serie a

2 /
mumble mumble
iki gün önce oynanan milan - juventus maçıyla bir daha hayran kaldığım ligdir kendisi. futbol yoğun mücadele ve belli bir sertlik seviyesi üzerinde çok daha asalet sahibi oluyor sanki. burada kesinlikle kapanıp ayağa, bileğe çatır çatır dalan ve futbolu baltalayan zihniyetten bahsetmiyorum pek tabii. futbol oynamaya çalışan iki takımdan ve bu takımların hem defansif hem ofansif güçlerinin fizik kondüsyonun zirvesinde olması ve bunu çekinmeden kullanarak sonuca gitmeye veya sonuca gidenleri önlemeye odaklanması inanılmaz bir seyir zevki getiriyor. ateşli taraftar ve mabed sayılacak malum stadlar da işin krem şantisidir.

bahsi geçen maçta juventus maçtan önce kadrosunun eksikleri nedeniyle çok zayıflamasından ötürü fark bile yiyebileceği yönünde esprili yorumlara malzeme olurken, maç sonunda başı dik bir şekilde en iyi mücadelenin her zaman sonuç getireceğini bize bir defa kanıtladı: skor san siro da 1-2.

( felipe melo maçtaki tek ezikti. kendini yerlere atmalar, gereksiz tartışmalar çıkarıp darbe yemiş gibi hakemi kandırmaya çalışmalar falan filan. ama hakem yanına gelip bırak bu işleri koçum oyununu oyna gibisinden italyanca sırtını sıvazlama lafları edince göt gibi kalmıştır.)

ayrıca bunu beğenen bunu da beğendi:
(bkz: premier league)
hashus1099 hashus1099
çok serttir carttır curttur diye yakınanlara, an itibariyle oynanan lazio-udinese maçını izlemelerini tavsiye ettiğim lig.

böyle tatlı sert futbolu bulup da bunamayın arkadaş!
51 51
çoğu zaman ispanya ve ingiltere ligi yerine izlemeyi tercih ettiğim ligtir. saha içinde kasıtlı olmayan sertlikler özellikle derbilerde atılan ses bombaları, modern gladyotörleri andıran futbolcular. futbolun meyvesi az olsa da hızlı ve efektif bir oyun olmasa da playstation futbolu olarak nitelendirdiğim kusursuz futbolu sevmiyorum.
gyroscope gyroscope
hangi gerizekalı tv kuruluşu tarafından çekiliyorsa sürekli küfür ettiğim ligdir.

ulan topla giden adamı nasıl kadrajdan çıkartıp ceza sahasını boş beleş çekiyorsunuz. ya kaleyi tam gösteremiyorlar, ya da topla giden adamın en az 3 metre önünü çekiyorlar.

hayatımda izlediğim en berbat kamera açılarına sahip ligi.
vercignatorix vercignatorix
baş altı takımları, bünyesinde dünyanın en potansiyelli oyuncularını barındırmaktadır. ne ingiltere, ne ispanya, önümüzdeki 2-3 yıl içinde futbolcu ihracı konusunda kesinlikle zirve yapacaktır. bir kaç örnek;

ssc napoli

-edinson cavani
-ezequiel lavezzi
-marek hamsik

udinese

-alexis sanchez
-mauricio isla
-cristian zapata

ss lazio

-mauro zarate

genoa

-miguel veloso
-domenico criscito
-alberto paloschi

fiorentina

-juan manuel vargas
-stevan jovetic
-khouma babacar
-adem ljajic

ek: mr blood uyardı, genoa'dan forestieri, palermo'dan javier pastore ve ilicic de belki eklenebilir bu listeye diye. saygı duyuyorum ve bu senenin en flaş oyuncularından kaka argentino lakaplı pastore yi nasıl unuttum diyorum kendime.

