semih kaplanoğlu

1 /
yeşilçam yeşilçam
1963 izmir doğumlu yönetmen, kristal elma ödülleri aldığı reklam filmleri yönetti, cumhuriyet ve radikal gibi gazete gergedan,gösteri ve argos gibi dergilere sinema yazıları yazdı, 2000 yılında "herkes kendi evinde" adlı ilk sinema filmini yönetti.
şimdi ben ne desem şimdi ben ne desem
herkes kendi evinde ve meleğin düşüşü'nün yönetmen ve senaristi.dokuz eylül üniversitesi sinema-tv mezunu.
herkes kendi evinde meleğin düşüşü'nden kat kat daha iyi bence.meleğin düşüşü bayağı sıkıcıydı.finlandiya filmi paha maa'nın benzeri olarak gördüm.ama oyuncu kadrosu daha geniş olduğu için paha maa yine biraz daha izlenir cinstendi.
herkes kendi evinde'de ise erol keskin ve tolga çevik'in oyunculuğuyla çekilir hale gelmişti.izmir ve çeşme manzaraları da etkili tabi bunda.
freyjaa freyjaa
uzun metrajlı filmlerde etkisiz bulduğum yönetmen. zevkler ve renkler tartışılmaz gibi bir gerçek olsada; bu yönetmeni sevmeyişimin sebebinin zevkim olduğunu düşünmüyorum. son filmi yumurtada da yaptığı gibi hayatlara dokunuyor ama izleyicide iz bırakamıyor. olmuyor. beceremiyor.
ama devam etsin. belki bir gün başarabilir.
kowalski kowalski
yumurta, süt ve bal'dan oluşan üçlemenin yönetmeni.. berlin film festivalinde altın ayı ödülünü "bal" isimli filmiyle kazanmıştır.. tüm tebrikler kendisinedir..
iremmeri iremmeri
bal filmi berlin'de altın ayı ödülünü almıştır. yönetmen olmanın yanısıra, plastik sanatlar ve sinema üzerine yabancı dillere de çevrilmiş makaleleri de vardır.
galiba galiba
“sinemanın metafizik alana geçmek için bir yol, bir alan olduğunu düşünüyorum; çünkü rüyayla çok yakından ilgisi olduğunu düşünüyorum. rüyaların kurgusu, rüyalardaki algı, bunlar bana çok önemli geliyor ve bence izleyicinin de beslendiği ve anlamlandırdığı ya da anlamlandıramadığı bazı şeylerde rüyanın etkisi aslında çok büyük bence. bir bu kısmı var işin, bir de sadece bizim bilebildiğimizin dışında da bir algı olabileceğini, hayatı algılarken bizim düşüncelerimizin dışında da bir boyut olabileceğine, kozmik bir boyut olabileceğine dair bir hissi her an verebilmek amacım. ve tabii ki “sanatın kutsallığı” meselesine, ritüel kısmına, temel varoluş alanlarımıza, şiddetle, hayvanlarla, nesnelerle olan ilişkimize, kendimizle olan ilişkimize dönük alanlara biraz yaklaşmak… bunları çok önemsiyorum ve filmin yapısını kurmaya çalışırken temel ölçülerimden, cetvellerimden bir tanesi de bu. sadece insan gözünün ve insanın temel alındığı bir şey değil; tanrı’nın varlığını da, varlığın varlığını da bir şekilde hissetmemizi, hissettirmenin yollarını aradığım bir çaba bu. belki görünüyor, belki görünmüyor bilmiyorum ama bu üçlemenin altında, bu düşün altında dini temeller var. bunu bu kadar açık edip konuşmayı çok fazla önemsemiyorum, ama bir yanında tasavvuf var, bir yanında başka şeyler var ve ben oralardan beslenerek aslında sinemada bir yol almaya çalışıyorum.”

der, semih kaplanoğlu.
sarhoşken mutluyum sarhoşken mutluyum
zamanında nuri bilge ceylan cannes 'da en iyi yönetmen ödülünü aldığında "tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme..." demişti. akabinde filmlerini izlememiş olanlar ya da ismini ilk kez duyanlar da dahil bir takım insanlar bu sözlerden bir takım milliyetçi hisler eşliğinde övgüyle söz etmişlerdi. ben ise nuri bilge ceylan 'ın bahsettiği yalnızlığın, üzerinde yaşayan insanlar tarafından yalnız bırakılmış bir ülkenin yalnızlığı olduğunu düşünmüştüm. belki de bu benim kendi fikrim olduğundan ve onun da öyle düşünmesini istediğimden öyle algıladım.

neyse, şimdi de semih kaplanoğlu kusturica 'ya tavrını koydu, altın portakal 'ı prostesto etti ve katılmadı. ve yine ne oldu? yine alakasız bir dolu adam bu tavrı bir takım duygularla sahiplendiler. yine onların da bir kısmı semih kaplanoğlu ve onun sinemasından habersizdi.

