siyasi parti

kısaveacısız kısaveacısız
nereden çıktığını anlamadığım kavram.

şimdi eskiden bir grup insan, güçlünün zayıfı ezmesinden bıkmış, herkesi memnun edecek çözümler aramak için biraraya gelmiş ve sorunlarına çözüm aramışlar.
bu topluluk büyüdükçe toplanıp konuşmaları zorlaşmış, böylece içlerinden bazı gruplar toplantılara bizzat iştirak etmek yerine, kendileri adına konuşması için birisini görevlendirmiş; sıkıntı ve memnuniyetlerini anlatıp, çözümlere katkıda bulunsun diye.
daha sonra bu bir yöntem halini almış, böylece temsili demokrasi denen şey ortaya çıkmış. her mahalle veya her köy, kendi adlarına konuşması için aralarındaki en bilge kişiyi buluşma mekanına, meclise göndermiş, böylece yönetime katılmak için yaptıkları tek şey, aralarından kimin görevlendirileceğine karar vermek olmuş.

bu hikayede siyasi partilerin neden ve nasıl, hangi ihtiyaç üzerine ortaya çıktığını biri bana anlatsın.
saçma sapan, manyakça bu düzende, yönetime talip olanlar içinde herkese şu kadar maaş vereceğim diyenler bile var.
a-salak. sen kimin parasını, kimin hakkını kime dağıtıyorsun, bu işi matah birşeymiş gibi önümüze sürüyorsun? alt tarafı bir konuşmacı, bir düzenleyici olacaksın, olmayasın, orada sen.

ne zaman milletvekili adaylarını halkın kendisi değil de, parti başkanları seçmeye başladı? neden bu manyakça düzen, ne gerek var?

bir soru işareti silsilesine daha başlamadan durayım.
kafayı çizdim, vesselam.
stay away stay away
ülke yönetimine gelmek amacıyla, bir program çerçevesinde siyasi sistem içinde iktidar olmaya çalışan örgüttür. günümüzde anlamını yitirmiştir.
dünya koca bir yalandı gördüm dünya koca bir yalandı gördüm
demokrasi adına kurulan ama aslında hiçbirinin içinde demokrasi olmayan şeyler.düşünsenize bir partiden milletvekili seçilmek istiyorsunuz.önce gençlik kollarına üye olmak lazım.la demeden lo demeden her istediklerini yapıp,her programlarına katılıp,bi güzel para yedirip,kendi içindeki seçimlerde de kazanma şansı yüksek olana yalakalanıp,seçim zamanına kadar sürekli kimi zaman düşüncelerinizden dahi fedakarlık yapıp,bir güzel her yapılanı alkışla,her yapılanı savun,robot ol,sonra aday listesine konarsın belki,sonra bir de başkana kalsın,kaçıncı sıraya konacağın.

ondan sonra düzen diyoruz demokrasi diyoruz.hepsi kendi içinde diktatörlük gibi çalışıyor sanki.

not:merak eden olursa milletvekili seçilme gibi bir isteğim yok.herhangi bir partiye üyeliğim de.şöyle bir hayal kurdum sadece.
sosyolojist sosyolojist
meclis karıştı, hurraaa hücum birbirine dalan milletvekilleri zihinleri açtı tabi, herkes birbirine giydiriyor. biz de ufak bir zihin jimnastiği ile siyasi partileri farklı bir açidan inceleyelim.

akp: genel başkan olmak, hatta partiye üye olmak için ilk şart ince bir bıyık,sakin ve tiz bir ses tonu, sürekli gönül adamı modunda ama zıvanadan çıktımı "ananı da al git" diyebilecek kadar cüretkar. siyasetini ne şiş yansın ne kebap üzerine kuran, %47 nin de üzerinde oy alabilecek kadar çalışkan ve kurnaz partimiz.

chp: kararsız yapıdalar. deniz baykalsız asla yaşayamam, deniz baykalla da iktidar olamam ikilemini benimsemiş güzide bir diğer partimiz. kılıçdaroğluyla topladığı oyları, deniz baykalla eriterek yerinde saymayı sevmektedir.son dönemde kendilerini sağ şeride yanaştırarak bonusları toplamaktadırlar.

mhp:bi erbakan vardı, onun konuşmaları eğlenceliydi diye düşünürken, erdoğan-bahçeli kavgasında, bahçelinin söyledikleriyle bana erbakanı hatırlatmış, eğlendirmişlerdir. parlayan yıldızı oktay vuraldır. vural da çok heyecanlıdır. ghandi kemalle iyi bir ikili oluşturmuşlardır, pas alışverileri iyidir,akp nin islami kesimi parsellemesinden kaynaklı islami yanı arka plandadır. duruşu kesin ve nettir. bunu devlet bahçelinin bir fotoğrafına bakarak rahatlıkla anlayabiliriz.

saadet partisi: bende en fazla takdir toplayan siyasi partidir. cevizlibağda yer alan genel merkezlerine koca koca afişler asarak akıllıca bir hareket yapmışlardır. istanbul trafiğinde, e-5 kenarında parti binası tutmak, trafikte sıkışıp kalanlara siyasetini yapmak, o koca afişlerinin kenarına reklam alsalar ufak da bir gelir elde edebilirler.akıllı siyaset budur.
piruet piruet
halkın desteğini sağlamak suretiyle, devlet mekanizması kontrolünü ele geçirmeye çalışan siyasi topluluklardır.
tarihsel kökenlerine baktığımızda siyasal meclislerin, hükümdar karşısındaki bağımsızlıkları artmaya başladıkça kendi eylemlerinde uyum sağlayabilmek adına gruplaşmaya gerek duymuşlardır. böylece ilk 'hizipler' ortaya çıkmıştır. parlamento hiziplerini modern siyasi partilere dönüştüren etken ise 'oy hakkının genişlemesi' olmuştur. geniş bir seçmen kitlesinin olması, çok daha ileri bir örgütlenme ihtiyacını doğurmuştır. dolayısıyla sınırlı oy hakkının olduğu aristokratik nitelikteki hizipleri artık seçim bölgelerinde, sürekli nitelikte örgütler kurmak zorunda kalmışlardır. giderek bu örgütlerle, parti grupları arasındaki ilişkiler belirli kurallara bağlanmış ve modern siyasi partiler belirmeye başlamıştır.

siyasi doktrin ortaklığı,siyasi partilerin kuruluşlarında ana etmen gibi görünse de tarihsel olarak bakıldığında bu ortaklığın yöresel ve mesleki olduğu görülür. yani ilk olarak yöresel gruplar kurulmuş sonrasında ideolojik gruplara dönüşmüşlerdir. jakobenler örneğinde de açıkça görüleceği gibi, adlarını toplandıkları manastırdan almaları henüz doktrinlerinin olmadığı göstermektedir.
tramvay beğendi hem köfte hem tavuk tramvay beğendi hem köfte hem tavuk
parti sözcüğünün etimolojik kökenine bakıldığı zaman, arkaik fransızca’daki “partir” sözcüğü görülüyor. partir’in anlamları arasında, “katılmak” ya da “paylaşmak” bulunuyor. öte yandan, aristoteles yorumcuları, modern “parti” sözcüğünün aynı zamanda antik atina’daki karşıt toplumsal grupları karşılamak için kullanıldığını belirtiyorlar. benzer şekilde, antik roma uzmanları da roma’daki siyasal kamplaşmada “patrisyen parti” ile “plebyen parti” arasındaki ayrımı vurguluyorlar.

bu iki “antik” örnekten şu sonuç çıkıyor: parti sözcüğü, belirli çıkarlarla bir araya gelmiş toplumsal gruplar arasındaki ayrımı vurgulamak için kullanılıyor. dahası, roma örneğinden yola çıkarsak, bu toplumsal gruplar ya da “parti”ler, kendi toplumsal çıkarları için karşıt gruplar ya da partilerle siyasi bir mücadeleye giriyorlar. bu siyasi mücadele, karşıt çıkar gruplarını temsil eden partilerin belirli bir hedef doğrultusunda hareket etmeleri neticesinde ortaya çıkıyor. üstelik bu mücadele, parti adı konmamış partilerde ve yasal veya yasal olmayan biçimlerde gerçekleşiyor.

bugün bildiğimiz ve kullanageldiğimiz siyasi partinin anlamının, aslında hükümet olmak için parlamenter ya da parlamento dışı, legal ya da illegal siyasi partilerden daha geniş olduğu görülebiliyor. toplumların çıkar gruplarına, daha açık ifadeyle sınıflara bölündüğü ve bu toplumsal sınıfların birbirleriyle mücadele içine girdiği hemen her durumda, sınıfların siyasi mücadelesinde bir araç olarak kullanılagelen ve bir hedef doğrultusunda hareket eden “parti”ler var olmuştur. bu siyasi partilerin hedefi, mevcut durumu korumak, onu iyileştirmek ya da kökünden değiştirmek gibi alternatiflerle belirlenmiştir.

