seul contre tous

panavision panavision
sonundaki kendi öz kızına olan hayali taciz olayına anlam vermek mümkün olmayan film. belkide karısıyla olan sevgisiz hayatta kendini az da olsa seven insana, öz kızına beslediği bir nevi aşkı göstermek isemiştir gaspar noe.
filmde ilginç bir olay arada sırada gelen uyarı mesajları, örneğin: filmde olaylar çözülmeden önce sinema salonunu terketmek için 30 saniyeniz var.
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
" yalnız doğarız, yalnız yaşarız, yalnız ölürüz. yalnız, hep yalnız. ve sevişirken bile yalnızızdır. eti ile yalnız, hayatıyla yalnız, paylaşılması imkansız bir tünel gibi. ve yaşlandıkça yalnızlığımız artar, zamanla yokolan bir hayatın hatıralarıyla karşı karşıya. hayat, bir tünel gibidir. ve herkesin küçük bir tüneli vardır. ama tünelin sonunda bir ışık bile yoktur. hiçbir şey yoktur. hafıza bile ayrışır sondan önce. yaşlılar bunu iyi bilirler. küçük bir hayat, küçük tasarruflar, küçük bir emeklilik, ve sonra küçük bir mezar. ve bütün bunlar hiçbir işe yaramaz.

sevgi, arkadaşlık, bütün bunlar öksedir. bunlar hayaldir.bütün insan ilişkilerinin ticari olduğunu saklayarak kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan gençlik hayalleri. arkadaşlıktan ve sevgiden konuşmak işimize gelir.ama hesapla, gerçek, çok daha çıkarcıdır.

hayır, sevişmek iyi bir hesaplama değildir. hatta çok pahalıya patlar. ama zaman geçirmeye yarar. ve sevişme zevki kalmadığında, bu dünyada yapacak hicbir şeyimiz olmadığını farkederiz. zaten bu boktan hayatta başka bir şey yok. sadece işkembelerimizin içine yazılmış, ve buna uyma zorunluluguna inandığımız bir üreme programı, kendine rağmen doğmak, yemek yemek, kuyruk sallamak, dünyaya getirmek, ve ölmek. hayat kocaman bir boşluktur. her zaman böyleydi ve böyle olacak. bensiz de devam edebilecek koca bir boşluk. ama ben, artik bu oyunu oynamayı istemiyorum. hayır, hiç istemiyorum. kişisel ve derin bir şey yaşamak istiyorum. kocaman bir makinenin, biri diğerinin yerine konulabilir son civatası olmak istemiyorum. ölüm günümde, bu gezegen üstünde yığılmış milyonlarca sersemle aynı saçmalıkları yapmış hissine kapılmak istemiyorum. sonuçta, yasadıklarımı göt deliklerinin sonuncusu da yasadı. ölümüme kadar yirmi sene daha yaşama isteğim olması için kendime bir neden, bir mazaret, şansa herhangi bir şey bulmam gerek.

bak, bir hayata yeniden başlayabilseydim, porno filmler yapardım. orda en azından her şey net. bunu yapan insanlar, bizim türümüze dair her şeyi anlamışlardır. ya bir penisle doğmuşsundur, ve sadece cok sert bir şekilde delik tıkayan bir penis gibi davranırsan işe yararsın. ya da bir delikle doğmuşsundur, ve iyi tıkatıyorsan işe yararsın. ama iki durumda da , yalnızsın. evet, ben bir penisim. evet böyle. zavallı bir penisim ben. ve bana saygı göstermeleri için, her zaman çok sert kalmam gerekiyor."
yumurtanın signal ile fırçalanmayan tarafı yumurtanın signal ile fırçalanmayan tarafı
gasper noe'nin 1991 yılında çekmiş olduğu carne adlı kısa filmin devamı olan, yalnız bir kasabın düşüncelerinin en açık en sapkın şekilde anlatıldığı, ahlak kavramını sorgulatan, benim en çok etkilendiğim filmidir. filmde geçen sözlerden bazıları:
ben bir çüküm. ne kadar fazla kalkar, ne kadar çok sertleşirsem o kadar çok değerim olur hayatta.
ahlak yasaları, doğa yasaları, normal yasalar bunların hepsi zenginler için.
sen benim kızımsın ve ben seni kadın yapacağım. bu insanlığı değiştirmeyecek ama ikimizde çok şey değiştirecek. peki insanlık bunu neden yasaklar? benim seni sevmemi. yanlış olduğu için mi? hayır, bence çok güçlü olduğu için.
sophielerce sophielerce
gaspar noe nin rahatsız edici filmlerinden diyebiliriz. zira (bkz:climax) ta da hep bi huzursuzluk hali vuku bulmuştu bünyede..
zira film zihnimde'yok bura fantazidir' diyerek ilerledi lakin çoğu yer tabii ki fantezi olmadı derken yine fanteziye yolculuk..
kasap bey film boyunca hemen hiç konuşmuyor, iç sesini dinliyoruz, filmi izlerken 'the butcher' ana karakter bir taraftan aslında gündelik hayatta (azıcık da ruh hastasıysanız) sizin zihnininzi ve içinizden geçenleri seslendiriyorken, özellikle filmin ilerleyen sahnelerinde, belki ruhunuzdan biraz dışarı da taşarak, sizi seslendiriyor olabilir...
bazı seslendirmeler hakikaten çok gerçek, çok insana dair, lakin ensest vs fantezisi fazla da gelebilir tabii...

ruhumu karartayım, noe nin dipsiz kuyularına düşeyim derseniz güzel bir cuma gecesi depresyonunuza eşlik edecek film hedemiz..