sinir bozucu şeyler

belki de belki de
telefonun şarjının en önemli anlarda bitip, bi de üstüne açılmaması.
şuan çıldırıyorum resmen ya. hocam bir link attı "acil bak şu listeye" dedi, tam bakayım derken telefon kapandı. mavi tik yapıp bırakmış oldum bi de sallamıyormuş gibi. o değil de kadro açıldı galiba ya, onun linkiydi sanırım. ay bana fenalık geliyor, açılmıyor aptal telefon. belki de hanım kadroluya geçerse, herkese benden çay diyor. yeni yıl böyle hızlı başlarsa tutamayız beni bu yıl. show must go on mu???
açıl aptallll cihaz açıll
3
harley davutoğlu harley davutoğlu
uyumak isterken zorlayan tuvalet ihtiyacı.
sürekli tuvalet yapmaya mecbur oluşumuz.
sürekli yemek yemeye ihtiyacımız olması.
sigaradan sonraki su içme ihtiyacı.
yemekten sonraki su içme ihtiyacı.
su içme ihtiyacı.

insan olmak çok sinir bozucu. şunlardan kurtulcaz diye ölek mi illa?!
beşbuçuk beşbuçuk
hayatımın %70'ini kaplayan her şey.
aslında tamamen ruh haliyle alakalı olan bir durum.
insanın içinde bir dert olduğu zaman tüm dünya kocaman bir sinir bozukluğu.
dönmesi bile hata gibi geliyor.
şilili şilili
fim dizi sitelerinde açılan reklamlar. programlardan çok anlamıyorum reklam engelleyen şeyler varmış. neyse filme tıklıyorum yeni sekmede sikindirik bi reklam, reklam bile değil büyük bi yazı. lan neyin reklamı ne istiyon amk ya. onu kapat bi daha tıkla yine bi sayfa açılıyor, çizgi porno karakteri gibi bişey. tekrar tıkla boş bi sayfa. sonunda açılıyor izlemeye başlıyorsun. arada yanlışlıkla ekranı tıklasan hadi bakalım tekrar bi reklam. ardından ne kadar basarsan bas film tam ekrana geçmiyor habire başka sayfa açılmaya devam ediyor. öyle küfrediyorum ki, bill gates ten tut, internet sağlayıcısından bilgisayarı aldığım adama kadar gidiyorum. bir de telefonun donması var ki çileden çıkarım. lan sana uyduya bağlan demiyorum ki amk, alt tarafı netten çıkıp rehbere gideceksin, her gün yaptığın şey niye donuyon amk ya.
wendera wendera
(bkz: doğu şivesi) ya da (bkz: ağız) artık ne denirse. karşımdaki dünyalar kültürlüsü,yakışıklısı,güçlüsü,zengini olabilir. bu şive olayı beni fena irrite ediyor. diksiyonu güzel olsun herkesin lütfen..
albia albia
sabah sabah müge anlı'nın programına maruz kalmak..
zaten yeni uyanmışım algılar kapalı..bir de konuya kulak misafiri olup, anlamaya çalışıyorum..
böbrek-şırınga-muska falan deyip duruyorlar..resmen saçmalıklar yumağı..
gerçek kesit bile daha mantıklıydı, zannımca.

