sinir harbi

maia maia
insanın kendine yenilip artık yaşamak istemediğini göstermesi, daha doğrusu kendinin mağlubiyetini görmesi için verdiği sonuçsuz çabalar bütünü.
maia maia
"insanın kendine yenilip artık yaşamak istemediğini göstermesi, daha doğrusu kendinin mağlubiyetini görmesi için verdiği sonuçsuz çabalar bütünü." diye yazmışım 18.12.2006'da.

bundan neredeyse bir yıl önce de benzer bir ruh hali içindeymişim demek ki. efendim bu sinir harbi dediğimiz şey, nedensiz gibi görünse de altta yatan zilyon tane nedeni vardır. insanları, onların ağızlarından çıkmayanları, sezdirimlerini çok iyi anlamakla ilgilidir. sizinle sevimli sevimli ve kibar bir şekilde konuşan, sözde samimi davranan insanların aslında söylediklerinin tam tersini kastettiklerini anladığınızda kendinizi sinir harbi isimli girdabın içinde bulursunuz. ölür müsünüz öldürür müsünüz bilemezsiniz falan.
herkesin sizden bir şeyler beklemesinden bıkarsınız, kendi kendinize kimsenin size ulaşamayacağı bir yerde kalmak istersiniz. bildiklerinizden de, anladıklarınızdan da nefret edersiniz. basitliği, sıradanlığı özlersiniz. bu kadar karmaşık bir ağın neresine, ne zaman dahil olduysanız hepsine küfreder durursunuz dişlerinizin arasından.
en sonunda siz de onlar gibi aptal sevimli kız maskesinizi takar ve sahneye öyle çıkarsınız. üstünüzdeki örselenmiş, eğreti kostümden nefret edersiniz. "ben bu değilim." derken iç sesiniz, dışınızdan "tabi. teşekkürler." ve benzeri laflar edersiniz.
tüm sahneyi ateşe vermek gelir içinizden, herkesin her şeyin yanmasını ve koyu bir karanlığa hapsolmasını dilersiniz.

asla bitmeyecek bir oyunda, köşelerin hepsi kapılmıştır ve siz hep ebe olmak zorunda olursunuz. bunun yükünden kurtulmak istemeniz nafiledir yalnızca. kazanamayacağınız bir savaş verdiğinizin farkındasınız da üstelik, öylece olduğunuz yerde durup sadece aldığınız nefeslerle geçmesini beklersiniz tüm bunların.

rastgele...
maia maia
birilerinin sonsuz akıl vermesi, her şeyi her şeyi bildiklerini düşünüp size yardımcı olacağını sandıkları laflar etmeleri sonucu oluşan halet-i ruhiye. ya kardeşim sorduk mu biz sana ne işin var ne yapıyorsun bugün. gel bi el da birlikte altından kalkalım şu işin falan mı dedik. yooo. eee o zaman?

oysa ne güzel doğru düzgün, pek de sevimli insanlar var hayatta. ne sizin istemediğiniz bilgileri verirler, ne de size soru sorarlar. asla kavga edemeyeceğiniz kişilerdir bunlar her söylediğiniz birbirinin tersi olsa da. beş dakika sonra "öpüp barıştığınız" arkadaşlarınızdır. sizden bir gün haber alamayınca hesap sorarcasına değil, sadece merak ettikleri için "nerdesin" diye soranlardır. kimsenin anlamayacağı şekilde anlaşırsınız bu kişilerle, ne akıl verirler ne akıl alırlar sizden çünkü. sizi doğru yola çekme çabaları falan da yoktur. üstelik bir başkasına "bak sen de onun gibi ol. belki dışardan bakınca yaptıkları kabul edilemez ama senden daha iyi biri bence" falan da diyemezsiniz. öyle olanları izler sinir olursunuz. iki tip insanın arasında kalmak eşittir sinir harbi. aha bu da son sözüm.
sanki cazorla sanki cazorla
yarattığı olumsuz etkiyi herhangi bir şey çözemez, yeniden düzenleyemez.
kırıp döktüklerinin onulması için zaman lazımdır, belki biraz açık hava falan.
insanlardan el ayak çekmek, içe dönmek, dudak yemek biraz da..

sonra geçer kendiliğinden.
iz bırakır ama.
harpoon harpoon
bütün aksiliklerin sizi bulduğu an ki ruh halinizdir. o akşam şehirdışına çıkmanız gerekiyordur, müdürünüz erken çıkartacağını söyler ama çıkartmaz (gıcıklık yapmak için), kardeşinizin okulundan izin almanız gerekiyordur ama erken çıkamadığınız için ona da gidemezsiniz, annenizle de kavga edersiniz, üstüne üstlük telefonunuzda kırılır. gel de sen delirme.
srkny srkny
gecenin bir yarısı (saat tam olarak 11:30 da) yemek yerken, yurt gorevlisinin :
- senin bugun cıkman gerekmiş, 12 ye kadar durabilirsin ancak, demesi üzerine yaşanan olaydır.
açmak gerekirse;
kaldıgım yurt okuluma aittir. yaz dolayısı ile kapanacak ve aylık para yerine kalacagımız kadar para yatırmamızı istemektedirler. (buraya kadar herşey normal)
müdüriyete ayrılacagım tarihi tam olarak belirttim ve onlarda bana ne kadar yatırmam gerektiğini söylediler (hala herşey normal)
ama ayrılacagım tarihten tam olarak bir gece önce, gece görevlisi memur elinde kağıtla gelir ve bana yukarıda yazdığım cümleyi sarfeder. üzerine
- neyse hadi bu seferlik boyle olsun, yarın oglen çıkmış ol. bizden olsun
gibilerinden bir cümle sarfetmesi ile şahsımda yaratmış olduğu haldir bu sinir harbi.

