siyah süt

1 /
nulette nulette
elif şafak'ın yeni kitabı. kitabın yazım aşaması tamamlanmış olup bayağı ilginç bir tasarımı varmış. elif şafak'ın diğer kitaplarından farklı olarak otobiyografik bir kitapmış. elif şafak kitabında on ay hiç bi şey yazamaması üzerine o dönemini anlatmış. raflarda yer almasını beklemekteyim.
pvh pvh
bu depresif hamilelik dönemi başkası tarafından kaleme alınsa asla bu etkiyi yaratamazdı. zira elif şafak derin bir dünya görüşüne, sınırsız bir iç dünya ve eşsiz bir üsluba sahip olduğu için bu otobiyografik roman değer kazanmıştır. romanı sürükleyici kılan unsur, elif şafak'ın ''içimden sesler korosu'' olarak adlandırdığı iç dünyasındaki birbirinden zıt karakterlerin verdiği savaş.
usako usako
önsözünü okuduktan sonra, bu kadının cinlerle ne alıp veremediği var diye düşündüğüm kitap.. baba ve piç romanında da cinleri olan bi hatun vardı... elif şafak'ın dünya görüşü, verdiği röportajlar hiç hoşuma gitmese de hatta kadına açık açık uyuz olsam da üslubunu seviyorum. okuyalım görelim bakalım.. cinler musallat olunca bir kadının sütü nasıl çürürmüş nasıl siyah bir süt gelirmiş göğüslerinden...
komediyat komediyat
"süt siyah mıdır? beyaz mıdır?" münazarasında siyah diyenlerin varlığını ispat ettikleri söylenen süt cinsidir. türkçe öğretmenimiz öyle dediydi bize, inanmadım ben ama... siyah süt mü olur canım? yoksa yoğurt muydu?
karamelize ekmek karamelize ekmek
şöle bir varsayımdan almıştır kitap ismini. anlatıldığına göre eskiden doğum yapan kadınları bir döşeğe yatırırlarmış ve döşeğin üzerine de bir çan bağlanırmış. çan çaldığında anlarlarmış ki kadına cinler musallat oldu. evdeki diğer kadınlar çanı çekmeye başlarmış. bir yanda cinler bir yanda kadınlar. yaklaşık 40 gün boyunca cinleri kovmaya çabalarlarmış bu şekilde. cinler pes edip giderse kadın sütünü sağlıklı bir şekilde verir ve doğum sonrası depresyonundan da çıkarmış, cinler galip gelirse ise süt gri bir renk alırmış ki buna da siyah süt diyor elif şafak.
meerjungfrau meerjungfrau
bu hafta sonu yolda su içer gibi okuyup bitirdiğim kitap.
hakkında eleştiri yapmak gerçekten çok zor.
elif şafak hayatından bir kesiti ünlü kadın yazarların hayatlarından kesitlerle anlatmış. geçirdiği post-natal depresyonu anlatmış, içini dökmüş, endişelerini dile getirmiş. bu endişesi de; bebek sahibi olursa yazarlığının körelmesi.
'' bu kitap kötü olmuş.''
''elif şafak'ın en kötü kitabı.'' filan demek istemiyorum. çünkü değil. bu farklı bi kitap. romanlarıyla karşılaştırılamaz bence. bu kitaptaki dili ve kıvraklığı diğerlerinden aşağı kalır değil. konu farklı kesimlere hitap etmediğinden ve kadınlara özel ''annelik'' kavramını bolca irdelediğinden sıkıcı gelebilir. ama elif şafak gene çok aşina bi konuda farklı noktalara dokunarak farklı birşey ortaya cıkarmış. tekrar hoş gelmiş.
karamelize ekmek karamelize ekmek
başta rahatsız etti kitap. bir yazarın iç sesleriyle konuşması ve bir çıkış yolu aramasından bana neydi ki. elif şafak gibi mahremiyetine önem veren bi yazarın hayatı hakkındaki dobra söylemleri dokundu. ama okudukça, çevirdikçe sayfaları samimiyetine inandım kitabın ve her şey daha yerli yerine oturur oldu. diğer kitaplarından ayrı yere koymak gerek bu romanı daha doğrusu otobiyografik romanı. önyargısız okumaya çalışmak lazım ki zevkine varılabilsin.
heidi heidi
iç seslerin hikayesi kesinlikle daha etkileyici olabilirdi, ya da doğum sonrası bunalımı adamakıllı yansıtılabilirdi, bayan yazarlara göndermeler ise hikayeden kopuk ve zorlama olmuş. hiç mi iyi yanı yok peki, var tabii, iki saat içinde okunup bitebiliyor, yormuyor saolsun.
1 /