self determinasyon

azwepsa azwepsa
uzun seneler önceydi. bu prensibin adı dünya gazetelerinde, aydınların dillerinde ve en sonunda ayak takımının kulaklarında yer ettikten sonra bir imparatorluk dağıldı. o imparatorluktan kalan son lokma bir posta parçalanmaya daha direndi. yekpare kalmayı başardı.

onun da içinde farklı farklı uluslar vardı. direk saldıranları bir şekilde bertaraf eden bu topluluk bu ilke sebebiyle dağılabilirdi. bu yüzden son derece enteresan bir ulus tanımı yaptılar. birbirinden farklı onca ulusu tek bir çatı altında toplayıp ona üzerinde yaşadıkları topraklara tüm dünyanı verdiği adı uygun gördüler. neticede özel tanımlı bir ulus kendi kaderini tayin etmişti.

çok yıllar sonra ortaya çıktı ki bu topluluk içinde bu prensipten çekinmeye hep devam etmiş. öyle ki bazı liderler ince ince işin gerçeğini saklamak için yaanlar uydurmuşlar. bir yandan da dışardan fitnebazlar tam mesai ile fitne üstüne fitne fitliyorlarmış. içerden salaklıklar, dışardan fitnebazlıklar derken bazı tanımlar zayıflamaya başlamış. gün gelmiş bir alt kimlik denmiş. eee kimliğin altı olursa üstü olmaz mı? olur tabi. onu da demişler. kimi uyku mahmurları da önce kafasını kaşımış ve sonra demiş ki:

- ne altı? ne üstü? diktir ulan diktir.

işte budur bunun hikayesi...
bu başlıktaki 9 giriyi daha gör