modern anlamıyla partilerin ortaya çıkışı ise burjuva devrimlerini bekleyecektir. feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde ortaya çıkan aristokrasi-“tiers état”(üçüncü sınıf) ayrımı bu ayrıma işaret eder. mevcut düzenin korunmasından yana olan ruhban sınıfı ve soylular ile bu sınıflara karşı mücadele eden burjuvazi, köylülük ve emekçi sınıflar burjuvazinin önderliğinde aristokrasiye karşı asgari bir programda örgütlenen bir partiymişçesine davranacaktı. daha gerilere gidildiğinde ise, bu tipten partileşme süreçleri i̇ngiliz devrimi’nde de görülmüştü. fransız devrimi’nden sonra aristokrasinin devrilmesiyle adı geçen “üçüncü sınıf”ın da kendi içerisinde başka partilere bölündüğü, ayaktakımı ve genel olarak halkın desteğini arkasına alarak iktidar olan jakobenler ile jirondenler ayrı programlarla hareket edeceklerdir. ulusal bir parlamentonun kuruluşu, oy hakkının mütemadiyen ve mücadele yoluyla geniş toplumsal kesimlerin bir hakkı haline gelmesi ile beraber, ulusal meclisler toplumsal sınıfların siyasi partilerdeki vekilleri aracılığıyla temsil edilmesine yol verecekti. 1848 devrimleri’ni ve sonrasını fransa’da sınıf mücadeleleri ve louis bonaparte’ın 18 brumaire’i’nde inceleyen marx, aslında devrimlerde taraf olan toplumsal sınıfları ve onları temsil eden siyasi partileri çözümlüyordu. bu yeni durum, parlamentoda temsil edilen ya da edilmeyen partileri, ayrım noktaları günümüzde de varlığını koruyan kimi bölünmelere götürmüştü: liberal-muhafazakar, ilerici-gerici, sağcı-solcu, devrimci-reformist, merkez-radikal vs. genel oy hakkının uzun süren mücadeleler sonucunda kazanılan bir hak olmasıyla beraber, burjuva cumhuriyetlerinin kurulup düzenlerini oturtmalarıyla da paralel olarak ulusal meclisler siyasetin temellerinden birisi olmuş ve siyasi partiler de bu temelde mücadele veren araçlar haline gelmişlerdi. partiler, ulusal çapta örgütlenmeye başlamışlar, merkezi bir iktidar stratejisini gündeme getirmişler, yine merkezi örgütlenme modeline bağlı olarak bir örgütlenme modeli oluşturmuşlardı.

bu durumda, günümüzü de kapsayacak bir biçimde, şöyle bir siyasi parti tanımı yapılabilir: siyasi parti terimi kamu hayatında kendisini gösteren çıkar gruplarını, toplumsal sınıfları, herhangi bir ideolojik çizgiyi, teoriyi, bir politik çizgiyi, ekonomik ve sosyal grupları, etnik unsurları imler. aynı zamanda, yukarıdakilere bağlı olarak da örgütlenme modeli uygularlar. böylece bir parti, belirgin ve olgunluğa erişmiş, birbirleriyle eklemlenebilen yerel, bölgesel, ulusal ve hatta uluslar arası bağlarla birbirine bağlı örgütlerden oluşur; yöneticilik mekanizmalarından bağımsız olarak işlerlik ve süreklilik kazanabilen örgütsel mekanizmalara sahiptir; iktidarı tek başına ya da ittifak-koalisyon yoluyla ele geçirmek için kesin bir programa sahiptir.