30 dakikada 4 valiz eşya ve laptopumu toplamam, taksiye binmem ve arkadaşımın evine gelmemle sonuçlanmıştır.
öğrenci adama gece tarifesi üzerinden taksi ücreti ödettirmiştir.
hadi hepsini geçtim hiç mi düşünmezler, gecenin bir yarısı, memleketin yabancısı öğrenci adam nereye gidebilir? ne yer? ne içer? nerde kalabilir? parası var mı?

onlarda hakli ama, neden düşünsünler ki?
nede olsa biz insan değiliz maalesef öğrenciyiz.
srkny srkny
sozlukteki bazı başlıkları ve girileri okuduktan sonra içinde bulunduğum durumdur.

sözlükte bazı insanlar (yada insancıklar), karşıt görüşlü olan diğer insanlara her fırsatta verip veriştirmesi,
durduk yere alakasız giriler girmeleri,
sikmek, sokmak, domaltmak kelimelerini her fırsatta kullanmaları (hani ayar veriyorlar ya),
okumadan, bilmeden, kıçından element uydururcasına giriler girmeleri,
sağdan soldan duyduklarını biliyormuş edası ile yazmaları

yüzünden bütün benliğimde olmuş durumdur.

ben boyle arkadaşlara troll bile diyemiyorum. troller bile insana benziyorlar.

küfür ederek, görüşleri yüzünden aşşağılayarak ayar verilmez.

eger görüşünüzü tartışmak istiyorsanız, görüşlerinizi benimsetmek istiyorsanız buna küfür ederek, yukarda özetlediğim şekilde davranarak ulaşamazzsınız. böyle davranırsanız belkide elinizde olan %1 lik şansı bile kaybedersiniz. ya da aynı görüşte olduğunuz insanlar bile sizden soğur.

not: unutmadan boyle başlık yazanlar bir nevi çete gibi davranıyorlar. 3-5 i bir araya geliyor, ayar üstü ayar veriyorlar (akıllarınca). (al tespit bile yaptım)
not2: bakınız felan vermeye gerek gormuyorum. bakınız verip boyle davranan şahsiyetsizleri daha mutlu etmek istemiyorum . hem gerek dahi yok zaten.
harpoon harpoon
insanın gözünü karartan durumdur. bundan yaklaşık 1 ay önce başınıza bir olay gelir. ankara'yı bilenler eryaman dolmuşlarının ulustan kalktığını bilir. dolmuşa binmişsinizdir. dolmuş tamamen doludur, en arkaya da bir bayan binmiştir. açar telefonu konuşmaya başlar, gayet yüksek bir sesle hem de. neyse dersiniz dolmuş kalkınca kapatır sanırım. dolmuş kalkar. yol 45 dakika civarı sürmektedir. 10 dakika geçer bayan hala devam eder gayet sesli bir şekilde konuşmaya. bir de sürekli aynı şeyleri söylemektedir ve hiç susmamaktadır. bütün dolmuş rahatsız olur ama sesini çıkarmaz kimse. biraz daha sabredersiniz. tam sustu diye düşünürken gene başlar bu yaklaşık 20-25 dakika böyle devam eder. bayan insanlara karşı anlayışlı olması gerek diye bir cümle kullanır. erkek arkadaşınız bunun üzerine "evet anlayış gerekir. insanları rahatsız etmemeniz lazım" der. bayan bunu anladı diye düşünürken hala konuşmaya devam eder. duruma iyice kötüye gider, erkek arkadaşınız kalkıp kadına dalması an meseledir ve en sonunda siz patlarsınız. "bu kadar insanı yarım saattir rahatsız etmeye ne hakkınız var? mecbur mu insanlar sizi dinlemeye?" diye başlarsınız. kadın bir size bakar bir telefona. hala konuşmaya devam eder. terbiyesiz hala konuşuyor diye bağırırsınız. en sonunda anlar ve kapatır telefonu. derin bir nefes alırsınız. yaklaşık 10 dakika sonra da bayana ters ters bakarak inersiniz dolmuştan.

insanlarımız da o kadar rahat ki, kimse gıkını dahi çıkarmaz.*
suursuz suursuz
gereksiz insanlara gereksizce kafayı takarsanız yaşayacağınız harp.. cidden gerek yok, ama tutamıyorum kendimi.. o lafları okuyup sinirlenmemek elde değil, ama yazan kişi gereksiz.. öf ne biliyim yaa ben.
tekil kişilik tekil kişilik
sinir gazı denilen felaket silahı akla getiren bir deyim.
aslında sinir harbi psikolojik bir çatışmayı betimliyor ama akla hemen çağrışım yapan ikinci şey bu maalesef...
bu şeytan icadı silah solunum yoluyla vücuda temas edip, direk sinir hücrelerine etki eden kimyasal bir gazdan ibaret...
ibaret dedim evet ama baret ile filan kurtulmak mümkün değil...
şeytan nasıl oluyor da insana bu kadar düşman anlamak imkansız...
bu dünya bu kadar değerli değil ama o bunu anlamıyor...
neyse... sinir harbi yaşayan, yaşatanlar ile şeytani icatlarla, çoluk, çocuk demeden, erkek, kadın demeden, genç, yaşlı demeden insanları katledenlere gelsin...
zalimler için yaşasın cehennem!