sinemanın ertuğrul özkökleri

man on the moon man on the moon
sinema eleştirmenleri ile ertuğrul özkökü aynı kefeye koyan insanlarca eleştirilen ne idüğü belirsiz kişi veya kişiler.

yıllardır belki ben de bu kategoriye girmişimdir, çoğu kişi tarafından "ya ne buluyorsun şu filmde abi işte türkler yapıyor aynısını beğenmiyorsun" şeklindeki geyiklere maruz kalmışımdır. yalnız bu soruları soran her insanı dinledim. hepsinin sinemadan aldığı "haz" ile benim sinemadan aldığım "haz" arasında dağlar kadar bir fark vardı. birçoğunun savunduğu nokta genelde aynı yerde birleşiyordu: "gavur yapınca güzel diyorsun, türk yapınca beğenmiyorsun". verdikleri örneklere geçip teker teker irdeleyelim:

örnek 1:

- tarantino filmlerinin kendilerine "oha" dedirten tarzının beğenilip aynı mantıkta olan karamurat, battal gazi ve türevi filmlerin aynı kitlelerce beğenilmemesi hatta ve hatta muhabbette taşak malzemesi yapılması

eğer ki tarantino filmlerindeki kurgu ve macera karamurat, battal gazi ve türevi filmlerde varsa bence türk sinemasından şu ana kadar 100 tane tarantino çıkmıştı. ama burdaki eleştiriler hep aynı yerde odaklanıyor o da tarantinonun filmin bazı noktalarında abartıya kaçması. bu abartı diğer filmlerde de var deniliyor ve bu filmlerle tarantino filmlerinin aynı olduğu öne sürülüyor. fakat gelin görün ki biz ertuğrul özkökçüler şunu savunuyoruz: bir filmden alınan haz gerçeğe yatkın olması ya da benim ağzımın kulaklarıma kadar aldığı eğrisel yol ile ölçülmüyor. sen belki o filmdeki abartılar ile battalgazi ve türevi filmlerindeki abartıları aynı kefeye koyup bu tip filmleri aynı kategori içinde değerlendiriyor olabilirsin, fakat ben iki türün farklı olduğu kanısındayım ve bu farklılığı ertuğrul özkök tarzımla sana kanıtlarım. bunun içinde filmin inciğini cinciğini araştırır önüne sunarım. fakat sen hala "ordada 3 kafa kopartıyor adam tek kol ile, burdada 3 kafa kopartıyor adam tek kol ile" der isen bana da susup eyvallah demek düşer.

örnek 2:

- david lynch ve benzeri yönetmenlerin filmlerinin bazı kesimce anlaşılmaması ve anlamak için zerre hareket yapılmaması sonucunda bu tip filmlerin bir sinema filmi sayılmaması. kendilerinin "anlamsız" şekilde irdelediği bu filmlerin çoğu kişi tarafından benimsenmesi sonucu bunu anlamamak ve bu kişiyi ertuğrul özkök ile aynı koltuğa oturtturmak.

herkes her filmden aynı hazzı almadığı gibi aynı bilgiyi de almıyor şüphesiz. kiminin "oha" dediği filmler kimileri tarafından "leş" olarak kabul görülebiliyor. yani herkesin sinema süzgeci farklı işliyor. tabi anlamsızlığın getirdiği popülerliği varsayarsak yönetmenin farklı bakış açısı filmi bir anda doruğa çıkartabiliyor. bir süreden sonra bu değişik filmler bir araya toplanıp "kült" adı altında birleşebiliyor. amma velakin bu "anlamsız" sayılan kült filmlerin popülar olduğu için beğenilme koşulunu da ben anlayamıyorum. 200 kişi fight club seviyor diye benim de fight club filmini sevdiğimi düşünelim. benim burdaki getirim tam olarak nedir? bence getirisi en fazla birkaç kişinin "bu çocuk da fight clubı seviyor bak" şeklinde yorum yapması ve beni sinema konusunda biraz daha bilgin seviyeye çıkarması. bu ince çizginin aşıldığı için sevilmeyen de birden seviliyor. yani "seviyor abi herkes ske ske biz de sevcez" cümleleri beyinde dalgalanıyor. ve aradan bir kesim de çıkarak bu "ske ske sevcez"leri ertuğrul özkök koltuğuna oturtturup "hayır lan aslında siz de sevmiyorsunuz bu filmi itiraf edin işte" şeklinde sualler soruyor. ama burda bir nokta atlanıyor o da bu "ske ske sevcez"ler bir sure sonra filmin araştırmasını yapıp hakkaten bir kült olduğunun farkına varıyor. o halde film zaten kült olmuş, bunu başka filmlerle sidik yarıştırmanın getirisi yok. tecavüz kaçınılmazsa zevk al da demiyorum fakat demek ki bunda bir nane var ki anlayan da seviyor, "ske ske sevcez"ler de seviyor. o halde biraz da aynaya bak.

örnek 3:

- yabancı filmlerdeki ekonomik durum bugün aynı türk filmlerine verilseydi bizden de muhteşem kült filmler çıkardı

peki şunu soruyorum: parayla belki actionı yaratabilirsin peki ya parayla bana kurgu yaratabilir misin? mesela sondan başa doğru ve içinde birtakım düşünce akımlarını hafiften irdeleyen filmler yapabilir misin? yahut bir motorsiklet aynasından izlenebilir bir action sahnesi çizebilir misin? zerre akıllara gelmemiş sıfırdan bir ütopya portresi yaratabilir misin?

bunlar için para gerekmediğini zaten hepimiz biliyoruz. parasız harika türk filmleri de çıkmıyor değil. ama kült film istiyorsan orda duracaksın. tanıtımından reklamına kadar festivaline kadar yolu var bunun. filmi çek, vizyona sok, hasılatı topla ile olmuyor her iş.