senai demirci

1 /
yaşam meleği yaşam meleği
tıp ve edebiyat insanı.1990 marmara tıp fakültesi mezunu, pratisyen hekim kalmayı tercih etmiş.daha çok yazdığı kitaplar (aşka dair öyküler, aşka adanmış öyküler, sağlık sırları, kalbimizi yeniden yazmak) ve tvde yaptığı programlarla tanınmakta.*trt'de iftar programı yapmıştı.
z3yn3p z3yn3p
ramazanlar kendisi ile daha anlamlı hale gelen kişi. fakat bu yıl ne hikmetse kendisini bir tv programında göremedik.bu yıl kanal a da ramazan programını ertuğrul erkişi yapıyor. o da yapsın ama biz senai demirciyi ramazanda iftar vaktinde görmeye alışmıştık.

edit: sonunda trt çağrılarıma cevap verdi iftar vakti olmasa da senai demirci trt nin sahur programını yusuf özkan özburun ile yapmakta efendim.
mello mello
yusuf özkan özburun ile beraber yazdıkları tanrı sana küsmedi kitabı ile gönlümü fetheden,söz yangını kitabı ile kelimelerle bu kadar ustaca oynanabilir dedirten yazarımızdır.
kısa winston softun son nefesi kısa winston softun son nefesi
a href="http://www.haber7.com/haber/20110206/Defneyi-Hincaldan-daha-iyi-bilen-birini-biliyorum.php" target="_blank">http://www.haber7.com/haber/20110206/Defneyi-Hincaldan-daha-iyi-bilen-birini-biliyorum.php

güzel bir yazı kaleme almış yazar.
dedim ve noktayı koydum dedim ve noktayı koydum
sen ve son şiiriyle insanı öyle güzel yüzleştirir ki o son-la hayran bıraktırır kendine. sahi! hep ben, ben derken mutlak olan son-u düşünmeyeli ne kadar oldu?

unutmak ne dipsiz bir şeydir ki, unutanlara unuttuklarını bile unutturur.
unutulmak ne acı şeydir ki, unutulanın unutuluşuna ağlayışını kimse hatırlamaz.
‘nisyan’dan unutuluştan çıkarıldık her birimiz.
yüzümüz gün yüzüne değeli, tenimiz güneşe erişeli beri unutulmaktan alındık, unutmaktan sakındık.
hatırı sayılır olduk.
ne var ki, unutmak yaşamak kadar elimizin altında ve unutulmak ölüm kadar yanı başımızda.
ölüm bizi geldiğimiz yere, ‘nisyan’a götürüyor tekrar.
ölüm unutuşlara gömüyor yüzümüzü; tenimizi tanıdıklarımıza yabancı kılıyor.
yaşarken ölümü anmıyoruz o yüzden.
yaşarken ölümle aramıza sahte uzaklıklar koyuyoruz.
unutulmak korkusu bu...
galiba en çok unutulacağımızı unutuyoruz.
ve herkesin unuttuğu anlarda, hatırlanmaya değer olmadığımız zamanlarda hatırımızı tek sayanın yaratıcımız olduğunu unutuyoruz
sen ki hiç unutmadın ve hiç unutmazsın bizi, bize senin zikrini unutturma rabbim.
hatırla ki toprak ayağının altından çekiliyor.
ellerin son defa dokunuyor güle ve güne.
gözlerinin karası son kareyi alıyor ışıktan ve karanlığa hazırlanıyorsun.
göz kapaklarının kapanışı seni bir dağın ardına götürecek.
unutmaya ve unutulmaya hazırlanıyorsun.
varlığın incecik dudaklarda kuru bir söze dönüşecek.
o dudaklardan insan sıcağını tadamayacaksın mesela.
hatıran bir taştan ve bir hüzün renkli topraktan ibaret kalacak.
kahkahalar seni yalnız bırakacak.
mutluluklar seni hesaba katmadan tamam olacak.
sana arkalarını dönecekler.
dönüp yüzüne bakmayacaklar.
senin kokun uzakları kokusu olacak.
tenin toprağın soğuğunu tadacak.
ve gelecek ölüm;
gözleri gözlerin olacak.
hatırla ki yarınki gün seni taze bir toprak yığınının altında bulacak.
bir gün saatinin akrebi senin uzanamadığın zamanlara doğru dönecek.
sen olmayacaksın...
kolunda ki saat sensiz zamanları tırmanıyor olacak.
sulamayı unuttuğun çiçeğin bile senden sonra solacak.
yüzüne gün ışığı vurmayacak.
hayatının ebedi rengini dar ve sessiz bir boşlukta bulacaksın.
ya küle dönecek ya güle dönüşeceksin.
yarınsız ve sonsuz bir günün yanağında incecik bir gamze olup kristalleşeceksin.
yüzün solacak
ellerin hiçbir yere varmayacak
parmakların hiçbir şeyi göstermeyecek
ve ayaklarının altında hep boşluk kalacak
unutma ki şimdi toprak ayağının altından çekiliyor.
yürüdükçe ince bir hesap çizgisine çekiliyorsun.
unutma ki elinle ölüme dokunuyorsun
elinle ölümü dokuyorsun
hatırla ki gözlerin ölüme bakıyor
gözlerin bir cesedi alacakaranlığa taşıyor
hatırla o zamanı ki sen boz topraklar altında derin unutuşlarda eriyorsun
en son kaleminin karanlık izi kalıyor soğuk sayfalarda
ve sözlerin kırık dökük hatıralara dönüşüyor
solgun bir gül gibi elden ele dudaktan dudağa taşınıyor
hatırla...
hatırla ki sen sözleri genç kalpleri taze aşklara taşıyan ölü bir şairsin.
hatırla ki sen masum ve sonsuz bakışlı gözlerin kapı aralarında beklediği bir babasın.
“baba!” çığlıklarını yetiştiremiyor sana oğlun.
elinin sıcağı özlenen sevgilisin sen.
hatırla...
hatırla ki bir mezar taşında iki rakam arasında çizilmiş eğreti bir çizgiye indirgenmişsin.
mezar taşın unutuldu ve hatta mezar taşın bile seni unuttu diyelim
ve hep başkaları var dışarıda
hep yabancılar geziyor yıkık mezar taşları arasında
kimsenin tanıdığı değilsin artık
kimsenin özlediği değilsin
kimsenin beklediği değilsin
kimsenin ardı sıra gözyaşı döktüğü değilsin
kimsenin ölüsü de değilsin
tıpkı şimdi olduğu gibi
oysa sen ve sonun ne kadar da uzak görünüyordunuz birbirinize
ey rabbim senden bir teşehhüt miktarı ömür
bir la ilahe illallah miktarı ölüm istiyorum senden.
la ilahe illallah...
casablankara casablankara
"kıl beni ey namaz" ironi gibi geliyor ilk başta ancak dinledikçe derin manalara vardırır.ayrıca dost tv'de namaz vakitlerinde ezan okunduktan sonraki şiirleride dinlenmeye değerdir.
1 /