sevgilinin teninin kokusu

1 /
speleofizik speleofizik
sevgilinin teninin kendine özgü kokusudur, bu ne bir parfümle boy ölçüşebilir ne de başka bir şeyle, bu kokuyu hiç bir yerde bulmaz insan, bu koku insana güven sıcaklık tezelik verir, eğer bir insan gerçekten seviyorsa bu kokunun hastasıdır, olmalıdır da.
oniyeoyleoldu oniyeoyleoldu
sevgiliden uzakta duyulursa özlemin derecesine göre iki sonuç doğurur;

1)yakar geçer.geride köz bırakır.
2)çizgi filmlerde yemek kokusuyla uçan (ki tom ve jerry'de olur bu genellikle) çizgi kahramanlar gibi uçurur.
cohen cohen
ahmet altan'ın yazısından hareketle, kendi sesimizi -örneğin kaydettiğimizde- hiç tanıyamadığımız gibi, kendi kokumuz da yabancıdır bize.
alamayız (bilemeyiz) kendi kokumuzu.

"bu kadar yakın olup da sesine ve kokusuna yabancı olduğumuz tek insan
kendimiziz. belki de bu yüzden kendimizi tanımayız. belki de bu yüzden bir
başka insanın sesine ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz. belki de
bu yüzden aşık oluyoruz. belki de, bir başkasının sesini ve kokusunu kendi
sesimizin ve kokumuzun yerine koymaya, bir başkasının sesini ve kokusunu
bir parçamız gibi hissetmeye aşk diyoruz.
belki de, sevdiğimiz insanın sesine, kokusuna doğru akıp gitmemiz, aslında kendimize (kendi içimize) doğru yaptığımız bir yolculuk.

aşk kendimizin sandığımız bir sesin ve kokunun aslında bize ait olmadığını, bir başkasının sesi ve kokusu olduğunu anladığımız zaman bitiyor.
yanıldığımız sürece aşığız biz.

kokularını istediklerimizin, vücutlarını da isteyeceğiz. seni seviyorum dediğimizde, sen benim sesim ve kokumsun demek isteyeceğiz. kendi hafızamızda başkalarının sesleri ve kokularını kılavuz yapıp
dolaşabileceğiz ancak. kendi geçmişimize ancak başkalarıyla ulaşabileceğiz."

şimdi can yücel'in dizelerini okuyup, güler'i tanıyalım:

"hayatta yattık dün gece /üstümüzde meltem
kekik kokuyor ellerim hala
senle yatmadım sanki /dağları dolaştım."

"sevgilinin teninin kokusu"nun bir başka ayrıcalığı daha var; sevişmenin ardından taşınabilir ya da taşınmaz olması.
o giderse, kalır kokusu... tende, odada...
sen gidersen, yanında gelir evine...
ten bazı anlarda, akıldan daha kaydedicidir.
alik alik
bir çeşit kokain. kokladıktan sonra bağımlılık yapıyor. bağımlılık yaptıkça mutluluk veriyor. mutluluk verdikçe yıkıma sürüklüyor. kokain gibi evet, kokluyorum sanarken zehriyle doluyoruz güzelce. kanımızda fink atıyor, seksek oynuyor. ve biz ona bayılıyoruz.

sonra, bazen bir çeşit bebek pudrası. bizim bebeğimizin pudrası. "anne/baba olunca anlarsın" esanslı olması hayati önem taşıyor. kızaran, yanan gözlerimize bile serpiyoruz. çok amaçlı. çok işlevsel. (snıffsle. snıffsle.) doyamıyoruz. o kadar şiriniz ki, maviye çalıyoruz.

bazen de kurabiye kokuyor. hanımeller tadında, ana- bacı kurabiyesi değil tabi. reklam da kokmuyor bu. sadece samimi insanlara açılan duygu- dert, çok gizli, şahsi hatıra tadında, "bizim sevdiğimiz çeşit" kurabiye kokuyor. bu kurabiyeyi paylaşmaya çekiniyoruz hani, hızlı hızlı yiyoruz. o kurabiye, bu kurabiye.

sevgilinin teninin kokusu çoğu zaman da bir şarkı oluyor, klasik olduğu üzere. duyumsaması tatlı, uzak kalınışı acı, coverlanması boktan, zıp zıplatan, aniden çalınca kanı coşturan. falan.

daha çok şeydir. bu yüzden, bu listenin bitemezliği ölçüsünde, en çok da "daha çok şey" cümlesidir herhalde sevgilinin teninin kokusu. bizimdir. dupu tısss !
red zeppelin red zeppelin
geneliikle sevgiliyi sarmalayan kolda kalan, tarif edilmez akıl uçuran kokudur...sevgiliyi eve bıraktıktan sonra eve yalnız dönenlere yol için meşgale, uyku sorunu çeken bünyeler için uyku ilacı, her ikisini de yaşayn bünyeler için kafa yapıcıdır...
kababanga kababanga
bir aşığın en büyük cezasıdır. görüntüyü fotoğraf çekerek saklayabilir, özleyince bakabilirsiniz. sesini video çekip saklayabilirsiniz. ama kokusunu asla..