bir siyasi partinin parti olabilmesi için, seçimlere katılıyor olması, legal bir zeminde siyaset yapması ya da tek tek üyelerinin yahut yöneticilerinin kendilerinin bir siyasi parti olduklarını bildirmeleri gerekmez. verili siyasi konjonktüre parti olduğu ilan edilmemiş ama partiymişçesine davranan kimi gruplar, kurumlar vs olabilir. örneğin, osmanlı i̇mparatorluğu’nun dağılma döneminde, ülkenin “etki alanları”na bölünmüşlüğünü anlatmak ve osmanlı bürokrasisinin hangi pozisyonları tuttuğunu göstermek için “rus partisi”, “i̇ngiliz partisi” gibi kavramlar türetilmiştir. başka bir örnek ise, özellikle 28 şubat süreci ile birlikte dolaşıma sokulan “asker partisi”dir. belirli bir programa, bir hiyerarşik yapılanmaya, kısmi bir toplumsal desteğe ve iktidar perspektifine sahip türk silahlı kuvvetleri, bir siyasi parti gibi davrandığından “parti” olarak nitelendirilmiştir.

marksizm ile parti arasındaki ilişkiye gelinirse, bu ilişki üzerine söylenmiş en belirgin sözün ismiyle müsemma komünist parti manifestosu olduğu aşikardır. marx ile engels, uluslararası bir işçi örgütü olan komünistler birliği (the communist league)’nin 1847 kasım’ında toplanan kongresinde doğrudan doğruya hareketin sarih bir programını yazmakla görevlendirilmişlerdi. görevlendiriliş ve ortaya çıkan sonuç itibariyle, komünist parti manifestosu net biçimde belirli bir örgütsel bağlılığı işaret eder. marx ile engels, bu broşürde burjuva düzeninin özlü bir analizini yaparken, aynı zamanda onu ortadan kaldıracak nedenleri de sıralar ve komünistlerin görevlerini ve hedeflerini de ilan eder.

komünistlerin ve partinin görevlerinin açıkça ilan edilmesiyle beraber, marx ve engels’in “parti” fikrinin toplumsal sınıfların kendisine işaret ettiği iddia edilebilir. daha sonraları lenin ve onun öncüllerinde göreceğimiz bir “öncü parti” fikri ancak nüve halinde bulunabilir. 1848 devrimleri’nde kendi ilkelerine ihanet eden burjuvazinin görevlerini yerine getirecek bir tür koalisyon fikri, daha sonraki parti tartışmalarına da damgasını vuracaktır: sosyal-demokrasi.

marx ve engels’teki parti kavrayışının “sınıf içerisinde eriyen ve onunla bütünleşen” bir parti olduğu görülebilir. daha sonraları ise, özellikle kautsky, plahanov ve lenin’in katkılarıyla, sosyal-demokrat partinin işlevinin, partinin işçi sınıfına “bilinç taşımak” olarak netleşmesi ortaya çıkacaktır. bununla birlikte, marx ve engels’teki “öncü parti” nüvelerinin alman sosyal-demokratlarının birleşmesi sorununda ortaya çıktığı görülebilir. marx’ın gotha, engels’in erfurt programına düştüğü eleştirel notlar, partinin programatik yönden açık ve esneklik kabul edemez oluşu, sosyal-demokrat partilerin yalnızca bir “işçi partisi” olmadığına dönük uyarılar olarak değerlendirilebilirler.

partinin bir “öncü parti” haline gelişi, işçilere “dışarıdan taşınan bilinç”in gündeme gelmesi örgüt anlayışında bir sıçrama yaratmışsa da, tartışma burada bitmemiştir. rus sosyal-demokrasisinin 20. yüzyıl başlarındaki bölünmesi, partinin örgütsel işleyişi üzerinden açığa vuran pratik bir mesele gibi görünse de, lenin’in temel teorik önermelerinden birisinin üzerine bina edilmiştir.

buna göre, işçi sınıfının kendi haline bırakıldığında ulaşacağı politik bilinç, sendikalizmdir. proletarya, üretim sürecindeki nesnel konumu itibariyle politik bir tutum alabilirse de, bu onun tarihsel misyonu ile uyuşmak zorunda değildir. i̇şçiler tek tek ya da bir sınıf olarak fabrikalarında patronlarına karşı örgütlenmekte, grevler yapmakta ise de onun tarihsel misyonunu yerine getirebilmesi için doğrudan politik bir mücadele vermesi gerekir. bu politik mücadeleyi örgütleyecek olan, işçilerin gündelik mücadeleleriyle tarihsel görevleri arasındaki bağı kuracak ve onlara bilinç taşıyacak olan özne, öncü parti üyesi olan sosyal-demokratlardır. sosyal-demokratlar, proletaryanın arkasından gitmek yerine, ona gideceği yeri işaret eden öncü koldur.

