şiirin önemi

güse güse
şiirin insan ruhunu derinden etkileme ve dolayısıyla toplumu değiştirme, dönüştürme gücü olduğu için her birimiz tek tek değerini çok iyi anlayalım diye açtığım başlık.

arkadaşlar en kıymetli ve değerli sanat şiir. şair olmak kolay iş değil.
zeka ve ruh gerektiriyor. toplumda şair olarak tanınmış insanlar üstün zekalı ve üstün ruh gücüne sahip.
düz yazıyla bir sayfada anlatılacak meseleyi iki dizeye sığdırmak ciddi bir zeka ister.

şimdi bazı şarkılar vardır, çok etkilidir.
çünkü her şiir bestelenemez, her şarkı sözü de şiir gibi okunmaz.

bir şarkının değerini sözlerinin anlamı verir. eğer o şarkı sözünü şiir gibi okuduğunuzda da etkiliyse iş bitmiştir.

bu şekilde şarkı sözü yazabilen az insan var. bu insanlara deli denir kendilerini anlayamayanlar tarafından ama şeyh edebali ne demiş?

"atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler."

şimdi size iki söz yazayım bu kişilere örnek olarak.

"korkar durur gitmez
köyün en son çitine
inanır o sınırda
dünyanın bittiğine"

"saçlarının boynuna geçti ipek sicim
gömleğinin bir kolunu darağacı belledim
bir ucu sen paslı makasın bir ucu bendim
sığ yüzüne kapattığım saçlarımı kestim"

bunlar üstün zekalı insanlar.

mesela bazı insanlar şarkı yapıyor. o an ritme uysun diye manasız bir söz kullanıyor, ya da şarkının sözleri o kadar saçma ki sadece müzik iyi. bunlar yok olup gidiyor. çünkü:

"evren cehaletten hoşlanmaz."

sir isaac newton

arkadaşlar yaptığınız latife bile mantıklı olmalı. aksi ruhunuza hakarettir. ruh allah'a aittir.

"onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın." hicr suresi, 29

allah başka bir çok ayette bu durumu belirtir.

siz eğer saçmalarsanız bu yaratıcıya hakarettir. kendinizi yok edersiniz.

şair dediğimiz insanlar özellikle de inançlıysalar çok etkili olurlar.

bunlara en bilinen iki örnek mehmet akif ersoy ve nazım hikmet'tir.

bazı şiirler gelecekten haber verir, anlayanlar için. bazı şiirler geçmişi anlatır, anlayanlar için. şair ilmini, sırrını mısralara gizler.

mesela kuran edebiyatta çok ileri gitmiş, kavgayı bile birbirlerine şiir söyleyerek eden bir topluma indi. bu insanları etkiledi. biz arapça bilmediğimiz için etkiyi o kadar iyi anlayamasak da, bazı kabe imamlarının kuran okuyuşu insanı derinden etkiler. anlamını bilmeseniz bile çok etkilenirsiniz.


bakın şimdi istiklal marşımızı düşünelim.

mehmet akif "korkma!" diye başlıyor.

korku dolu günlerde bile korkma diyor.

"sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak"

siz bu ülkeyi bırakıp gitmezseniz bu bayrak bu ülkenin üstünde dalgalanacak diye garantiliyor.

bu sancak bu millete aittir ve parlayacak diye de devam ediyor.

ülkenizi kendi ellerinizle bırakıp gitmeyeceksiniz. korkmadan alnınız dik yürüyeceksiniz. ilk dizeden bunları anladık.

ikinci dizede bayrağımızın hilali kaşlarını çatıyor. sinirli ve bu sinir şiddete dönüşmüş.
bayrak ülkemizi temsil ediyor.
demek ki ülkemizin, vatan toprağının kaşlarını çattığı bizlere kızdığı günler gelecek. ülkenin insanları birbirlerine şiddet uygulayacak. bu sözlü ya da fiziksel olabilir. ülke, şiddeti, insanları aracılığıyla uygular.

şairimiz hatırlatıyor: "kahraman ırkıma bir gül!" diyor.
sana kan döktük diyor.

yani ülke kızgın çünkü ne kadar kahraman olduğumuzu, bayrağa rengini verecek kadar kan döktüğümüzü unutacağız.
şair biz hatırlayalım diye hatırlatıyor.

ve ekliyor: istiklal diyor hakk'a tapanların hakkıdır.

yani siz allah'ı unutursanız köleleşirsiniz. bağımsızlık, ellerinde hiç bir şey yokken allah'a dayanıp güvenmiş halkın hakkıdır diyor.

üçüncü kıtada bize zincir vurmaya çalışacak çılgınlar olduğunu belirtiyor.
ve ezelden beri hür yaşadığımızı ve yaşayacağımızı da garantiliyor. korku yok yani.
burada kükreyen bir sele benzetiyor bizleri! sel bir anda gelir, kükremek başka varlıklara ait özelliktir ama burada selle birleştirilerek şahsiyetimizdeki gücün büyüklüğüne vurgu yapılmıştır.

enginlere sığmayan ve taşan… büyük bir millet!

" yüksek türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. işte parola budur!"

gazi mareşal mustafa kemal atatürk

bu parola. yani anlamı derin. parolalar büyük anlamları taşıyan kısa sözlerdir.


dördüncü kıtada batının çok güçlü olacağı günler geleceğini ve sürekli köpek ulumaları duyacağımızı söylüyor. batı şöyle güçlü, batı böyle ileri, batı böyle medeni, batı böyle zengin. ama medeniyet sadece tek dişi kalmış bir canavar diye ekliyor. aynen öyle!!!

ve senin sınırların diyor şair!!! iman dolu göğsün kadar güçlü!!!

arkadaşlar sınırlarımız şu an ne durumda? iman durumlarınız ne?

beşinci kıtada yurduma alçakları uğratma, gövdeni siper et diyor.

gövdenizi güçlendireceksiniz! alçaklar böyle uğramayacak bu ülkeye.
sonra da allah'ın vaad ettiği günler doğacak…
bu vaadleri kuranı anlamışlar bilir. ben biliyorum.

altıncı kıtada kendine gel bastığın her yer şehit dolu diyor. yani vatan için can vermiş insanları unutacağın gün gelir, bu onları incitir diyor.
ve ekliyor: sana dünyaları verecekler, sakın vatanını verme diyor.
"dünya vatandaşlığı" masalıyla bir sürü insan ülkeyi terkedip gidiyor. yani vatanını sahipsiz bırakarak kendi elleriyle veriyor.
bu insanların ülkesinde oturuyor olması bile çok mühim diyor yani.


yedinci kıtada allah her şeyimi alsın ama beni vatansız bırakmasın diyor. toprak şehitlerle dolu. öyle kıymetli.

arkadaşlar, insanın geri dönecek bir vatanı olmaması nasıl bir histir hiç düşündünüz mü? diyelim en medeni yere gittiniz, ama ülkeniz artık yok. türkiye değil. orada başka insanlar yaşıyor. bu insana nasıl gariban hissettirir hiç empati yapmaya çalıştınız mı?

sekizinci kıtada allah'tan tek bir şey diliyor, ve bizlerden de bunun için dua etmemizi istiyor. namert eli değdirme ülkene. namert yani voldemort ülkene girmesin, onunla iş yapma, onu yanında çalıştırma, ona sırrını verme, ona mal satma… eli değmesin. bakabilir ama ellememeli!!

ve ezanın önemi… ezan sonsuza dek okunmalı diyor. sonsuza dek inlemeli. sözler çok kuvvetlidir. ezanın makamları vardır. her ezan başka makamda okunur. günde 5 kere bunun bu topraklarda inlemesi hayati. asla ezan susmamalı diyor!

dokuzda ciddi bir durum anlatılıyor.
tüm bunları yaparsanız ben canlanırım ve başım arşa değer diyor.
o zaman mehmet akif gibi değerli insanlarla ülke dolar taşar ve bu ülkenin başı göğün en yüksek yerine yani arşa erişir diyor.
başka anlamlar da var yazmayacağım sonra yiğide deli dendiği için deli oluyorum.

ve son kıta kilit!! bu halk bunu başaracak!
o bayrak huzurla dalgalanacak.
kanlar helal olacak, sonsuza dek çöküş olmayacak.

arkadaşlar mehmet akif ersoy çok inançlı bir insandı. hafızdı ve kuranı çok iyi anlamıştı. allah'ı anlamıştı. şimdi onun bu mirasını da atatürk'ün şu sözü doğruluyor:

''asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile, geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden (türk milletinden) ve bütün medeni beşeriyetten (insanlık aleminden) dileğim şudur:
beni hatırlayınız.''

bunları yapmak ne kadar kolay farkında mısınız?!

öyleyse başlayın.