serin mavi

serin mavi serin mavi
o kadar ki, kendimi hatırlıyorum…

mavi bir akşamüstünün bütün renklerinde yüzünün kokusu;
bakır çalığı arzuların
biraz siyah katılmış, herhalde biraz hüzünlü,
biraz gözyaşını içine akıtan sessizliğinde bakır çalığı…
bir sayfanın kenarına düşülmüş not kadar umutsuz,
her an sayfadan düşmek korkusu içinde…
yanıldığın her hatada ayağını inciten taşlar…
içini kuran taşlar...
diri otlarla kaplı sessizlik geceleri, ve
serçelerin, ispinozların, sığırcıkların kanat çırpışlarında,
her aklına gelen,
renkli kâğıtlara çizdiğin mumdan kanatlar.
gece yarıları oynadığın oyun…

kimse kalmadı adını söyleyecek.