sinir bozmaktan çok daha kötü etkileri var velhasıl..
garson parçası garson parçası
bu aralar en sinir olduğum şey garson parçası ismimi almama neden oldu. maalesef insanlar bunu direkt dile getirmese de davranışlarıyla sen garson parçasısın diyorlar.
1- çay tabakları işlevsiz değildir. insanların çoğu önce çay bardaklarını komple çay yapıyor sonra da tabağa koymak yerine tüm masayı dolaştırıyorlar bardağı. çay lekelerini temizleyecek insanı düşünen yok.
2- çocukları anlıyorum ama koskoca insanlar için konuşuyorum; o tabağı sırf bedava diye o kadar doldurmaya gerek yok. iki tane kurabiye yiyip gerisini ufalayarak masaya dağıtmanın gereği yok. yazıktır, nimettir. onu temizleyen ve hemen temizlemezse şeflerinden azar diyen de bir insan evladıdır.
3- bazen kasayla sorun yaşanıyor, bozuk para sıkıntısı çekiliyor, evet beklemek insanı geriyor ama iki dakika geciktik diye paranızın üzerine yatmak istiyoruz gibi davranılması çok yanlış. 5 lira bizi oldurmaz.
4- çayın sadece belirli bir tonunu içen insanlar çok sinir bozucu, eğer çok sorunsa, insanlar yanlarında bir renk çizelgesi getirsin ona göre çay koyalım.
5- yan masayla daha fazla ilgilendiniz, tabi biz de size bahşiş versek muamele farklı olurdu söylemleri çok çirkin. bazen patronumuzun arkadaşları filan geliyor ya da sadece masa garsonu tutuyor nefes aldırmıyor bunun bahşişle ilgisi yok. sanki bin liralar dönüyor ortada. çoğumuz asgari ücretle mesai parası almadan uzun saatler çalışıyoruz. uyumadan iki,üç gün çalıştığımız oluyor üzerine bahşiş alacaksak da alalım. geçinmeye çalışıyoruz.
6- otele para verince size de sahip olduğunu düşünen insanlar var. barda yemek yemek isteyip restoranttan yemek taşıtan insanlardan tut, arabamdan ya da odamdan bunu getir gibi emirler insanın sinirini gerçekten bozuyor. kişi tatile geliyor zaten gün boyu her türlü hizmet ayağına geliyor bir zahmet odana kadar da yürü. 8 saat hiç oturmadan çalışan insanları ekstra yormana ne gerek var.
7- yılbaşına insanların şikayetlerini duyarak girdik tüm çalışanlar. insanlar canlı müzik eşliğinde, sevdikleri yanındayken ve her türlü hizmeti alırken şikayet etmek için konu arıyorlar oysa bunları dinleyen bizler yeni yıla bulaşık yıkayarak, hizmet ederek, uyumayarak, dinlenmeden ve en önemlisi sevdiklerimizden ayrı girdik. benim gibi şanslı olanlar telefonla konuşabildi ailesiyle ama çoğumuz onu da yapamadı. yeni yürümeye başlayan evladını birkaç aydır göremeyen arkadaşım var. bu kadar tatminsiz olmamalıyız.
meslek olarak güler yüzlü davranmak zorundayız. genel olarak da güler yüzlü, sabırlı ve pozitif bir insanım ama beni bile çileden çıkartıyorlar. bazen tebrikler masayı s.kmişsiniz diyesim geliyor. ya da tepsiyi birinin kafasına geçirmek istiyorum.
eğlenmek tamam, hepimiz eğleniyoruz ama sırf bunun için para alıyoruz diye insanların hayatlarımızı zorlaştırmasına gerek yok. hayat zaten yeterince zor. lütfen...
simurga iki çift lafım varr simurga iki çift lafım varr
çok büyük başım var sanırım sözlük çoook, hiçbir yere sığamıyorum. sana anlattığım zümre olayı vardı ya hani, ardımdan sınıf sınıf gezip teftiş yapan mitozlar, heh, o olaydan sonra yine sakin kalıp ( ki bende seri katil soğukkanlılığı vardır asla fırsat vermem) ilkinde hazırlattırmadıkları sınav sorularını ikinciye ben hazırlayacağım dedim, sorubak.com dan kopya yapıştır bile yapmadan tüm gece oturdum soru hazırladım, çoğalttım, koydum dolaba. ardından dün başka bir yerde dersim vardı okulda değildim diye bunlar tutmuş yeni baştan soru hazırlamışlar ama benimkilerden bir tane bile yok içlerinde çünkü hiçbir şey anlatmamışlar!
önceki sınavda ve denemelerde de benim sınıfların ortalaması yüksek onların neden olmuyor muhabbeti vardı toplantıda. sabah dağıtıyoruz kağıtları yemin ederim, tepemden aşağı kaynar su döküldü. kaldım öyle. sonra odaya hiç girmedim girsem cidden elimde kalacaklar ne tesadüf ki toplantı var mesajı geldi watsap grubundan, gittim. idaresinden öğretmenine kadar şikayet varmış tırstıkları yerlerden, herkes birbirine olur mu öyle şey, biz niye yapalım cık cık samimiyetsizliği.
dayanamadım, dedimm ki bizim millet yatmaya alışmış, çalışan insan görünce kudurup aşağı çekmek için her şeyi yapıyor. bir kaldılar! sizi dedim şikayet edenlerden biri değilim, şikayet etsem derim ama edeceğim zaten haberiniz olsun dedim, şok iki. sonra etekte ne var ne yok döktüm ama o kadar sakinim ki anlatamam, benden bu kadar ikinci dönem başka bir okulla anlaştım. amatörlerle rencide oluyorum dedim, müdür güldü, senin yerine üç kişi gelse açığı ancak kapatırız dedi. çantamı, tabakamı, çakmağımı aldım çıktım odadan.

toplantı mesajı gelmeden de böyle içim içimi yiyor ama var ya bana garezine çocukların ortalaması düşecek tek derdim o. zümreyi bırak odada bile durmam hani neyi paylaştık, ne konuştuk da irrite oldunuz, merhaba merhaba o kadar ya yan odada soru çözerim ya sigara içerim. neyse, konu dağılıyor kendime en yakın bulduğumu aradım, anlatıyorum böyle böyle yapmışlar diye karşı taraftan gelen tepki aynen şu: seni kimse sevmiyor, aksgjkkk diye kişniyor! kapatıyorum, muhatap olmak istemiyorum dedim, kapattım. sonra şaka yapıyordum yeaa diyip art arda arıyor, teli kapattım. sonra da her yerden sildim, geçtim. ünide bir hocam şey demişti: " bir şey yapmana gerek yok, varlığın bile batar çok iyi bilirim..."