palermo

-javier pastore
-josip ilicic

genoa

-fernando forestieri
mgun mgun
okulda konuşanlar tahtaya yazılırdı da bazılarının yanında çarpı falan olurdu ya işte bu ligin puan tablosu da aynen o hesap; göthünde kurt var gibi kıpır kıpır oynaşan hiperaktif çocuklar gibi burada uslu duran yok hıammına, çoğunun yanında eksi puan var...
orneken orneken
maçı izleten spikerin sesindeki iniş çıkışlar.ilk yarı bitti hiç mi dişe dokunur pozisyon olmaz ya.biri ilk üçte diğeri berbat durumda ama şuan ikiside vasat.ha maç lazio-chievo.
tanım yapmadım dur.bence en çok ter dökülüp en az sonuç alınan lig.
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
atasözleri bir coğrafyada doğar, bazıları tüm dünyada kabul görür. "roma bir günde inşa edilmedi" (roma die uno non aedificata est) gibi... tezcanlılara bir projenin kısa sürede tamamlanmayacağını ve sabır gerektirdiğini anlatır. italya'da futbol sezonu bugün başlıyor, biz süper lig onlar serie a diyorlar ve bir günde inşa edilmeyen, 1929 yılından beri oynanan lig, bir zamanlar dünyanın en popüler ligiydi. 10 yıldır da sürekli kan kaybediyor. tersine bir dünya serie a'nınki atasözünün yanında. futbolu icat etmenin kibriyle yıllarca kendi liglerinden başka ligi önemsemeyen ingilizler, premier lig'i kurana kadar, almanlar, 90'ların sonunda dibe vurunca bundesliga'yı yeniden dizayn edene kadar, ispanyollar franco sonrası kapalı rejimin pencerelerini ardına kadar açana kadar ve fransızlar 1998 dünya kupası'nı kazanıp futbolla barışına kadar, italya serie a, avrupa'nın bir numaralı ligiydi.

çok değil 20 yıl önce ingilizler bir manchester united-chelsea maçı için ekran başına geçtiğinde izleyici sayısı bir milyon iken o hafta italya'dan yayınlanan haftanın maçı britanya'da 3 milyon izleyiciye ulaşıyordu. maradona'nın platini'ye çalımı bastığı, gullit'in van basten'a ara pası attığı, baggio'nun frikiği köşeye astığı, maldini'nin soldan bindirdiği, zidane'in topla bale yaptığı, ronaldo'nun tribünleri ayağa kaldırdığı, batistuta'nın füzeleri, del piero ve totti'nin forma aşkıyla şenlik yeri olan, tribünleri tıklım tıklım dolu, avrupa'da tüm takımların korkulu rüyası kadrolara sahip serie a'ya ne oldu peki?


şampiyonlar ligi'nde 1989 ile 1998 arasında bir final haricinde hep bir takımı bulunan italya, nasıl oldu da dört takım kontenjanını almanya'ya kaptırdı? bu sezon şampiyonu juventus ikinci torbadan, lig ikincisi roma dördüncü torbadan şampiyonlar ligi kurasına girerken, a.bilbao gibi yabancısı olmayan bir takıma elenen napoli ve avrupa ligi'ne bile gidemeyen 'efsane' milan ya da dört yıl önce en büyük kupayı mourinho ile kazanan ardından yıldızlarını bir bir satan ve kuruyup giden inter... çöküşün nedenleri bunlar olabilir mi acaba?


calciopoli: calcio, futbol aynı zamanda tekme demek italyanca'da. calciopoli ise 2006'da ortaya çıkan şike skandalı. geçmişinde iki büyük şike skandalı olan italyanlar, milli takımları berlin'de dünya kupası'nı kaldırırken, ülke sınırları içinde patlayan skandalla boğuşuyorlardı. infaz için ellerini çabuk tuttular ve şampiyon juventus'u ikinci lige yolladılar. zirveye oynayan her takımın kadrosu dağıldı, juventus ancak üç yıl sonra kendine gelebildi ve iletişimin internetle tavan yaptığı dünyada bu kirlilik, serie a'yı tüm futbolseverlerin gözünde görünmez kadar güvenilmez de kıldı. sonucuna müdahele edilen bir futbol maçını kim izlemek ister ki!


yayın ihalesi: 80 ve 90'larda dünyanın en fazla izlenen ligi olan serie a'yı uçurumun kenarına getiren yeni binyılın başındaki yayın ihalesi oldu. iki dijital platformun amansız rekabetinde almaları gerekenin üç katını kasalarına koyan kulüpler, platformlardan biri batıp, balon patlayınca borç batağına girdiler. ligin yüzü kabul edilen zidane ve ronaldo'nun real madrid'e satışı, parma, lazio, roma, fiorentina'nın da aralarında bulunduğu juventus, milan, inter ile tamamlanan ve "7 kızkardeş" olarak anılan şampiyonluğa oynayan takımlar ya el değiştirdi, ya yıldızlarını sattı, ya da küçülmeyi tercih etti. bugün serie a, premier lig'in ardından yayın ihalesinde yine ikinci sırada ama bunun sebebi de ülkede hali hazırda 6 milyona varan decoder sahibinin bulunması.

