiden keskin konuştukları için adım atmaktan çekindiler. ama şu barizdir, akp kürtlerden destek almayı başarabilmiş tek türkiyeli siyasi güçtür. bunda da temel etken kürt açılımıdır. bunu da bölgede hdp'yi tecrit etmek ve toplumsal dayanaklarını zayıflatmak için kullandılar. işin oy hesaplarıyla ilgili tek kısmı buydu.

ha bu oy hesaplarını akp tek başına mı yapıyordu sizce? düşünün bölgede iki partili bir sistem var. biri tarihsle olarak devrimci ve kürt ulusalcısı bir dinamik. öbürü ise islamcı falan ama türkiyeli siyasi bir güç... devlet aklı kimi destekler sizce? tabi ki akp'yi... asker lojmanlarından birinci parti hep akp çıkıyordu o dönem. hiç öyle akp'nin yaptığı oy hesaplarına biz dahil olmadık demesin kimse. mhp dahil hepsi akp'ye çalıştı o dönem bölgede... biraz alevi nüfusu olan muş'ta chp adayı akp lehine çekilmişti hatta bir belediye seçiminde.

şimdi bunlar olmamış gibi bu memlekette ulusalcısı da bunlara alet olmamış gibi 40 yıllık hareketi "hep akp şımarttı o yüzden güçlendiler" diye açıklamanın lüzumu yok. böyle yaparsanız yarın bir gün iktidar olursunuz, kürt sorununu çözme görevi size gelir kıvıramazsınız. akp gibi kapalı kapılar ardında konuştuklarınızı meydanlarda söyleyemez hale gelirsiniz. ki akp sizin kadar da esip gürlemiyordu, onlar bile çok zorlandılar.

işin askeri boyutundaysa arkadaş bilgileri kimden aldı bilmiyorum ama bitme noktasına getiren kesinlikle ulusalcılar değil. aksine 2000-07 arasında pkk'nin askeri olrak hareketli olduğu sahalar hala varlığını sürdürüyordu. bugün gare başarısızlığı diye hükümeti eleştirdiğiniz şeyin çok daha ağırını 1999'daki sınırötesi hareketta yaşadı tsk. gene askeri olarak pkk'ye en ağır darbeyi vuran hükümet akp hükümetidir bu ülke tarihinde. bakın 2000-07 arasında sadece saldırı yapmıyordu hpg yoksa saha hakimiyeti bugünden daha fazlaydı. ama gene de bir gare trajedisi yaşanabiliyor işte...

bu hasan atila uğur'un öcalan'la görüştüğü dönemde oldu. yarın birgün çıkarlar bunu da verileriyle gözünüzün önüne koyarlar, gene bir şey diyemezsiniz. bu işler fazla 31'e gelmez. bugün çektiğiniz 31'lerin altında ezilirsiniz sonra...
96 /