sivas katliamı

1 /
rotten rotten
türkiyenin yüz karası bir olay.otuz yedi insanı bir anda katledebilen zihniyete ben söyleyecek söz bulamıyorum.onların bu kadar kana susamasına neden olan şey ne acaba.
markrenton markrenton
tarihteki en büyük ayıplar arasında yer alan olay.
oradaki kalabalık (onları tanımlayacak bir kelime yok) itfaiye gelirken, itfaiyenin de önünü kesip, gecikmesine yol açmıştır ayrıca. keşke itfaiye şöförü önündeki bu değersiz, onursuz, insanlıktan nasibini almamış kalabalığı oluşturan lanet yaratıkları eze eze giderek zamanında yetişebilseydi. çünkü o iğrenç yaratıklardan binlercesi bile orda ölen 37 kişiden herhangi birinin tırnağı bile olamaz.
(bkz: kan beynine sıçramak)
toumai toumai
ve bu katliamı yapanlar birer birer serbest kalıyorlar.utanmalı böyle mahkemeler,utanmalı onların kaçmasına izin verenler,utanmalı ölen insanları savunmayan siz insanlar..vurulduk ey halkım unutma bizi.faili mechuller olurken,bulunamazken acılar cekilirken biz buldugumuz failleri de dışarı salıyoruz.helal olsun ne diyeyim
seekter seekter
yobaza o. çocuklarının "allahu ekber" tekbirleri eşliğinde adam öldürdükleri, cezalarının hala verilmediği ama aydınlarımızı öldürürken büyük olarak iddia ettiği varlığın onlara gereken cezayı vereceğine inandığım iğrenç olay.

edit: bu girimi kim nasıl kötüler anlayamadığım doğrusu.
lemuria lemuria
bu olay, terörist saldırılarla islamı ayırdedemeyen, islamı karalayayım da ne olursa olsun diyen insanlar için son 10 20 yıldır çok güzel malzeme olmuştur. katliam diye bağıran kişilerden yüzde kaçı aydınları gerçekten düşündüğü için bu tavrı ortaya koymuştur; yoksa insanlar bu olayı islama karşı provakasyon aracı olarak mı kullanmıştır bilemeyiz. bilebileceğimiz tek şey bu olay hem sağ hem de sol siyasi kanatlara büyük zarar vermiştir.
bu konu hakkında kafaları karıştıran bir kaç soru var.
gerçekten bu olayın failleri, bu eylemi islam adına mı yapmıştır. islam adına yapmışlarsa masum insan kanı dökmek islamda varmıdır?. yani ya bizim inandığımız islam ya da bu teröristlerin inandığı islam yalandır.
her dine, inanışa, doktrine mensup insanlar arasından teröristler zalimler çıkabilir. ama bu göstermez ki bu o inanışın sonucudur. bu katliam ancak ve ancak islam dininin suistimal edilmesi, bir perde gibi suçluları gizlemek için kullanılmasından başka birşey değildir. islam bazı gruplara mal edilemez ve sadece bazı gruplara * bakılarak islamın karalanmasını doğru bulmuyorum.***
eriyenadam eriyenadam
37 kişinin öldüğü bir insanlık ayıbının türkiye'nin yarası ve acısı olmasına rağmen, bir kesim tarafından 'sahip çıkma' perdesi arkasında 'siyasi meze' yapılarak suistimal edildiği acı olay. islama saldırmayı alışkanlık edinmiş kişilerin bunu fırsat bilerek toplumun ortak ağlaması gereken bir olayı islama mal ederek toplumda kutuplaşmalara yol açmasına vesile olmasını umdukları, yıllarca hikayeleri ve hayalleriyle büyüdükleri çatışma 'maceralarını' bugünkü nesile de taşımasını diledikleri eylem. herşeye rağmen provakasyona gelmeyip yasını tutup dersler çıkarılması gereken adi terörist eylem.
( not: bir delikanlı çıkıp tüm erkeklik adına kızlar yurdunu yaksa, zanlıya 'aşırı erkekçi', 'yobaz erkekçi' veya 'sütü bozuk erkek milletinin sıradan bir üyesi' dermiydik? deseydik komik olmaz mıydı? işe siyaset karışınca insanlar aptalca işleri nasılda ateşli söylüyor. orada 37 insan öldü. en önemlisi bu. bırakın bu 37 kişi rahat uyusun, hep beraber, insan olduğumuz için yasını tutalım, kınayalım.)
martin hayda gel martin hayda gel
katliamdan tam 11 yıl sonra ben evde şans eseri televizyon izlemekteydim, 'akşama doğru'(ismi değişmiş olabilir) programını.o gün sivas katliamına ayrılmıştı.sivas katliamı ki benim içimi acıtan,aklıma geldiğinde tüylerimin diken diken olduğu bir olaydır,bir yara,bir canilik, hissettirdikleri ile anlatılmaz birşeydir.ben o programı izlerken ağladım,hırsımdan ağladım,üzüntümden ağladım,unutkanlıktan ağladım,sivasta yapılan müzeyi de gösterdiler o gün ve içten içe sessiz sessiz ağladım.bu yazıyı yazarken tüylerim yine diken diken oldu...

bıçakla açılmış kalem ucu gibi sivri
dilleri vardı bir de fikirleri
zımba gibi delici,silgi gibi yokedici
olabiliyordu beyinleri haksızlığa karşı
beyaz dosya kağıdı gibi temizdi yürekleri
sonra buruşturulup atıldılar çöp kutusuna
çıkarılıp kıvrımları açıldı işkence niyetine
en sonunda yakıldılar cehaletin ateşinde
fakat dosyalar halinde kaldılar zihinlerde
faili meçhul cinayet dosyaları gibi

sivas'ta yakılanlara ve öldürülen,işkence gören düşünce adamlarına ithaf olunur...
cupid cupid
katliamcıların bir bir tahliye olmaları da ayrı bir rezalettir. din adına cinayet işleyen çember sakallı denyoların hala kaldığını ve bir anda nasıl iyi organize olduklarına tanık olmamız açısından da ayrıca ibret vericidir
toumai toumai
yedi kova su yeterliydi
sivas'taki ateşi söndürmek içim
oysa her biri
devlet dairesindeki kovaların
üstünde yazılı
altı harfli bir sözcüktü yangın

g harfi boştur kovaların
ki okununca dolu olanları
ortaya çıkar
madımak oteli'nin merdivenlerinde
kurtulmayı bekleyenler için
verilen karar: yan ın
martin hayda gel martin hayda gel
bugün 2 temmuz 2005 ve sivas katliamının üzerinden 12 yıl geçti.şu güne kadarki dava süreci ve bugünkü duruma dair bilgilenme için şu yazıyı okumanızı dilerim.haberin kaynağı:http://www.bianet.org/2005/07/01/63359.htm ordan okuyabilirsiniz,üşenenler için buraya da yazıyorum,gerçi o linki açmaya üşenen bunu da okumaya üşenir ama neyse.size kalmış artık ben bir yorum yapmak istemiyorum.

ateşi yakanlar karanlıkta "adalet" arıyor

2 temmuz 1993'te madımak oteli'nde pir sultan abdal şenlikleri'ne katılmak için gelen 37 kişi yanarak öldü: katliamdan sonra açılan dava 2000'de bitti 33 kişi idama mahkum oldu. katliam mahkumları şimdi "topluma kazandırma yasası" için başvuruyor.
bia haber merkezi
02/07/2005 erol önderoğlu hukuk@bianet.org bia (ankara) - sivas'ta madımak oteli'nin 2 temmuz 1993'te yakılarak 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili dava sonuçlandı; mahkum edildikleri halde kaçanlardan bazıları yakalandı ancak sanıkların önemli bir bölümünün topluma kazandırma yasası'ndan yararlanmak için açtıkları dava sürüyor.

yeni ceza kanunu'nun (tck) kabul edilmesiyle birlikte, sivas davası sanıklarının eski tck'nın 146/3 maddesinden hüküm giymiş bölümü, kasım 2004'ten itibaren tahliye edildi.