eski stadyumlar: italya'nın son 50 yılda efsane mertebesine ulaşmış, tarih kokan stadları, futbol endüstrisine yenik düştü. loca kavramıyla juventus'un yeni stadıyla tanışan italyanlar için stadyum demek iki kale arkası (curva) bir kapalı tribün, çokça da bir maraton tribündü. son şampiyonlar ligi finalini 13 yıl önce düzenleyen ülke, milano'daki san siro ile 2016 finaline büyük ihtimalle ev sahipliği yapacak ama euro 2016'yı bizim gibi kaçıran italyanlar bizden farklı olarak yeni stadyum inşaatı için proje bile çizdirmiyorlar.

italyan ekonomisi: alitalia'nın satışı, fiat'ın chrysler'in çatısına girme planı, yıllarca kappa ve diadora gibi ülkenin markalarını giyen kulüplerin adidas, nike ve puma ile anlaşması, çin'deki ucuz iş gücüne yenik düşen tekstil sektörü, avrupa birliği'ne giren her akdeniz ülkesinin insanın yaşadığı tembellik ve sensi'den moratti'ye, cragnotti'den berlusconi'ye çöken milyarlık patronlar. hayatın zorlaştığı italya'da her avro artık çok değerli. bir zamanlar en büyük yıldızların forma giyme hayalini kurduğu serie a son üç gol kralını ülke dışına sattı. bu sezon ligin yüzü kabul edilen balotelli ise artık liverpool'da.


tribün terörü ve ırkçılık: artan işsizlik, kuzey ve güney italya arasında bitmek bilmeyen "gerçek italyan biziz" polemiği, 40 yıl önce manifestosu yayınlanan ve futbol endüstrisine direnen ultras kültürü, deplasman yasakları, yollarda vurulan taraftarlar derken italya bir darbeyi de tribün teröründen aldı. irkçılık ise ülkenin kanayan yarası. serie a'da forma giyen siyahi oyunculara yapılan ırkçı tacizlerin listesi artık bir dosya kalınlığında. ispanya gibi italya da sert önlemler alsa da ırkçılık belasının önünü alamıyor.

çizme'nin alt yapılarından artık bir del piero, maldini, totti gibi bayrak adamlar çıkmıyor, kenarından geçenler de soluğu bugünün büyüğü liglerde alıyorlar. ingiltere premier lig yüksek bilet fiyatlarıyla şimdinin moda burger dükkanları gibi. ispanyollar yerel mutfağı michelin yıldızlı restoranlarda satmayı tercih ediyorlar futbol sahasında da. almanlar ise ucuz biletleri, dolu stadyumlarıyla global 'fast food' markaları gibiler. italya serie a ise her zaman salaş ama lezzetiyle meşhur bir lokantaydı. söylesenize kim tadı tuzu olmayan, sterilden uzak bir yemeği salaş bir dükkanda yemek ister ki...



kaynak; aceto balsamico tolga 6/10 iki golde de yapacak bir şeyi yoktu. caner'in şutunu kurtarırken sakatlandı. emenike'nin füzesini iyi tokatladı. oyundan alın demesine r... blogspot
tsikitishvili tsikitishvili
maalesef hiç bir albenisi kalmayan lig.

son üç yılın şampiyonu juventus zirvede yalnız. diğer takımlar kendi aralarında takılıyor. avrupa kupalarında juventus dahil hiç bir takımın korkutucu bir gücü yok.

bu haliyle fransa liginin lyon tarafından domine edildiği yıllara döndü. halbuki eskiden shevchenko lar, adriano lar, emerson lar, batistuta lar top koşturuyordu bu statlarda.
mess mess
hocaların hocası sinyor roberto mancini'nin dönmesiyle yeniden ilgime mazhar olmuş ligdir. benimki tamamen dilencilikten. milano'ya giden kardeşimden sırtında mancini yazan inter forması sipariş etmişliğim var.

düzeltme: milano derken milan forması yazıp aslında inter forması demeyi kastetmek.
2 /