sergen yalçın

2 /
evdeki ses evdeki ses
iyice yaşlanmış olan futbolcudur. basın toplantısında gene gayet testis kokan açıklamalar yapsa da artık sergen "isteyince oynarım!" yaşını geçtiğinin farkında..
troke troke
yatar yatar sonra bir şaha kalkar gider golünü atar sonra yine yatar yatar.arada bir kalkar barlara gider.kısaca hayatı kısır döngü içindedir ama bu kısır döngüye rağmen türkiye'nin yetiştirdiği en iyi sol ayaklardan biridir ve beşiktaş'ın superman'idir.
schumifan schumifan
gece hayatını zıpır delikanlısı gözüksede tahmin edilenin aksine , kesinlikle sigara ve içki kullanmamış ve kullanmayan futbolcu.
gelirsemkal gelirsemkal
zamanında aynı apartmandaydık, ben sabah okul servisimi beklerken bu gelirdi, artık nerden geliyorsa. zar zor arabayı parkeder yalpalaya yalpalaya apartmana girerdi. bir de bunun bundan da garip bir kardeşi vardır ki elini hiç boş görmedim.
12monkeys 12monkeys
beşiktaşın kendi çocuğudur. serpil hamdi tüzün zamanında altyapısı bir fabrika gibi çalışan beşiktaş futbol takımının kendi yarattığı bu ülkenin en yetenekli futbolculardan biridir. gordon milne kendisini ilk kez ligde oynattığı dönemde belki de türkiye liglerinde büyük bir takımda forma şansı bulmuş en genç oyunculardan biriydi. bu takımla genç yaşta şampiyonluk yaşadı. milli takıma gitti. tüm başarılardan öte bu sporu izleyen taraflı tarafsız herkesin seyir zevkini maç boyunca yalnızca bir hareketle bile olsa doruk noktalara taşıdı. beşiktaşla ilk ayrılığı şifo ile beraber oynanamaz spekülasyonlarının yapılmaya başlandığı dönemin sonunda sözleşmesinin bitmesiyle gerçekleşti. o zamanın yöneticilerinden yanılmıyorsam ahmet hamoğluyla basına da yansıyan ağız dalaşı her ne kadar çok haklı da olsa bir nevi sonunu getirdi. beşiktaş kulübü kendi küllerinden yarattığı efsane olacak bir adama (hatta o genç yaşında olmuştu bile) alpay gibi bir kazmaya teklif ettiği sözleşmenin aynısını teklif ederek "git artık" demek istedi. sonra o alpay beşiktaş taraftarına ve takımına söyledikleriyle bu kulüpten yediği tüm paraları hakettiğini(!) göstermiştir. bundan 9 sene önce sergen beşiktaştan ayrıldığını bir basın toplantısıyla duyurmutu yine. bir futbol hastası, bir beşiktaş manyağı benim ağlamama sebep olan o basın toplantısının ardından 10 numaralı formasına veda eden sergen daha sonra gittiği her yerde yine sevildi. türkiye de 4 büyük takımın formasına giyme başarısını gösteren nadir futbolcular arasına girdi. ve daha sonra kulübün 100. yılında geri döndü. efsane futbolu bırakana dek olması gerektiği yere döndü. bu takımın şampiyonlugunda büyük pay sahibi oldu. her üstün yetenekli gibi çoğu zaman özel ilgiye ihtiyacı oldu. bazen harikalar yarattı bazen hiçbir beklentiyi karşılayamadı ama onun yedek bile olması tribünde oturanların yüreğine su serpiyordu. bu takımın ne de olsa bir sergeni vardı. çok ihtiyaç olursa o mutlaka bir şeyler yapardı. sonra bu yıla gelindi. tüm takım berbat bir sezon geçirdi. 100. yılın ardından beraber yola çıktığı insanları daha yarı yolda satıp belki de 11 puanla şampiyonluğun kaçırılmasında en büyük rolu oynayan iki adamın yönetimi ele geçirdiği ve ağzına yüzüne bulaştırdığı beşiktaş yine başarısız oldu. tigana takımın başına geçirildi. türkiye kıupası alındı ve ne olursa olsun başarısız berbat bir sezon geride kaldı. sonra ne oldu? sonra tanrılar yinekurban istemeye başladı. esas sorumlular kendini kurban etmeyecek kadar pısırık olduğu için tarih yine tekerrür etti. mösyö tigana sergeni bu takımda istemedi. beşiktaş jimnastik kulübü ne yaptı? bir sene daha futbol oynayıp efsane olarak bu takımda futbolu bırakacak adama, kendi öz çocuğuna, belki de seneye ilk dört maçını kaybedip ülkesine gönderilecek bir fransızın tek sözüyle git güle güle dedi. ve sergen de bu takımın bu kulübün efsaneleri arasına girdi. tıpkı feyyaz gibi, tıpkı metin gibi, tıkı ali gibi, tıpkı gökhan gibi. hoşçakal kaptan... beşiktaş her zaman böyle vefasız yöneticilere sahip oldu zaten. ama taraftarı farklıdır. seni unutmaz merak etme....
2 /