selçuklu götünde büyüyen mevlana yı bilge addetmek

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
2
mistir loba loba
trollü ciddiye alıp cevap vermek gibi olacak ama yine de bir konuya açıklık getirmek lazım. mevlana'nın dönemin selçuklu hükümdarlarından alaaddin keykubad'ı, yaptığı kıyımlardan ötürü dergahına almadığı, hatta "elindeki kan lekesini çıkarsın, öyle gelsin" dediği söylenir. yani ortada selçuklu ile "kanks"lık bir durum yoktur.
sadoman
ne yazık ki, sadece söverek değil, doğru düzgün bilgiyle böyle bir sakîm başlığa giri yazılmadığı için (#4552848 dışında) iş başa düşüp böyle edepsiz, böyle saçma, böyle gerçekten uzak bir başlığa yazmak farz oldu.
"rıza-ı kabahat aynen kabahattir." diye bir kaide vardır. burada ise söz "rıza-ı edepsizlik, aynen edepsizliktir."e dönmekte!.. gelgelelim yazıla yazıla 30 giri yazılmış ki aralarındaki cîfeleşmişleri de sayarsak..

müderris (bugünün tâbiriyle üniversite profesörü) olan hz. mevlâna'ya devrin selçuklu sultanı gıyaseddin keyhüsrev nasihat istedi. (başlığa göre sözgelimi hem koskoca mevlana hz.leri'ni selçuklu himaye edecek, hem de ayağına gidecek nasihat isteyecek. bakın şu işe!) gıyaseddin keyhüsrev sordu: "ya hüdavendigar! işler kötü gidiyor. ne buyurursunuz?" hz. pir cevabında buyurdu ki: "allah seni bu milleti sırtında taşıyasın diye bu millete göreve getirdi. sen ölü gibi olmuş, tabuta binmiş kendini ahaliye taşıtıyorsun."
bilindiği gibi riyaset hizmet makamıdır. işte bunu sultana er gibi erkekçesine, korkusuzca söyleyebilecek kadar cesur bir zât-ı şerifti, mevlana hz.leri. kim demiş, birinin himayesinde bulunuyordu, diye! burada hz. peygamber'in hadis-i şerifi hatırlanmalı (bir elime ayı, diğer elime güneşi verseler, yine de hakikati söylemekten vazgeçmem!) e tabiki kendisine varis olan zat-ı şerif varisi olduğu zât'a benzemektedir ve hakikati ne olursa olsun söylemekten çekinmeyecektir.

aynı şekilde hz. mevlana'nın, gıyaseddin keyhüsrev'in veziri olan muineddin pervane'ye istemesi üzerine verdiği nasihat da mânidardır. "hâfız-ı kur'an'mışsın?" "evet efendim." "sadreddin konevi'den hadis dersleri de alıyormuşsun." "evet efendim." bunu üzerine hz. pir'in verdiği cevap mânidardır: "e bütün bunlar varken, hâlâ benden ne nasihat istemektesin!"

sık sık bu sözlükte tekrar etme gereği duyuyorum. mesele başlı başına "imân" meselesidir. bir kimseyi sevmeyebilirsiniz, ama en azından insana halifetullah olması hasebiyle saygı duyma mecbûriyetimiz vardır. ayrıca sözkonusu zat-ı şerif, bir islam velîsidir. bırakın başlıktaki gibi kötü sözler söylemek, bırakın başlıktaki gibi iftira etmek, hürmet edilmesi gereken bir zât'dır. (başlıkta saçmalandığı gibi sadece "bilgin" de değildir.) en azından ism-i şerifinin önüne "hz" getirmek, ihtirâm etmek gerekir. bilâ-istisna bütün islam velilerine...

bezcizade muhyiddin muhammed el-halveti hz.leri ne güzel buyurmuş:
"sakın efsane söyleme! hazrete varır yolumuz." (bkz:zahid bizi tan eyleme)

böyle iftiralarla mevlana hz.leri'nin şânına halel mi gelir? elbette hayır! ancak eden, ne yazıktır ki kendine eder. güneş yine ışık vermeye devam eder. e sen körsen güneşin suçu ne. göremiyorsan ne balçık sıvamaya çalışırsın! körsen de sıcaklığını da mı hissetmezsin de efsane söylersin!
cenâb-ı pir buyuruyorlar ki: "bahar geldiğinde, taş filizlenmez. yumuşak toprak filizlenir." taş gönüllü olmayın! hazreti de incitmeyin!(en azından ebedî saadetiniz için..)
hemen denilebilir ki, "e o öldü!" "hayır!" allah, kitab-ı kerimi'nde "allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz. bilakis onlar diridirler; fakat siz bunun şuuruna eremezsiniz." buyuruyor.

"suskunluğum asaletimdendir. her lafa verecek cevabım vardır. ama bir lafa bakarım laf mı diye bir de söyleyene bakarım adamı mı diye"
hz pir muhammed mevlana celaleddin i rumi

bu başlığa çok söz yazmak hazretimin bu sözü gereği ayrıca bir edepsizlik olacağından, bu kadar söz yeter, hâmûş (:suskun) olmak lazım artık.
vesselam..
2
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın