şenol karakaş

ecg ecg
tamam biliyorum esas sapkınlık ben de. hayır ne diye okuyorsun ki yazılarını? ne yazacağını az çok biliyor olmam lazım. zaten 10 yıldır farklı hiçbir şey söylemiş de değil. ancak bu son yazısı derin bir üzüntü bıraktı içimde. kaç yaşındadır onu da bilmiyorum. fotoğrafından anladığım hayatının ilk 50 yılını tamamlamış olduğu.

kim bilir belki insan yaşlandıkça akıl sağlığını da yitiriyordur. yani okuyup yazmak zor iş. tamam belki yazmıyor ama yine de yazıyor. zamanla akıl sağlığı yitiyordur. çünkü birazdan paylaşacağım cümleyi akıl sağlığı yerinde kimse yazamaz. hadi diyelim bir kahvede söyleyebilir ama yazamaz. çünkü yazmak başkadır kahvede konuşmak başka. insan yazdığından kahvede konuştuğu gibi değil başka türlü yazmalıdır. neyse uzatmayalım ve bu insanın karaladıkları ile işimi tamamen bitiren cümlesine gelelim.

"1923 yılında ilan edilen cumhuriyetin de bir özelliği, yani özel bir yanı, ilericiliği yoktur. hele hele, 1923 yılında değil de 2013 yılında olduğumuzu düşünürsek, padişahlık koşullarında yaşamadığımızı hatırlarsak üstüne bir de, tek parti diktatörlüğüyle sermaye birikimi rejimini devlet kapitalizmi temelinde örgütleyen, türk burjuvazisinin önünü açmak için tüm devleti yeniden yapılandıran bir sürecin ilerici olduğunu düşünmek için, rusya'da burjuvazinin olumlu yönlerinden söz eden menşeviklerden ya da çin'de emperyalizme karşı işçilerle köylülerin çin burjuvazisiyle devrimin ilk aşamasında uzlaşması gerektiğini söyleyen stalinistlerden fazlasıyla esinlenmiş olmak gerekir"

uzun bir cümle. herhalde cümleyi uzun tutarak akıl sağlığı yitimini gizlemeye çalışıyor ama olmuyor şenol olmuyor. otur 0

cumhuriyetinizin ilericiliği batsın! mustafa kemal heykellerinin önünde secde etmek, bunu on yıllarca uygulanan bir ritüel hâline getirmek, bir kurtuluş efsanesi yaratmak ve bu efsaney... marksist
ofansif sol bek ofansif sol bek
bu ak troll değişik bir adam. aslında değişik değil, standart bir ak troll de solcu geçindiği için değişik geliyor.

ahmet şık hakkında değişik tarihlerde attığı twitler:













bu da bu yıl attığı twit:




o kadar çamuru attın bu adamın üstüne şenol efendi, şimdi de "faşizme karşı ahmet şık ile dayanışmaya" diye name okuyorsun. hani bu adam ırkçıydı, ulusalcıydı bilmem ne idi? ya ahmet şık'a daha önce söylediklerinin hepsi palavraydı, herife düpedüz çamur attın, ya da şimdiki söylediklerin palavra. onca suçlamada bulunduğun bir adam için gelip dayanışma twiti atman dayanışma duygusundan olmasa gerek, ha şenol efendi?
ofansif sol bek ofansif sol bek
doğan tarkan cemaati denen ak troll tekkesinin günümüzdeki şeyhi. ben bu elemana ve bunun ak troll yoldaşlarına ak troll dedim diye bazıları ne anamı bırakmıştı, ne bacımı. bakın, son rt'lerinden birisi şu:




adam ak trollüğü öyle içselleştirmiş ki, şöyle bir twiti rt'leyebiliyor. yani bu ak trolle göre akp ve gülen cemaati'nin, ulusalcıların devletteki egemenliğine son verip kendi hükümranlıklarını ilan etmeleri iyi bir şey. bu ak trollün yoldaşları, kendi çaplarına ve cibiliyetlerine yakışacak şekilde benim kemalist olduğumu, eski cumhuriyeti savunduğumu falan iddia edebilirler. peşinen söyleyeyim ki öyle bir şey yok. iki burjuva kamp arasındaki iktidar çatışmasında taraf olmak gibi bir hataya asla düşmedim, düşmem de. sonuçta ben marksistim ve böyle durumlarda savunacağım şey bellidir. gel gelelim, kendisini marksist olarak tarif eden bu yaşam formu, sanki "eski cumhuriyet" yıkılıp da yerine sosyalist bir işçi devleti kurulmuşçasına coşkuya kapılıyor. sonra da bu ak trolle ak troll deyince ben suçlu oluyorum. bunlar güce tapıyorlar, güce. chp'nin dyp ile koalisyon ortağı olduğu dönemlerde chp'ye oy isteyen, akp ile gülen cemaati'nin devleti ele geçirdikleri dönemlerde siyasal islam savunuculuğunu kimseye bırakmayan bir güruh bunlar. yarın öbür gün mhp iktidar olsun, bu şenol gibiler ellerinde üç hilalli bayraklarla miting yaparlar. sanki bilmiyoruz ne olduklarını.
anabacı vokke anabacı vokke
samimiyetle ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. yahu dağhan gene tartışmada sana en yakın düşecek şeyleri yazmış. sen tutup dağhan'a "hayır tarihe karışmadık" diye çemkirerek ne elde edeceksin, anlamak güç:

twitter.com

ki çoğu dsip'li de meseleyi nihayetinde bir aile içi tartışma olarak görüp, topa girmemiş. bu şenol'daki keskinliği anlamak güç...

aslında güç falan değil, doğan tarkan'ın kardığı dsip hamuruyla ilgili bir şey biraz. şenol da onun en iyi öğrencisi bana göre... bu arada yeni yetmeler için şunu belirtelim, doğan tarkan'ın yetiştirdiği adam sağlamdır. barışa rock'ta bir cümle liberale karşı az arkamızı toplamamıştır.

nasıl bir adamdı rahmetli? bir kere taktik esnekliği kesinlikle olmayan bir adamdı. teorinin hayatın içinde dolaysızca ortaya çıkmasını beklerdi. işin açığı swp yeni toplumsal hareketleri keşfedene kadar hep saf bir devrim beklentisi içinde oldu rahmetli. hala bile dsip'lilerin kafasındaki devrim projeksiyonu çok püriten bir şeydir mesela...

taktik esnekliği olmadığı için ekonomist oldu. işçi sınıfının salt ekonomik sorunlardan doğru sosyalist bilinçle zuhur edip, devrim yapacağına cidden inandı. bu yüzden kurtuluşçulara "hepimiz fabrikalara girip işçi olalım" dedi örneğin. çünkü kafasındaki devrim de işçi sınıfı partisi de çok püriten bir şeydi. teorideki püritenlikte yürümeyen, fabrikalara pek yansımayan anti faşist mücadeleyi de işçi sınıfı devriminin dışında bir şey olarak gördü. ama disk'in fabrikalarda rahatça at koşturabilmesinin sebebi de faşizmin okulları ve mahalleleri teslim alamamasıydı. oralarda işini bitirebilse sıra fabrikalara da gelecekti. gelgelelim marx devrimi öğrenciler ve mahallenin işsiz gençleri yapacak dememişti işte...

teorinin hayatta dolayımsız görüngülerini yarattığına inandığı için sovyetler birliği tartışmasız sosyalistti ona göre o yıllarda. çünkü ekonomik altyapı sosyalistti. bu yüzden sol hareket içinde bir nevi tkp'den önceki son durak olan kurtuluş'un tkp'ye en yakın kanadıydı. gene de tkp'li olmamasının sebebinin devrimci damarı olduğu söylenebilir. tkp'nin o dönemki ileri demokrasi programına ve uzlaşmacı sendikal çizgisine ikna edemezdiniz doğan'ı... bence tam da bu damar sayesinde sbkp tarihini daha doğru kaynaklardan öğrendikçe troçkizme meyletti. sonrasında troçkizm içerisinde benzer bir sol eğilim olan tony cliff'e... bu arada o zamanki swp'nin her seçimi boykot ettiğini de belirtelim. tony blair bu işleri çok iyi bileyır demlerine var daha...

