sessiz kız

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
kabaramazsınkelfatma
olamadım, gizli gizli olmak istedim. her dönemde, her sınıfta, üstü başı abartısız, dersleri orta, bazen iyi, yanaklarının kızarma ihtimali yüksek, saçları genelde cılız ya da yoğun kıvırcık, konuştuğunda sesi ince çıkan o kızları hep merak ettim. sınav zamanı ders notları elden ele gezen ve adı pek bilinmeyen… seneler sonra sokakta karşılaşılan, selam verilip nereden hatırlanıldığı kestirilemeyen. pantolonun içine külotlu ince çorap giyen. dört senedir çıktığı erkek arkadaşı olan, onunla ya da en fazla bir sonrakiyle evlenen.
bana hep huzurlu geldiler, iddiasız olduğu kadar da dertsiz. yaşam ne verdiyse alıp yürüyen…
uçan koala
fazla konuşmayıp,sessiz kalıp;mutluluklarını,üzüntülerini gözleriyle anlatan kızlardır aynı zamanda.üstlerine ''bir başka kızın yanındaki sessiz kız'' etiketi yapışmıştır.kimisine göre sönük kızlardır,kimisine göre ise yalnızca evden okula okuldan eve gidip gelen kızlardır.ama kimse bilmez ki sessizliklerini gözlerinde söndürür bu kızlar.bakmasını bilene hissettiklerini öyle güzel anlatırlar ki o gözlerden neler hissettiğini anlayabilmek için geri kalan vaktinizi o gözlerin içinde geçirirsiniz.

kısacası sessiz kız diye bildiğimiz kızlar gözleriyle konuşan kızlardır.
istanbul tek nick
hep daha çok ilgimi çeken karşı cins..
ne zaman bir ortamda bir kız sussa neden susuyor, ne düşünüyor, neler hissediyor diye düşünmeye başlıyorum..
çok konuşanı hiç sevmediğimden olsa gerek, utangaçlığı güzel bir erdem gördüğümden olsa gerek, konuşulacak şeylerden çok susulacak şeylerin var olmasından gerek, susunca gözlere daha çok dikkat ettiğimden olsa gerek..
susuyorumsuver
- genelleme yapıyorum, lütfen ayarlarınızla oynamayınız-



elini taşın altına sokmayıp, onun bunun(cıvıl cıvıl kızların) çabasıyla şenlenip güzelleşen ortamlarda gemisini gayetle güzel yürüten politik kaptandır; asalaktır yani bir nevi. suya sabuna dokunmadan yaşar. diğer kızlardan helâllik almalı bence ölürken mölürken.

-genelleme bitti-
foxypixie
sessiz kız, yaşıyla orantılı olarak iki şey ifade eder. kızmız genç ise utangaçlığı ve özgüven eksikliğini yansıtır. orta yaş üstü bir kadın sessiz ise, egosunu susturabilmiş kalender biri söz konusudur.
ozlemmelzo
sırf yerli yersiz konuşmaktan hoşlanmadığım ve aslında kibar bir insan olduğum için üstüme yapıştırılmış etiket. sadece zamanı gelirse konuştuğum ve konuştuğumda da sizin gibi anırmadığım, bağırıp çağırmadığım için üstüne bir de ya utangaçsın ya da sinsisin ama ikisi de iş hayatında iyi değil diye lafı yapıştırmıyor musunuz! insanlar bu cesareti nerden alıyorlar bilmiyorum. bu benim ses tonum arkadaş, sırf senin canın istiyor diye değiştiremem. of.

(bkz: patrona sinirlenmek)
bluelıne
özellikle bu sıralar olmayı çok istediğim kız türü. ben ki sadece "ses" le varolabilen bir insanım belki de.
yok yok ses sanatçısı filan değilim, ya da herhangi bir profesyonelliğim yok ses konusunda. ama zamanın yüzde 70 inde sesli bir insanım. ne bileyim gülümseyemem pek, kahkaha atarım genelde. ama kahkaha sesine tahammül edemeyenler ya da yanına sokulup neye gülüyorsunuz diyip seninle gülemeyenleri görünce kahkaha atmanın ayıp ya da yersiz olduğu işlenir oldu belleğime.
sessiz bir köşede ağlayamazdım örneğin. abartılı tabirle anıra anıra söyleye söyleye ağlamayınca içimdeki acı, öfke gitmezdi. sonra el içinde ağlanmaz dediler büyük abiler ablalar. sustum. insan kendindekini öyle hemence değiştiremiyor ki. köşe bucak kaçıp sessiz çığlıklar atmayı öğrendim sonra. içindeki herneyse dışarı çıkmayınca ağlamak rahatlatmıyordu ki insanı. yastığı ağzına bastırıp ağlamayı keşfetmem de bu dönemlere denk gelir.
eskiden, nerdesin ya sen yoksun diye ortalık sessiz, sıkıldık gel de neşelenelim derlerdi. zamanla varlığım yokluğum bir oldu. varsam da konuşmuyordum. kimse konuşmuyordu ki. ben aklıma gelen önemli-önemsiz-komik-saçma-eğlenceli-sıkıcı ne varsa söyleseydim eskisi gibi, amma çok konuşuyorsun diyebilirlerdi.
ergenliğin çok sonrasında ergen korkularına sahip olmayı belledim. ülkenin en büyük kentinde "başkası ne düşünür" diye yaşamaya başladım. başkalarının dikkatini çekmek iyi değildi onu gördüm. sessiz, bir köşede sorulursa cevap veren olmaya çalıştım. oysa ki daha yakınlardaydı bir büyüğümün söylediği alıntı :
"konuş ki seni görebileyim"

sustum. artık kimse beni görmüyor.

işe gidip , çay molalarında sessizce oturup, içeri geçip işlerimi yapıp eve gidiyorum. odama çekilip sessiz sessiz yatıyorum çoğu zaman. kimse beni görmüyor, kimsenin kötü anlamda dikkatini çekmiyorum.konuşmuyorum çünkü. hatta bazen aynaya bakınca bile kendimi görmüyorum. o ben değilim, başkası...ben o değilim.
ben nerdeyim onu bile bilmiyorum....

behçet necatigil'in donme dolabı gibiyim artık.

nerden niçin mi geldim
bilmeden bir şey diyemem, ya siz?
hem hiç önemli değil
geldim, yer açtılar, oturdum
girip çıkanlar vardı
zaten ben geldiğimde.

başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi
gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi.
doğrusu anlamadım bir düğün-dernek mi
sonra da kimileri düşünceli, durgundu
gidenler neye gitti doğrusu anlamadım
zaten ben geldiğimde.

bir luna-park mı bir konser bir gösteri
bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı
sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti
bak dediler baktım pek bir şey göremedim
hem her yer karanlıktı
zaten ben geldiğimde.

benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede
nasıl kalkıp gideceğim kalk git dediklerinde
çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele
kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan
az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken
zaten ben geldiğimde.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın