sevgiliyi üzmek

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
azwepsa
insanın küçük karanlık odasında, yağmurlu ve kasvetli bir günde yanan tek mumunun sönmesi gibidir. sarı bir aydınlıkla alevle beraber neşe içinde raks eden her obje bir anda grileşir, donar. taş kesilirler. cıvıl cıvıl dünyanızda herşey durur ve sadece kalbinizi sıkıştıran bir mengene kalır kıpırdayan. ama o da her saniye kalbinizi biraz daha şıkıştırır. sıkışan bir sünger gibi kan damlaları sızar kalbinizden. damla damla hissedersiniz. en son her ne yediyseniz de şişer şişer. o bile kalbinizi sıkıştırmaya çalışır. "bir düşün bakalım sen ne yaptın? onu neden üzdün." diye sorgular seni açtığın her sayfa. suya karışıp, göz yaşı olamayıp kalan tuzlar gözünüzü yakar. böyle bir şey.
afacan
söyleyeceğiniz en ufak yanlış bir söz bile, genelde alıngan olmayan birinin kalbini kırabilir. aslında söylemek istediğiniz şey söylediğiniz şeyden oldukça farklıdır.lakin bir kelimeyi unutmak sevgiliyi tahmin edemeyeceğiniz şekilde üzebilir. o üzülür ama sizin içiniz parçalanır. ne kadar özür dileseniz de boştur. kalbi kırılmıştır bir kere. tekrar gönlünü almak sizin elinizde hayal gücünüzde dil dökme yeteneğinizde saklıdır.
ness
"benim küçük sevgilim, ben sana neler yaptım" sözleriyle ifade etmek istediğiniz ama uzaklarda olması sebebiyle elinizden onun için dua etmekten başka bir şey gelmeyen durum.
sizi kırdı diye o kadar uzatırsınız ki meseleyi, üzüntüsünü size yansıtmamak adına gece 1'de sokağa vurur kendini.
pişmanlığını göz ardı edip o kadar yüklenirsiniz ki üstüne, ne durumda olduğunu anlayabilmek için aradığınızda karşınıza ev arkadaşı çıkar da "kapıyı çekip çıktı bir anda, anlayamadım telefonunu da bıraktı bilerek" der size.
çaresizliğinizden ev arkadaşına bağırırsınız "neden durdurmadın onu?" diye, saatlerce "kış vakti bu saatte sokakta ne yapar eder?" diye içiniz içinizi yer, sabaha kadar gözünüze uyku girmez, nihayet sabah 7'de eve döndüğünü haber alırsınız arkadaşından. uykusunu almasını beklersiniz, uyanınca üzdüğünüz için af dilersiniz, geniş yüreklidir affeder.
o kadar üzmenize rağmen "ben seni nasıl affetmem, bu kadar severken, seni seviyorken nasıl affetmem?" der. affeder..
lierre
sizin sevgili olarak adlandırmadğınız ama onun kendine biçtiği bir rolse sevgili olmak gerçek duygularınızı söylediğinizde istemdışı gerçekleşen olaydır. şöyle ki; siz onu arkadaş olarak görseniz de sizi çok sevdiği için kabul etmişseniz çıkma teklifini, gerçekleri söylememek için ne kadar dayanacağınız onun yaptığı hareketlere veya vicdanınızın sesine ne zaman kulak vereceğinize göre değişir. bir süre sonra siz istemeseniz de vicdanınız dile gelir ve acı gerçekleri ona açıklar. artık siz özgür o üzgündür.
kiaransalee
dün gece seni üzmek istememiştim...
bağırarak söylediğim her cümle,
gözlerinden yaş değil,
öfke akması içindi....

çakmıştı boynumda atan damarlar
can acısıyla saldıran vahşi bi çakal gibi
sivri pençeleriyle saldırdım bilinmez öfkenin

saatlerce buhardan yanmış teninde
o isimsizin izleri vardı,
nevizade'den aldın onu,
milano'da bıraktın...

görünmez sarı saçlar vardı üstünde,
ucuz bir peruktan düşmüş,
mor dudaklarında yabancı bir titreme,
pişman oluyordun...

ama ben, kucağında o büyük öfkenin,
göremiyordum,
ince bir topuğun kırılması gibi,
parke taşında kalıyordum...
emo the unlucky polar bear
kafama sıçayım ki bugün yapmış olduğum eylemdir. aslında basit bir matematik olay gibi gözükse de çünkü sonuçta sende fazla olan derdi, sıkıntıyı sevgiline transfer etmektir sevgiliyi üzmek, çoktan aza kendiliğinden geçiş gibidir. transfer edecek kişinin içindeki dert muhtemelen çok yersiz bir nedenden muhtemelen saçma bir kuruntudan dolayı oluşmuştur ama vardır bir kere, ve insanın doğasında her zaman en yakınındakine zarar verme dürtüsü olduğundan kolay hedef sevgilidir malaesef.
üzme işlemine başlanır, hatta hafifçe bir kibir, 'dertliyim ulan, görsün halimi işte hissetsin o da' şeklinde bir kendini haklı çıkarma duygusu hakimdir. hatta sevgilinin tüm çabalarına rağmen oyuna devam edilir, cool duruştan taviz verilmez.
daha sonra o günlük sevgiliyle görüşme süresi biter ama durum değerlendirmesi yapıldığında kimse eseriyle gurur duyamaz. ortaya çıkan ürün bir hilkat garibesidir, her şey bunun için miydi denilir ve kendine acı acı 'değer miydi?' diye sorulur. cevap zaten bellidir, ne kadar haklı olunursa olunsun (ki benim durumumda tamamen benim öküzlüğümden kaynaklanıyor) sevgilinin kırılan gözlerine bakıldığında yapılanın 5 kuruş etmeyeceği hemencecik anlaşılır. sonuç olarak kişi aptallığına doymaz, sevgili chihuahua cinsi köpeğini kucağına alıp uzaklaştığında 'acaba geri dönecek mi?' sorusu eşliğinde öyle melül melül bakarak arkasından bakılır...
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın