seviyor mu sevmiyor mu ikilemi

1 /
platonun ütopyası platonun ütopyası
günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
ne bulursa yemiş. bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
derken bir vadiye gelmiş. rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. bir anda afallamış. ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
"merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
ve konuşmaya başlamışlar. kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.
papatya da ona kendinden bahsetmiş. birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. o kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
böylece saatler saatleri kovalamış. günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve; "üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
papatya buna bir anlam verememiş. "neden" demiş. "yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "hayır" demiş kelebek. "bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. ve ben de ömrümü tamamladım. artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."
papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "sevi seviyorum"
diyebilmiş ancak. papatya donakalmış. sadece "bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından. ardından da gözyaşlarına boğulmuş.
içinden "keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

işte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:

"seviyor mu, sevmiyor mu?"
diren bonibon diren bonibon
özleseydi arardı sevseydi gelirdi cümlesini uyguladığınızda çıkan sonuçlara göre çözebileceğiniz ikilem.

arayıp soruyor mu, sizi merak mı ediyor? doğru bildiniz demek ki özlüyor. sizin için kalkıp geliyor mu, sizi görmek istiyor mu? evetse cevabınız seviyor. değilse geçmiş olsun sevilmiyorsunuz. lütfen gidip papatyaları yolmayın, peçeteleri harcamayın, sigaraya abanmayın, derin nefes alın bi süre sonra geçiyor. iyi günler.
2
aşklaryalandöngelbebeğim aşklaryalandöngelbebeğim
yazarın biri çok güzel yazmıştı bir yerde hala daha aklımda kim bilir kim yazdı hatırlamıyorum ama cümle aynen şu

hiç bir seven gitmez seven gidemezken seviyor sevmiyor ikilemi yapmaktaki mantık nedir bilemedim. seviyorsa sevmeme ihtimali yoktur zaten. hani derler ya iki şık arasında kalıyorsun bil ki ilki yanlıştır doğru olsaydı ikinci seçenek olmazdı.
seviyorsa ikinci şık olmaz.
demek ki sevmiyor.
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
acı bir sonucu olan ikilemdir..

lakin bu noktaya gelip, bu tarz bir ikilem yaşayıp, böyle bir düşünceye sahip olmak bile yeterince acıklıdır..

istisnalar vardır elbette, ancak;

bu ikileme düşmenize sebep olan kişi, (muhtemelen) sevmiyordur... (gerçek anlamda) seven kişi, her duygusunu açık açık belli eder; istemeden de olsa...
1 /