sevdalinka

spoiled spoiled
ayşe kulin'in kitaplarından biridir. boşnakça aşk şarkısı anlamına gelmektedir. bosnadaki savaş esnasında bir ailenin yaşadıklarını ve bir aşk hikayesini anlatmaktadır. okurken bazı yerlerinde -özellikle savaşa dair satırlarda- sinirden köpürdüğüm, üzüldüğüm yerler olmuştur. ancak kitabın geri kalanı için pek iyimser olamayacağım. aşk hikayesi çok sönük kalmış ve kitapta gereksiz satırlar gibi durmaktadır.
casillasmania casillasmania
radovan karadzic yakalanmazdan bir hafta öncesinde bitirmiştim bu kitabı. srebrenica katliamı yıldönümünde ekranlarda gösterilen mavi kelebeğin izinde belgeseli bu kitaba ilgi duymama vesile olmuştu. en baştan söyleyeyim kitabın ana karakterini yani nimeta’yı hiç sevmedim. eğer bosna savaşı bu karakterin başından geçenlerle bağlantılı olarak anlatılmasaydı bu romanı okumaya- ki roman demeye de pek dilim varmıyor- kesinlikle devam etmezdim. kitabın ilerleyen bölümlerinde bosnalı müslümanlara yıllarca yapılan zulümlerin ve çektirilen acıların kaynağına karakterle ve tarihle bağlantılı olarak inilmesi ilginç olabilecek ayrıntılardan.
ben ömrünü edebiyata vakfetmiş bir insan ya da edebiyattan çok iyi anlayan birisi değilim, sıradan bir okuyucuyum ancak bu eserden sonra ayşe kulin’in yapıtlarına dair kafamda çok daha belirgin fikir oluştu. eserlerine verilen emeğe saygısızlık etmek gibi bir hadsizliğe düşmekten sakınarak şunu söylemeliyim ki, ayşe kulin çok güzel senaryo, biyografi yazıyor ama roman dendi mi orda biraz durmak gerekiyor. romanın taşıdığı o kendine özgü ağırlığı tam olarak taşıyamadığını düşünüyorum ayşe kulin eserlerinin. diğer yazarlarla kıyaslamak doğru değil belki ama bana göre bir roman okunduktan sonra unutulup giden satırlardan oluşmamalı, vücudunuzda taşıdığınız bir yara izi gibi kalmalı en azından. öyle bir yara izi olmalı ki bu tıpkı vücuda yaptırılan dövme gibi kalıcı olmalı, kan alınmış bir damar gibi morluğunu birkaç gün sonra yitirmemeli o yara. öyle ki bazen sızlamalı. işte ben sevdalinka’dan sonra bir kez daha anladım ki, ayşe kulin bende ne böyle bir yara açıyor ne de o yarayı sızlatabiliyor.
myrmidon myrmidon
boşnak kültürünün bir parçası olmakla birlikte balkanların tamamında hatta artan şekilde türkiye'de de sevilerek dinlenilen şarkı türü. sevda şarkıları anlamına gelmektedir. oldukça yakıcı hikayeler anlatılır bu şarkılarda ve osmanlı, istanbul ve bu çevrede yumaklanan kültür iklimi ile o iklimi oluşturan kişiler (mesela paşalar, beyler, sultanlar, hanım sultanlar) bir çok eserin kurgusal temelini oluşturur.
punica punica
okurken insanda tarih kitabı okuyormuş gibi bir izlenim yaratan ayşe kulin romanı. bu sebeple mi bilemiyorum ama kitap aylardır elimde sürünüyor, bir kitabı bitirmeden diğerine başlayamayan bir kişi olarak da bu durumdan son derece hoşnutsuzum.
sayenizde sayenizde
olay kahramanları ile , evli ve çocukları olan bir kadının aşk sancılarıyla yoğrulduğu sayfalarda elif şafak'ın aşk adlı kitabıyla benzeştiğini keşfettiğim müthiş eser.
fromcyprus fromcyprus
2002 senesinde okuduğum ama hala etkisinden kurtulamadığım çok başarılı bir ayşe kulin romanı. dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından biri yaşanırken, nimeta içinde kopan bir başka fırtınayla da mücadele etmek zorunda kalıyor. kitabın en vurucu kısmı, nimeta'nın 17 yaşındaki oğlu fiko'yu yaşatmak için kocası burhan'ın ve aşık olduğu adam stefan'ın işbirliği yapması ve tabii ki mirsada'nın acı ölümü.
butterflyy butterflyy
ayşe kulin in güzel kitaplarından birisi daha...sevda şarkısı anlamına geliyor .gerçekten sabırsızlıkla sonunun gelmesini bekliyorum,heyecanla ilerliyorum...bazı yerlerinde üzülüyor,gözlerim doluyor hatta...tavsiye edeceğin kitaplar listesinde diyebilirim....