simülasyon argümanı

natalie portmanto natalie portmanto
evrenin, yaşadıklarımızın, 5 duyu organımızla algıladıklarımızın aslında olmadığını, yapaylığını savunan dikkat çekici argüman.

the thirteenth floor, matrix, dark city gibi filmlerin ortak noktasıdır.

kısaca yaşadıklarımız rüyadan, oyundan, yalandan, aslında yaşanmayıp yaşadığımızı sandığımızdan (ne dersen artık) ibarettir der.

kur'an'da adı geçen levh i mahfuz bu fikri destekler nitelikte.

konuyla alakalı olarak; simulation hypothesis the simulation hypothesis contends that reality is in fact a simulation (most likely a computer simulation), of which we, the simulants are totally... wikipedia
charlie brown charlie brown
sicim teorisi, atom altı parçaçıkları oluşturduğu var sayılan sicimlerin titreşmesi ikili/binary titreşim bağlamında, bilim adamlarının kafalarına dank eden durumdur. görünüşe göre bir simülasyonda yaşıyoruz. madde denen şeyde yok aslında. 3 boyut ve 4. boyut olarak zaman da bir monitöre benziyor. bilgisayarda gerçekleşen simülasyonu gösteriyor diyelim. madde yok aslında. bizde yokuz. kısaca sadece bilinçlerimiz var diyen bir argüman işte. buradan hareketle deizm-teizm savaşı tam gaz süreceğe benziyor.
goldmund goldmund
simulasyon olanı olmamış gibi olmayanı da varmış gibi gösterme. bu işin piri jean baudelard'dır felsefi bağlamda. eğitsel bir araç haline gelmiştir ayrıca...
radiance radiance
bu aralar çok muhabbeti dönüyor, bir ara üşenmediğim zaman tarihçesini ve gelişimini de yazacağım ancak şimdilik simülasyon hipotezinin özünü aktarıp olasılıkları kurcalayacağım.

simülasyon hipotezi şunu söyler; şu an yapay bir evrende yaşıyoruz ve bu bir bilgisayar yazılımı dahi olabilir.

en basit tabirle gelin dünyaya iki farklı gözle bakalım. tamamen aynı fonksiyonlara sahip iki organizmanın birinin sistemine lsd diğerininkine ise sadece içme suyu aktardığımız takdirde birinin o anki gerçekliği eğilip bükülen bir zemin ve içinden gergedanlar çıkan duvarlar olurken diğerinin gerçekliği düz bir zemin ve düz bir duvar olabilir. aynı duvara bakan iki kişi gözünün renk algısı kapasitesi neticesinde mat beyaz bir renk görürken bir diğeri duvarın daha çok fil dişi renginde olduğuna hükmedebilir.

dolayısıyla evrene bakışımız tamamen algılarımız ile sınırlıdır. evren ile ilgili bildiklerimiz ise bizim kolektif bilincimizin bir ürünüdür.

biraz daha kolaylaştırıp popüler matrix örneğinden gidelim. matrix'te insanlar "çiftliklerde" üretilmekte ve bilinçleri bir bilgisayar yazılımında yaşamaktadır. dolayısıyla robotların ürettiği bir simülasyon içinde yaşam söz konusudur.

buradan, basitçe gerçeklik olgusunu veren şeyin bireysel ve kolektif bilinç yani matrix içinde yaşayan herkesin dünyayı gerçek sanması ön kabulünden devam edelim.

büyük patlama denilen olgu simülasyonun başlangıcı olurken şu anda bilemediğimiz bir afet de simülasyonun sonu olabilir.

bu kadar bilimsel konuşurken simülasyon teorisi bizi ilginç bir kapıya çıkarabilir. şöyle ki pek çok dinde yer alan "yaradılış ve hüküm günü" gibi olguların esasında bir simülasyondan başka bir şey olmayabileceği durumudur. allah kullarını yaratıyor, hepsinin kaderini biliyor(kalkülasyon) ve bir son var (simülasyonun sonu).

başka bir açıdan devam edelim. "ay benim çok kuvvetli hislerim var" argümanını kullanmayan astrologlar astrolojiyi bir istatistik çalışması olarak görürler. atıyorum satürn ve mars bilmemne pozisyonundayken dünyada çok fazla savaş olmuş, jüpiterle venüs üçgen olunca bolluk gelmiş falan filan. bunların yüzyıllar içerisinde sentezi sonucunda da bir öngörü yöntemi ortaya konmuş. hatta bu sebeple gezegenlere "zamanı işaretleyenler" tarzı bir isim vermişler şu an adını tam hatırlayamamış olabilirim.

bu mantığa göre yani insan hayatına etki eden gözlemlenebilir spesifik döngüler varsa bu ancak bir yazılımın içinde yaşıyorsak mümkün olabilecektir.

ve yine yaradılış ve hüküm günü gibi olaylar söz konusuysa yüce bir gücün keyfe keder var etmesinden ziyade son derece gelişmiş bir uygarlığın mensuplarının laboratuvar fareleri olma olasılığımız ve kontrollü bir deneyin minik parçaları olmamız olasılığı korkutucu düzeydedir.

pekii "eeey bre cahil madem biz simülasyondayız bizi simülasyona koyanları kim yarattı" falan derseniz; valla onu bilmiyorum sadece simülasyon teorisinin çerçevesini çizmeye çalıştım naçizane.
5
satanist derviş satanist derviş
öncelikle gereksizdir. hümanizm der ki insansın sen insan kal, her şeye insan gözüyle bak. simulasyonsa da osbir çekicem, değilse de çekicem.

varsa da yazılımcı iyi bir yazılımcı değildir. amk sonsuz döngüye giren karınca kodlamis ahdhsnusjuds. ulan daha iyi kodlayabilirdin he :(
justwatch324 justwatch324
benim gerçek olduğunu ciddi ciddi düşündüğüm argüman. gerçek olduğunu düşünmeme neden olan en önemli şey ise kuantum teorisindeki çift yarık deneyi.

çift yarık deneyinde kısaca; elektronlar nereden geçtiğini bilmediğimiz zamanlarda (yani dedektörlerden gözlemlemediğimiz zaman) dalga yayılımı yapıyor. ancak nereden geçtiğini izlediğimiz zaman parçacık yayılımı yapıyor. yani resmen izlendiğini bir şekilde biliyorlar. buradan bakmadığımız ve gözlemlemediğimiz bir olayda bütün olasılıklar vardır. siz baktığınızda ya da gözlemlediğinizde o olay tek bir olasılığa çöker. (deniliyor)

bilgisayar oyunlarında (örneğin basitçe gta) örneğin siz bir tabloya baktığınızda o tablo size gözükür. ancak arkanızı döndüğünüzde o tablo artık orada yoktur. sadece 1 ve 0 lardan oluşan koda dönüşür. tekrar o tabloya baktığınızda o kodlar tekrar görüntüye dönüşür. bakmadığınız zaman o gerçeklik yoktur. yani bence bu büyük bir benzerlik.

onun harici oyunlarda aşılamayan sınırlar vardır. hayatta da var. mesela ışık hızı, planck sabiti vs.

bunlar tabi benim düşüncelerim. tamamen yanılıyor da olabilirim.