bu teorik yapı, siyasi partinin formasyonunu ve örgütlenme tarzını da baştan aşağı değiştirecektir. bolşeviklerle menşevikler arasındaki basit gibi gözüken tüzük ayrışmasının temeli burada aranmalıdır. lenin, parti üyeliği için aidat vermek ve bir parti organında bilfiil çalışmak kriterini getirirken, menşevikler parti üyeliğinin daha gevşek bağlarla gerçekleşmesini istiyorlardı. bununla birlikte, lenin’in parti için önerdiği bu modelin, bolşeviklerin aldığı her virajda yeniden düzenlendiği de görülüyor.

i̇ktidara ve devrime odaklanmış bolşevik partinin eleştirmenleri ise lenin’i sınıfın yerine örgütü ikame etmekle suçlamışlardır. rosa luxemburg’un ve batı avrupa sosyal-demokrasisinin temel eleştirileri, partinin bir katastrof hali ve “düzleyici” olan devrime kadar yalnızca hazırlayıcı ve pedagojik bir pozisyonda kalarak o ana hazırlanması gerektiği şeklinde özetlenebilir. dahası, aynı partinin, o düzleyici devrim anından sonra da enikonu görevini yerine getirmiş olacağı iddia edilmiştir. böylece, rosa luxemburg’un parti anlayışı, tersten bir biçimde, “devrimin partisi”dir. fark şöyle anlatılabilir: lenin’in partisi zorlayıcı iken, rosa’nın partisi "işçi sınıfının ipleri eline almasına dek bekleyelim"dir. aynı eleştirinin devamında da, partinin devasa bir bürokratik aygıta dönüşeceği tehlikesine dikkat çekmek vardır. trotskiy’in “ikamecilik” eleştirisiyle söylenecek olursa, sınıf partiye, parti merkez komitesine, merkez komitesi politbüroya, politbüro da genel sekretere intisap edecektir.

kaynak:: si̇yasi̇ parti̇ yazıcı uyumlu ( alm. politischen parteien, fr. les partis politiques, i̇ng.political party) parti sözcüğünün etimolojik kökenine bakıldığı zaman, a... tkp
uyumsuz uyumsuz
her türlü demokrasi için harf kalabalığı akıl karıştırma aleti.


gereksizliğin diz boyu olduğu nokta. sonuçta her parti devlet denen kurumun kurallarına uymadığı an kurulmaz, kurulsa bile kapatılır. gerisi samanlıktaki iğne.
bonobomonkeys bonobomonkeys
az önce siyasi partiler hakkında okuduğum yazı sonucu "ne badireler atlatmışız haberimiz yok" şeklinde düşünmeme yol açan değişik oluşumlar da vardır bunların içinde.

(bkz: arıtma koruma partisi)

(bkz: güden partisi)

(bkz: ufak parti)

(bkz: medeniyet hayvansever ekonomi ve tarım partisi)

(bkz: ulusal muhtariyet partisi)

(bkz: gönül birliği yeşiller partisi)

neyse işte şuradan devam ediyor;
türkiye siyasi tarihinden enteresan partiler - siyaset - ntvmsnbc.com ergenekon köylü ve i̇şçi partisi, arıtma koruma partisi, ufak parti, türkiye sultan partisi ve diğerleri... çok-partili türkiye siyasi tarihinden "... ntv
blue heaven blue heaven
ülkemizde çok fazla olan ve dalga geçilen. mesela bir parti 10 bin oy alıyor, insanlar bununla dalga geçiyor. neden? bir kisi neden 10 bin oy almış bir partiyi bir alay konusu olarak görebiliyor? sonuçta bir seçimi bir parti kazanır ve hükumeti kurar. diğer tüm partiler de kaybeder.

futbolla yatıp futbolla kalkan bir toplumda, partilere verilen destek de tabii ki takım tutar gibi olacak. ben dayımın en büyük mhp demem karşılığında bana 50 bin lira verdiğini hatırlıyorum küçükken. çocuk forması almaktan farkı yok bu durumun. sanırım çoğu ailede de siyasi görüşü çocuğa empoze etme tutumu olduğunu söylemek yanlış olmaz. gerçi herkes bir şekilde kendi yolunu buluyor, bir nihal atsız´a bakın bir de yağmur atsız´a.