neyse aynı dogmatiklikle tony cliff ve swp'ye bağlandı bu sefer. swp ne yapsa ikna etti, o da türkiye'ye gelip darlaya darlaya dsip'lileri.... ikna edemedikleri? gittiler. ikna edemedikleri ikna edebildiklerinden çoktur bu arada. "tony blair bu işleri çok iyi bileyır demelerine var daha" demiştik. 1995 seçiminde swp tony blair'i destekledi. bunlar da o zamanlar "tony blair bu işleri çok iyi bileyır" diyen deniz baykal'ı... işte bu oylar chp'ye afişinin sebebi bu:




sol sol ale ale ahjfsdsjsshshsss...

bu arada gençler bilmezler, bunlar oylar chp'ye afişlerini matbaaya gönderiyorlar. 99 seçimlerine kadar swp'nin ingiliz işçi partisine olan tutumu değişiyor, dolayısıyla dsip'in de chpğ'ye tutumu değişiyor. ama afişler asılmış oluyor bir kere ahjsdsdsss. bu da yurdum troçkizmi içinde dilden dile anlatılan komik bir hikayeydi. ama ne yalan söyleyeyim hiç olayın yıldız savaşlarına döneceğine, roni'ye boya moya dökecekleri hiç aklımıza gelmezdi... boya döken çocuklardan birisinin gene ödp'li olan babasının dediği gibi: "ne istediniz allahın ermenisinden"

neyse rahmetlide hiç taktik esneklik yok demiştik. şenol da en iyi öğrenciisi demiştik. arkadaşlar için siyaset eşittir teori olduğu için yetmez ama evet'in konjonktürel bir pozisyon olduğunu göremiyorlar. yani o referandumda yetmez ama evet demek de, boykot etmek de, hayır vermek de konjonktürel ve dolayısıyla taktik tutumlardı. dolayısıyla referandum geçince tarihe karışmaya mahkumdular. ama şenol için taktik de teorinin dolaysız bir yansıması olduğu için tarihe karışamıyor, tarihe karıştığı anda bütün teorinin çökeceği sanılıyor. yani dsip'liler ampirik gözlem yoluyla "bu kadar keskin olmasak mı" dese de aynı ekolden yetiştikleri için alternatifini sunamıyor.

ha bu arada doğan tarkan'ın stalinistken de troçkistken de mao'yla arası iyi olmamıştır, bu dogmatizmden dolayı. ama maocu olmayın, mao'suz da kalmayın derim. adam büyük taktisyendir. her zaman ara güç diye bir kategorisi vardır. şenol da ara güç diye bir şey yok... doğan'da da yoktu.
9
ofansif sol bek ofansif sol bek
sosyalistlerin işinin cemaat düşmanlığı olmadığını iddia eden, sosyalist olma iddiasındaki kişi.

twitter.com




partisinin gençlik örgütü olan antikapitalist öğrenciler ise aynı görüşte değil:

marksist.org




bir yanda partinin merkez komite üyesi, günümüzde ise başkanlığını yapan kişi, öbür yanda ise partinin gençlik örgütü ve taban tabana zıt iki görüş. daha kendi içlerinde bu denli bariz
bir çelişkiye düşen dsip'lilerin kalkıp başkalarına ders vermeye çalışması ilginç. siz önce kendi içinizde düşünsel bir bütünlük sağlayın, sonra gelin başkalarına sarın.

şenol karakaş'ın "cemaat düşmanlığı sosyalistlerin işi olamaz" sözü saçmalıktan öte bir şey değil. sosyalistlerin işi, cemaat vb. yapıların yoksul halk yığınlarını din istismarı ile uyutmasının, hak arama bilincini ortadan kaldırarak yoksulluğuna şükreden, başına gelen her türlü melaneti kadere bağlayan cahil yığınlar haline getirmesine karşı mücadele etmektir biraz da. yani evet, cemaat düşmanlığı sosyalistlerin işidir. çünkü o cemaatler, soğuk savaş döneminde "komünizm tehlikesine" karşı burjuvazi tarafından palazlandırılmıştır. ergenekon ve yetmez ama evet süreçlerinde yan yana durdukları gülen cemaati'nin lideri fethullah gülen'in siyasi kariyeri bile komünizmle mücadele derneği erzurum şube başkanı olarak başlamıştı.

ben artık şenol karakaş ve yoldaşlarının saçmalıklarına şaşırmıyorum. dsip'in mk'sinde yer alan çağla oflas da bundan birkaç ay önce dsip'in yayın organlarından birinde mhp'yi anti-emperyalist olarak nitelediği bir mhp analizi yapmıştı. kurucu lideri abd'de öğrenim gören, cıa ajanı ruzi nazar ve bnd elemanı enver altaylı'nın cirit attığı, 6. filo'yu eylemlerine saldırıp cinayet işleyen, 6. filo'yu kıble yapan tiplerin üyesi olduğu, abd karşıtlığını vatan hainliğiyle eş tutan, koalisyon ortağı olduğu hükümetlerde emperyalizme hizmette kusur tanımayan mhp var ya, işte o mhp anti-emperyalistmiş. bunları temel fıkralarına koysan sırıtmazlar ya, sosyalist solun içine koyunca acayip sırıtıyorlar. ağızlarından işçi sınıfı sözünü düşürmüyorlar, ama meselelere sınıfsal bakmıyorlar. meselelere baktıkları yer, burjuvazinin iç hesaplaşmaları. o yüzden bir chp'nin, bir akp'nin peşinde sürüklenip duruyorlar. ufuk uras gibi çıkıp dürüstçe marksist olmadıklarını ilan etseler sorun kalmayacak aslında, ama bütün bu düzeniçiliklerini devrimci marksizm adıyla yaptıkları için sinir bozuyorlar. arkadaş, marksizm böyle bir şey değil. sizin yaptığınız leş gibi bir sol liberalizm.
ofansif sol bek ofansif sol bek
büyük laflar edip sonra da o lafları yemek zorunda kalan liboş. iki örnek:

twitter.com

2011'de "orhan miroğlu akp adayı olacak" diyenleri chp yandaşlığıyla suçlamış. ama orhan miroğlu akp milletvekili adayı oldu ve seçildi.

bu da bir başka twiti. yalancılıkla itham ettiği sırrı süreyya önder için oy istemek zorunda kaldı:

twitter.com

böyleyken böyle işte.
ofansif sol bek ofansif sol bek
twitter'da partisini eleştiren yazar zafer aydın'a hakaret eden küfürbaz haydo.




yakın bir geçmişteki akp ve cemaat destekçilikleri kendilerine anımsatılınca bu küfürbaz haydo, şekilden şekle giriyor. bu konuda yazdıkları ise tam komedi. teker teker bakalım:

1) "biz ermeni soykırımı anmaları yapan partiyiz, bizi nasıl aydınlıkçılarla kıyaslarsınız" yazmış bu kıdemli ak troll. 12 mart dönemindeki tiikp davası savunmasında doğu perinçek ve arkadaşları da ittihat ve terakki iktidarının ermenilere soykırım uyguladığından söz ediyordu. sizin soykırım anmaları yapmanız, aydınlıkçılardan farklı olduğunuzu göstermez ki.

2) "kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını savunan bir partiyle 'hdp kapatılsın' diyen partiyi aynı kefeye koyamazsınız" demiş. bu küfürbaz haydo'nun yakın tarihten hiç haberi yok galiba. halbuki biraz 2000'e doğru dergisini incelese, doğu perinçek'in hep genel başkanı fehmi ışıklar'a gönderdiği mektubu, öcalan ile perinçek'in bekaa'da girdikleri muhabbet bağına baksa böyle laflar etmeyecek.

3) "askeri vesayetin uşaklığını yapan baro zihniyetine karşı eylem yaptık, akp için yapmadık" demiş. malum referandum sürecinde akp ve cemaat karşıtı her kişi, kurum ve oluşumu "askeri vesayetin uşağı" olarak yaftaladığı için bu ithamın ne kadar ciddiye alınabilir olduğu tartışma konusu.

velhasıl-ı kelam, bu küfürbaz haydo, suçluluk psikolojisi içinde ağzından salyalar, köpükler saçarak önüne gelene saydırınca gerçeklerin üstünün örtüleceği gibi bir yanılgının içine düşmüş. keşke düşmeseydi.