sevgili ile aynı kitabı okuyup üzerine konuşmak

1 /
elcordobez elcordobez
çok kişi bilmez ama orhan veli'nin güzel öyküleri de vardır. bu öykülerden birinin ismi ''işsizliktir''. orhan veli usta, bir gün sahil kenarında otururken kendi kendisiyle konuşmaya başlar. açtır ve işsizdir. ama anlattığı öykü asla açlığının dramı değildir. bol miktarda sıgarası vardır cebinde, ve manzara çok güzeldir. açlığının ızdırabı elbet vardır içinde ama bunu o kadar da dert etmez. geçenlerde aldığı bir iş teklifinden bahseder öyküde. taşrada açılacak bir petrol kuyusuna personel arıyorlarmış. yüklü miktarda bir maaşla orhan abi'ye de gel çalış demişler. kendisi reddedmiş teklifi. öyküde, şayet teklifi kabul etseydi orada beraber çalışacağı insanlar hakkında fikirler yürütüyor. öyküden çıkardığım hususlardan biri, orhan veli çağında her meslekten insanın şiir hakkında iyi veya kötü, ilerici yahut gerici bir beğenisi var. bugün ben iş yerimde her hangi bir arkadaşımla şiir sohbeti yapsam adım ''gay''e çıkar. yahut olur olmadık yerde olur olmaz şeyler konuşan bir insana. veya en iyimser ihtimalle karşımdaki insanlar aval aval bakıp dinler beni. hayır canım, istemez eksik olsun. iyi ki şu sözlükler var diyorum bazen. kimsenin deli olup olmadığımı umursamaz bir şekilde, sanattam, bilimden, tarihten istediğim kadar bahsedebiliyorum.

karl marks dinler için, ''ruhsuz dünyanın vicdanıdır'' der. din meselesinin insanların bu kadar yaşamında önemli olmaya başladığı bir çağda, gündelik dertlerden çok uhrevi dertleri de olması lazım gelmez mi insanın? peki ben neden eser miktarda o kadar insan tanımıyorum? etrafıma bakıyorum da, herkes bir biçimde aşktan ölüyor. peki neden herkes, şiirden habersiz bu çağda? bir insan bir insanı şiirsiz nasıl sever yahu? kitapsız allaha tapmak gibi bir şey bu.
başlığı görünce düşündüm ki bu çağda kimse doğru dürüst kitap okumuyor ki. bir de sevgilisiyle aynı kitabı okuyup konuşsun. herkesin, sevdiğinin gözünü nasıl oyabileceğiyle ilgili daha önemli dertleri var bu zamanda. bir de insta story mi ne atıyorlar.
salazar slytherin salazar slytherin
hayalini kurduğum olay. hatta bir tanıdığıma bahsetmiştim bu meseleden. ilişkiler üzerine konuşurken hayalimdeki mevzuyu anlattığım anda demiştim "beni tanıyorsun az çok. işten geleyim, kahvemizi alalım, oturalim bir kitap okuyalım ve üstüne tartışalım. benim hayalimdeki ilişki, evlilik bu."
ms psilosibin ms psilosibin
ben bunu yapmaya çalıştıysam da sevgilim ısrarla yapmıyor, yapamıyor!
kitap okuma kültürü yok adamda.
biraz anlatınca "bu kitap benim ilgimi çekti" dediği 2 kitabımı ona verdim, aylardır okuyacak diye bekliyorum...
okuyacak da karşılıklı yorum yapacağız (o zamana ölmezsek inş)
snow flake snow flake
emrivaki dedikleri.

daha önceden ikisi de aynı kitabı okumuşsa iyidir, hoştur otursun konuşsunlar eğer içlerinden geliyorsa. öteki türlü biraz anlamsız geliyor kulağa. sevgili olunca illa iki ayrı insan, senkronize olup tek bir insanmış gibi hareket etmeye çalışılıyor. sevgili olmanın bu olduğu zannediliyor, ne saçma.

insanların romantik hayalleri.
psikopatpapatya psikopatpapatya
mıç mıç ilişki türü değil bu. biriyle aynı kitabı okuyup yorumlaşmak yağmurlu havada romantik eylemlerde bulunmak değil. karşındaki insanı daha iyi tanımak aslında, nasıl baktığı neyi gördüğü veya görmediği. bunun bir üst seviyesi tanıdıkça ne tür kitaplardan hoşlanacağını kestirip ona kitap almak.
6
kubarova77 kubarova77
benzer ilgi alanlarına sahip bir bey ile denk gelirsem gerçekleştirmek istediğim eylemdir. karşıdaki kişiyi tanımak için iyi bir yöntem olduğunu düşünüyorum. (gerçi ben kişilik testi çözdürüyorum orası ayrı) aynı dünyaya onun gözlerinden, fikirlerinden bakmanın farklı bir yolu gibi. bir müzik listesi, iki altı çizili sözler kişi hakkında ipucu verir derler. evlenmeden önce kesinlikle yapılmalı.
koz maça koz maça
normal şartlarda bu olay bir kitabı sevgilinin de okuması ve farklı zamanlarda okunan aynı kitap üzerine iki insanın tartışması anlamına geliyor ama gençler buyrun bir de burdan yakın: biz eşimle sevgiliyken aynı anda bi kitabın bi ucundan ben, diğer ucundan o tutardı. ben 38. sayfayı okuyorsam, o 39. sayfayı okurdu ve sayfayı birlikte çevirirdik. şu an bunu yaptığımıza inanamıyorum. romantizmin doruk noktası mı desem ergenliğin cilveleri mi desem. böyle tolstoy mu okunur. şaka maka gerçekten aşıkmışız ve küçükmüşüz. o değil de şu an bizim bebe de kitap hastası... ileride o da kız arkadaşını sırtına alır eifel kulesine falan tırmanırlar herhalde... daha extreme takılırlar, biz de marjinal kalırız böylece.
yemekten çıkan kıl yemekten çıkan kıl
çomar aktivitesi. liseli ergenken falan düşünürlerdi bunları yavrular. o zaman bile saçma gelirdi bana. 25-30 yaşında eşek kadar insanlarsınız sevgilinizle yapacak aktivite kalmadı kitap okuyup tartısacaksınız he mi? taam çok entelsiniz aynen.
yürüyen adam yürüyen adam
bir ara fakbadim olan hatunla girişmiştik böyle bir şeye kız çok okurdu ben onun kadar okumuyorum ve ilgi alanlarımız farklı (yani aslında şu okuma kafasını yanlış düşünüyor olabilir insanlar ben de okuyorum ama daha makale tarzı şeyler okuyorum bilgi içerikli şeyler okuyorum aşk romanı okumuyorum demek istediğim o) o edebi şeyler severdi ben de bir dönem bunu kendimde eksik hissettiğim için ulan dedim hazır bu tip bir kız da var bir şeyler kapayım.. olmadı maalesef. işin sonu hadi şarap içelime dönüyordu sürekli bir süre sonra da zaten bıraktık birbirimizi.

kafalar aynıysa yapın tabi keyifli. hatta gidin ormana falan ormanda okuyun bir ağacın altında sonra tartışın şarabı üzerine için. önce içince olmuyor.
the red queen the red queen
böyle laflar edip insanı aşktan meşkten soğutuyorsunuz. aynı kitabı rastgele okumuş olsanız ve hakkında konuşsanız tamam da kasten, senkronize olarak, sırf hakkında konuşmak için okumak... saçma.
1 /