burnunuz tıkalı olduğu için burnunuza söver, sevgilinin kokusunun içine girmek ister, ama sırnaştığınızda etraftan gelen istenmeyen bakışlara maruz kalıp sevgiliyide utandırmamak için öyle yapmazsınız. zaten sizin yanınızda yeterince heyecanlı ve utangaçtır. kuş gibi çırpınan kalbinin üzerinde usulca heyecandan titreyen çenesini görüp kokusunu içinize çekerken, bir eliniz onun nabzında diğer eliniz saçlarında ölmek istersiniz. çünkü hayattaki en mutlu an o andır. ayakta o kokuyu duymamak istersniz, çünkü duyduğunuz an dizlerinizin bağı çözülür, bayılacak gibi olursunuz. o kokuyu omzuna yaslandığınızda, hatta uzakken ve rüzgar eserken bile tenine sadece dokunduğunuzda burnunuzda o kokuyu hissedersiniz. onun su şişesinden su içerken dudaklarını koyduğu şişe ağzına burnunuz yaklaştığında, onun sınav kitapçığına baktığınızda bile o kokuyu duyarsınız. şüphelenir sınav kitapçığını zorla alıp koklarsınız. sonra anlarsınız ki o koku sevgiliyi hissetmeyle değil " idrak etmek"le alakalı. yani onun biraz olsun olduğunu bildiğiniz şeylerde o kokuyu duyarsınız. o burunla ilgili değil, daha çok tüm beden, özellikle de kalple ilgili bir kokudur. kokladığınız an burnunuzdan sıcak bir hoşluk dalgası ılık ılık içinze akar. ve o kokuyu duyduğunuz her an tanrıya şükür edip mutluluktan ağlayacak gibi olursunuz ve işin aslını orada kavrarsınız..

bu koku, aşkın aslı.. temeli..

edit: imlâ

2 yıl sonra gelen edit: daha sonra bu giriyi girdikten sonra aylar geçer. bir bakmışsınız ki aşk bitmiş. her şey yalan olmuş. sadece yiyişmek için birlikte olmuşsunuz. ayrılmak için bahane de bulamazsınız. sevgiliniz hala sizi köpek gibi seviyordur. en sonunda kıra döke acımazsızca ayrılırsınız. artık nasıl bir lanet okuduysa ya da ah aldıysanız işler bundan sonra pek de iyi gitmez.
coruption with melancholy coruption with melancholy
sabahın 5'idir, ezan içinizi ürpertmiştir, uyku sersemisinizdir, yüzünüz duvara dönük..

gözlerinizi aralarsınız yavaşça, buz gibi duvarla bakışırsınız bilinciniz yarı-açık.
sonra diğer tarafa dönersiniz.
dünyanın en masum, en huzur veren varlığı karşınızdadır, şaşırırsınız.
yanınızdadır hatta, gözlerini aralar o da.
gözgöze gelirsiniz, uçup gider sıkıntılarınız.
sarılır size, göğsünü işaret eder başınızı yaslamanız için.
başınızı yaslarsınız göğsüne,saçınızı okşar, sarar,sarmalar sizi
derin bir nefes alırsınız o an.
onun tenidir hava'yı bu kadar anlamlı kılan.
hiçbir parfüme değişilmez o koku,
en pahalı kumaşlardan daha değerlidir teni sevgilinin.
küçük bir kediye dönersiniz kollarının arasında,
teslimiyet hiç bu kadar tatlı olmamıştır.

tek kelime etmezsiniz birbirinize
o kokuyu içinize çekmek, bir kitap bile yazdırabilir oysa ki..
"aşk" böyle bir büyü dersiniz..


o koku..
"huzur" ve "dinginliğin" somut hali;

şu ana kadar dünyada yaşamış tüm aşıkları anlamanızın sebebidir.
kefen kokusu kefen kokusu
insanı ağlatan kokudur.son kez sevgilinizle beraber 2 gün geçirmişsinizdir ve ayrılma vaktiniz gelmiştir sarılıp ayrılırsınız bir daha görüşmemek üzere. daha sonra evin yolunu tutarsınız evde ilk iş duşa girmektir üzerinizde ne varsa çıkartır tam duşun altına girecekken o muhteşem kokuyu duyarsınız. önce suyun altına girmek istemezsiniz ama sonra adımınızı duşun altına atar ve göz yaşlarınızla suyu birbirine karıştırarak duşunuzu alırsınız.
1 /