benim değinmek istediğim ise, siyasi partilerin çokluğunun bir zenginlik olduğudur. mesela 2011 yılında seçime 15 parti katılmış. 15 partili seçimde elbette birileri çok az oy alacak. 10 partili seçim de olsa yine çok az oy alacak partiler olacaktır. ama bu, 15 farklı düşüncenin seçimde temsil edilebildiğini gösterir, ki bu da güzel bir şeydir. önemli olan herkesin sandıkta gönül rahatlığıyla oy verebildiği bir partinin olmasıdır.

utanç verici olan ise, oyum boşa gitmesin diye aslında istemediğin bir partiye oy vermek, veya attığın oyun resmini çekmek zorunda olmandır. %1 oy alamamış bir partiye oy vermek değil.
sithin sene sithin sene
türkiye de adı çok olup kendisi hiç olmayandır. kendisi birşey olacak ise, olsa olsa piç olmuştur.

tanım : yakın çizgide siyasi ve idari fikirlere sahip insanların fikir birlikteliğine yönelip birleşmeleri sonucu, idari mercilerden gerekli yetkileri alarak kurdukları, yasal kurumların * izin ve müsadeleri çerçevesinde, yerel ve genel seçimlerde dahil olarak, vatandaşlardan topladıkları oy oranına göre belli bir temsil yeterliliği edinen ve vatandaş adına erk kullanma yetisini edinme gayreti altında ki siyasal örgütlenmelere verilen ad.
1643 red 1643 red
akp
aklıma nedense direkt saul goodman'ı getiriyor bu parti. 13 yıllık iktidarı boyunca ele geçirdiği yargı sayesinde her türlü yolsuzluktan sıyrılmayı başaran, sayısız skandalın gazete manşetinden öteye geçmemesini sağlayan bir düzen içerisinde başarıyla işlerin yürütülmesi..


chp
kurulduğu yıldan itibaren belirli ilkeler ışığında yol almaya çalışan bu güzide partimiz aklıma galaktik cumhuriyet'in jedilerini getiriyor. master joda önderliğinde yıllardır zorba diye adlandırdıkları hükümete karşı yaptıkları muhalefet, kendi iç işlerindeki anlamsız çekişmeler ve her seçim öncesi çıkan skandallarla dark side'a kaptırdıkları oylar. teoride güzel düşünceler ama pratikte her zaman bir eksiklik.


mhp
türk milliyetçiliğini savunan, bunun için savaşan nadide partimiz. aklıma yıllarca halkı için iç ve dış güçlerle savaşan morpheus geliyor. zion'da halkının refahı için iç güçlerden olan makinelerle, dışarda ise ajanlarla mücadele eden milliyetçi komutan.


hdp
askeri ve siyasi kanadı olan, kürt milliyetçiliğini savunmaya çalışan sol partimiz. selahattin demirtaş öncesi ve sonrası olarak gözümde ikiye ayrılıyor.
öncesi için terorist başı saruman'ın el izini taşıyan uruk hai;


sonrası için ise...
bunu hala düşünüyorum, tekliflere açığım.
editleyecem.
why why
siyasi parti, iktidara gelmek ve programını uygulamak adına halkın desteğini elde etmeye ve halkı kendi lehine örgütlemeye çalışan örgütlü bir yapıya sahip siyasi kuruluştur.
(erdoğan teziç)
2890 sayısı siyasi partiler kanununa göre siyasi partiler; anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
fransız devriminden sonra siyasi partiler kurulmaya başlamıştır. önce avrupa'da sonra dünyada insanlar örgütlenmeye ve seçimlerde yönetimde söz hakkını kazanmaya başlamışlardır. günümüze kadar varlığını muhafaza edebilmiş en eski siyasi partiler 1830'larda ingiltere'de kurulmuş muhafazakar parti ile abd de kurulmuş demokrat partidir. ülkemizin en eski siyasi partisi 1889 da kurulan ittihad-i osmanidir. padişah 2. abdülhamit'i tahttan indirmek amacı ile kurulmuştur. sonradan ittihat ve terakki adını almıştır. (1889 da dernek olarak kurulup 1908'de siyasi parti olduğunu ilan etmiştir)
türkiye'deki partiler disiplinli partilerdir. üyeler parti programına sıkı biçimde bağlıdırlar ve
parti merkez organlarında alınan kararlar parlamento grubunu bağlayıcı niteliktedir.