"anayasal düzeni zorla yıkma girişimine şahsi katılım" sağladıkları gerekçesiyle 15 yıla kadar mahkum olan sanıklar, "yeni yasada durumlarını karşılayan bir hüküm olmadığı ve hukuki boşluk doğduğu" gerekçesiyle serbest bırakıldılar.

müdahil avukatların tahliyelere karşı yaptıkları itirazlar, "müdahil avukatları tahliyeye itiraz hakkına sahip değil" şeklindeki bir kararla reddedildi.

karara tepki gösteren avukat şenal sarıhan, bianet'e yaptığı açıklamada, bu konuda, "mahkeme, resen buradaki hukuksuzluğu değerlendirebilirdi" dedi.

sanıklar yeni tck'dan sonra "topluma kazandırılmayı" bekliyor

avukat sarıhan'a göre, yeni yasa ile ortaya çıkan bu olumsuzluğu bir başka tehlike izledi:

eski ceza yasası'nın 146/1 maddesinden "anayasal düzeni zora başvurarak yıkmaya teşebbüs" suçlamasıyla hüküm giymiş sanıklar, 4959 sayılı topluma kazandırma yasası'ndan yararlanmak için ankara dgm yerine geçen 11. ağır ceza mahkemesi'ne başvuru yaptılar.

33 kişinin halen hapiste olduğu sivas davası sanıklarının bu yasadan yararlanamayacaklarını savunan av. sarıhan, sanıkların ifadelerinde ne "örgüt üyesi" olduklarını kabul ettiklerini, ne de yasanın öngördüğü gibi, örgütle ilgili önemli açıklamalarda bulunmadıklarını ifade etti.

av. sarıhan, "kişiler örgütleriyle ilgili bilgi vermeleri halinde bu yasadan yararlanabilirler. oysa bizim dosyamızdan örgüt üyeliğinden ceza alan yok. üstelik, yargılananlar örgüte üye olduklarını her defasında reddettiler. kendileri bir örgütten söz etmedikleri gibi mahkeme de somut bir örgüt ismi vermedi" diyor.

davanın sonuçlanmasıyla ceza aldığı halde kaçan kişilerle ilgili yakalanmaların yaşandığını söyleyen av. sarıhan, emniyet müdürlüğü'nün yasa gereği sanık ifadeleriyle ilgili bir rapor hazırlandığını ancak bu raporun henüz mahkemece istenmediğini bildirdi.

sivas katliamında esas sorumluların ve olaya katılanların önemli bölümünün henüz tutuklanmadığını, yargılanmadığını ifade eden av. sarıhan, "çok önemli bir eksiklik. üstelik, olayı yaratan örgütler de su yüzüne çıkarılmadı" şeklinde konuştu.

33 kişiye idam cezası

gerekçeli kararını 7 eylül 2000 tarihinde açıklayan ankara 1 no'lu dgm'si, sivas'ta 37 kişinin ölümü, 56 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaya karıştıkları gerekçesiyle üçüncü yargılama sonunda 33 sanığı "anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak"tan idam cezasına mahkum etmişti.

şu kişiler idama mahkum edilmişti :

muhsin erbaş, harun gülbaş, bekir çınar, erol sarıkaya, mevlüt atalay, ahmet turan kılıç, kenan kale, harun yıldız, zafer yelok, yunis karataş, halil ibrahim düzbiçer, ömer faruk gez, ali kurt, ahmet oflaz, ekrem kurt, erkan çetintaş, faruk sarıkaya, hayrettin gül, harun kavak, süleyman toksun, hayrettin yeğin, mehmet yılmaz, adem kozu, mustafa uğur yaraş, faruk belkavli, ömer demir, alim özhan, ibrahim duran, etem ceylan, vahit kaynar, turan kaya, cafer tayyar soykök ve faruk ceylan.

birgün gazetesinden inan gedik'e göre, davayı ele alan mahkeme, çeşitli tarihlerde, hükümlülerden yalçın kepenek, ilhami çalışkan, çetin asamaka, ali teke, metin yokuş, temel toy, bülent karayiğit, serhat özgentürk, gazi tufan, yusuf ziya eliş, ünal berka, ahmet kaşkaya, hayrettin gül ve ali özer'i "infazı tehir" kararından yararlandırdı.
solti solti
bu katliamı ve çeşitli benzeri olayları görünce aklıma hep şu geliyor; mensubu olmaktan hep övündüğüm türk milleti, galeyana gelince, mantığını kaybedince, -batılılıarın dediğin gibi- acaba gerçekten barbarlaşıyor mu? gerçekten de bizim genlerimizin alt şifrenlerinden birinde her an açığa çıkmaya hazır barbar kodları mı var?
ya da bu ve benzeri olayların daha makul bir açıklaması var mı?
1 /