şimdi türkiye 'nin en sevdiğim, en önemli yönetmenlerinden ikisinin bu durumlarından yola çıkarak merak ediyorum, acaba kendileri, bu alakasız adamların destekleri hakkında ne düşünüyorlardır?
paleface paleface
başarılı bir kişidir.

başarılı olmasının yanında, şu son altın portakal mevzusundaki dengesizliklerini ciddi anlamda tuhaf karşıladım.

altın portakal film festivalinin yarışma koşullarında geçen sene bir esneme yapılmıştı ve yerli filmlerde yurtiçinde daha evvel başka bir yarışmaya katılmış olan filmler de yarışma kategorisinde gösterilmişti. bununla beraber yine geçen seneki yarışmadan beri aksav dedi ki, "gelecek seneki yarışmada, yurtiçinde başka bir yarışmaya katılmış ve ödül almış filmler yarışma kategorisinde gösterilmeyecek" yani, 1 sene evvelinden belliydi şartlar.

şartlar böyleyken, "bal" için hem altın koza'ya, hem de altın portakal'a başvuru yapıyor kaplanoğlu. "bal" altın koza'da yarışıyor ve ödül alıyor bu gelişme üzerine "kurallar gereği" film altın portakal'ın yarışma kategorisinden çıkarılıyor ve yarışma dışı gösterileceği açıklanıyor.

emir kusturica'nın altın portakal'a katılacağı bugün değil, 1 hafta evvel değil, 1 ay evvel değil, 2,5 ay önce açıklandı!

2,5 ay önce emir kusturica'nın katılacağı açıklanıyor, sen filmi yarışma kategorisinde altın portakal'a göndermek için başvurunu yapıyorsun, aradan vakit geçiyor, altın portakal'a 1 hafta-10 gün kala filmin altın koza'da yarıştığı için "kurallar gereği" üstelik yeni değil, "1 yıl evvelinden belli olan" kurallar gereği yarışma dışı kalınca, "emir kusturica'nın katılacağı festivalde ben ve ekibim yokuz" diye tamamen tuhaf bir açıklama yapıyorsun.

yani ey semih kaplanoğlu, bir zahmet bizleri "salak" yerine koyma. tamam başarılısın ama en azından dürüst ol.

ha şu da var, arkadaş sen gelmiyorsun, ekibin gelmiyor madem bir proteston var çık delikanlı gibi bal'ı festivalden komple çek? yarışma dışı gösterilmesine de izin verme?

yani ziynet ablamızın da dediği gibi, "hem karnım doysun, hem pastam dursun yok öyle" demek istiyorum sana.

derdin emir kusturica ise, en başından yani bu adamın yarışma jürisinde yer alacağının açıklandığı temmuz ayının sonundan itibaren açıklamanı yapardın, tepkini koyardın ben de "adama helal olsun ulan" derdim. öyle film "kurallar gereği" yarışma dışı kalınca yaptığın artistliği örtme çabana ancak gülerim.

başarılı olman da asla ve asla şu yaptığın dürüst olmayan, iki yüzlü davranışı nazarımda silmez.
paleface paleface
sinema ile alakasız kişilerin tepkisini haklı bulduğu ancak, sinema ile alakalı kişilerin tepkisine anlam veremeyip, tepkisine tepki gösterdiği yönetmendir.

bugün 47. antalya altın portakal film festivali'nde görüştüğüm birçok sinema yazarı, şu son yaptığı "protesto" görünümlü olayı "artistlik" olarak görmekte.

kendisinin bilgisine rica ederim.
orshit orshit
altın portakal'da yaptığı gereksiz şovla kaliteli sinema seyircisinin gözünden düşmüş yönetmendir. evet festivalde bal' ı izlemek yerine pek çok yeni yönetmenin filmlerini izlemeyi tercih edeceğim.
1 /