sirens

troyalılar türk mü troyalılar türk mü
odysseia'da adı geçen mitolojik yaratıklar.şöyle ki kirke odysseus'a şöyle der:

seirenlere varacaksın sen en önce,
onlar büyüler yakınlarına gelen tüm insanları,
kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse onları ,yandı,
bir daha evinde onu ne karısı karşılar, ne çocukları,
seirenler onu çayırda çınlayan ezgileriyle büyüler,
çayırın çevresinde kemikler vardır öbek öbek,
bunlar kemikleridir etleri çürüyen insanların,
büzük büzük durur kemiklerin üstünde deriler,
durma orada, yürü, arkadaşlarının da tıka kulaklarını,
tatlı balmumuyla tıka ki,onların sesini dinlemesinler,
istersen sen dinle ,ama bağlasınlar ayakta seni,
hızlı geminin içinde iplerle bağlasınlar
kollarından, bacaklarından orta direğe,
ondan sonra dinle seirenleri doya doya.
lilian lilian
lightning bolt albümünden yardırarak gelmiş ve sözlüğe giriş yapmak için kullanıcı ismimi sirens diye girmeme ve unutulmayacak mallık hatırası oluşturmama sebep olmuş pearl jam şarkısı.
kolumu bacağımı kırarım lan. hazır uyuzluklarınıza alışmış, abd-kanada-avustralya dışında turneye çıkmamanız yüzünden sevgi-nefret arası gidegelen bir değişik şeyler beslemekteyken yine bana pearl jam pearl jam über alles dedirttiniz ya hacılar vedder ve ament. gidin la.

şarkıyı haber edeceğim derken çığır açtığımın farkında olduğumdan böyle saçma biçimde girimi noktalamayı borç bilir, arz ederim:
sevinç dölleyen adam sevinç dölleyen adam
hugh grant, tara fitzgerald, sam neill, elle macpherson, portia de rossi gibi isimlerin 1993 yılında norman lindsay isimli ressamın gerçek yaşamından bir kesiti beyaz perdeye aktardıkları filmdir. evli bir ressamın eşiyle beraber evlerinde yaşadıkları iki modeli çizdiği çıplak resimlerinin sergilere kadar çıkması üzerine, dönemin dini liderleri tarafından müdahele edilmek üzere ressamın evine düşünce yapısı olarak en uygar (tabi artık ne kadar olursa, o! ) evli din adamını oraya göndermesiyle başlar. toplumsal kategorize edişleri, muhafazakarlık ve tabuların yıkılması üzerine sohbetleri, politik açılımları, ressamın kayıp ülke atlantis'i takıntı konusu edip, üstüne merak edişleri konularıyla beraber ahlak ve erdem üzerine psikolojik derinliklere sizi sokan efsane bir filmdir.
lilian lilian
5.55 dakika insanı başka dünyalara götüren şarkıdır. bittiğinde gözlerini açarsın, nerdeyim ki acaba, dersin, biraz ciddi ciddi afallamış halde kalırsın. yaşanmıştır. yaşanmaktadır.

bir de klibini izlemeyi pearl jam ruhunu ete kemiğe bürünmüş şekilde yansıttığı için ayrıca pek çok seviyorum. jeff ament'in şah damarları çıka çıka vokal yapması, mccready'nin 20'li yaşlarından sadece saçları sarımtrak beyaz olması haricinde hiçbir şey değişmeden o bilindik 270 derecelik açısıyla geri-ileri sallanarak cayır cayır çalışına; boom gaspar ve klavyesinin adamın her zamanki sükunetiyle uyum sağlayışına her şey muhteşem uyum içerisinde.
hof, son olarak vedder'dan bahsetmemişim gibi olsun istedim ama yapamadım, dayanamadım. zira o benim efsanem.

işte bu yüzden bunların hepsinin bir toplamı. yaşımla eşit zamandır müzik yapıp da hala aynı derecede muhteşem kaldıklarını gösterdiği için.