şizofren aşka mektup

1 /
zoory zoory
cezmi ersöz'ün kendini aştığı, okuyana bu nasıl bir aşk dedirten, bunalım-hüzün-yalnızlık-ilişki-sevgi-aşk altıgeninde gidip gelen başucu kitabı...
en çok etkilendiğiniz satırların altını çizmeye çalışmayın...kaleminiz yetmeyebilir...
acı çikolata acı çikolata
psikopat bi kitap. bazen abarttığı bölümler oluyor ama, cidden insanı etkileyen, arada sırada açıp tekrar içinden bikaç sayfa okutan bi kitap ayrıca.
benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim
bir şizofrendim artık... yalanlar söylüyordum, hem sana hem de ona... kendimi tanıyamaz olmuştum. hangisi bendim? içimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğum aşkına mahkum, ezilmiş kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? ikisi de olmak istemiyordum. ama ikisinden de vazgeçemiyordum. sanki biri olmasa diğeri yıkılacak gibiydi. birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına taammül edemeyen bu iki benlikle yanlız kaldığımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum. artık yalnız kalmak dayanılmaz olmuştu benim için... seni göremediğim zamanlar ona gidiyor, onu göremediğim zamanlar sana sığınıyordum. içimdeki bu birbirine aykırı iki kadın beni durmadan diplere çekiyordu...
(bkz:http://www.cezmiersoz.net
zoko zoko
şevkle başlayıp ortalarına doğru içimde tuhaf, depresif hisler oluşmasına ve de iyice sıkılmama yol açmasına istinaden okumayı bıraktığım kitap.
anarsik kirmizi anarsik kirmizi
"unutuş saatleriydi bunlar,
insan kardeşlerindi sana seni unutturan..
ölüm vardı her şeyin sonunda,
ama ölümün arkasında hiç ölmeyen aşkın vardı...
sevinirdin bazen, gülerdin,
ama içinde bi yer hiç durmadan kanardı...
sen kendini ne kadar çok unutsan da,
o dinmeyen sızı sana yine seni hatırlatırdı...
koşardın sevgili sanıp dünyaya,
koşardın onaki kendini tamamlamaya...
ve sevgili seni eksik tanıdıkça,
sen onu daha eksiksiz severdin...."
vampirella vampirella
ağlamak isteyip de ağlayamadığım günlerden biri gene…”sezen aksu söylüyor” olsa da gene hiçbir işe yaramayan bir gün.öyle korkuyorum ki tanrım.ne büyük acı çekiyorum.neden aldın ki göz yaşlarımı?
keşke zamanı geriye alabilseydim.o zaman yaptığım hatalarımı bir daha yapmazdım.en acısı da bu “geç kalınmışlıkları” yaşamazdım.ne zaman içimdeki çocuk büyüyecek.zaman ellerimin arasından akıp gidiveriyor.ve ben tutamıyorum…
eskiden ne güzel içerdim kırmızı yakutları.şimdi ağzımın tadı bile kalmadı.en büyük günahları işledim sanırım ve cezamı çekiyorum değil mi tanrım?sen bana cehenneminde bile yer vermedin.
kayıp bir ruhum ben.sanki dünyanın düzeni için bir aksesuarım ben.
şimdi sana aşık olduğum için,babama taptığım için,herkes mutlu olsun diye çaba sarf ettiğim için,aşklarımı adam gibi yaşayamadığım için, en önemlisi de kendim için hiçbir şey yapmadığımdan dolayı senden özür diliyorum.affet beni.en azından cehenneminde bana bir yer ver.
al beni yanına…
vampirella vampirella
senin küçük kızın kendisine attığın kazıklardan bir tanesini daha öğrendi.bu en yıkıcı olanıydı.onu mutlu edebilecek her şeyini elinden tek tek alıyorsun.ama en son aldığın haksızlıkların en büyüğü .o lanet hastanenin küçük, iğrenç, kokuşmuş odası başına yıkıldı.oracıkta yapayalnız bıraktın en savunmasız halinde.artık o küçük kız sana olan tüm inancını kaybetti.
şimdi soruyorum sana.onu nasıl olur da bu kadar bencil yaratırsın?bir kadın anne olmak için yaratılmıştır.nasıl olur da onun en büyük erdemini elinden alırsın?kulaklarında hiç durmadan yankılanan o sözleri,kabuslarının başucu eseri olan o sahneyi nasıl yaşatırsın?
“ bayan anne olmak için vücudunuz uygun değil.uzun sürecek bir tedavi sonucu düşük bir ihtimal olabilir.iki yumurtalıkta kist ile kaplanmış.rahim bebeği barındırabilecek durumda değil.”
ne demek bunlar ?bunca dert verdin ona.içine attı diye mi tüm bu ceza.kimseyi kıramayıp hep kendini cezalandırdığı için mi?bu haksızlık.senin sözünden hiç çıkmadı o kız.kendi dışında herkese çok iyi baktı.çok sevdi.
bu son mektup. artık seni istemiyor o küçük kız.erdemini geri ver.belki geri döner sana…
vampirella vampirella
hep derdin sen, derdin de inanmazdım.”ben farklıyım” diye bağırırdım.kızardın.ama öyle kızmak değil.tatlı sert işte.hep babam gibiydin sen.olmasını istediğim babam.aslında hem babam hem oğlum.hiç olamayacak oğlum.sen ...sen aslında benim herşeyimdin.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi zaman seninle.ama inadına öyle bir akıp giderdi ki
gecelerden nefret eder olur bulurdum kendimi.kaç kadeh kırılmıştır acaba bizim sohbetlerimizde?kaç üzüm bağı heba edilmiştir?o anlar hiç düşünmemiştim bunları.şimdi düşünüyorum.öyle çok düşünüyorum ki...düşündükçe gözyaşlarım akıp gidiveriyor şarap kadehlerine...
kimse senin beni kırdığın kadar kırmamıştır beni.hiç kimse de senin beni sevdiğin kadar da sevmemiştir beni.sen bana öyle uçurumlar yaşattın ki.ilk defa korkmadım aşağı baktığımda.biliyordum ki evet biliyordum ki düşecek gibi olsamda tutardın beni.hatta düşsem de kaldıracağını bilirdim.
ben farklı değilim.ben sıradan bile değilim.ben...ben bir can kırığıyım işte.dokunmak istediğinde ellerini kanatan.dokunmadığında başkalarının elllerini kanatan.
ben olmaması, ben yaşanmaması gerekenim...
epiphany epiphany
seni sevmek; yaralı kadınlığımı başka yüreklerle avutma yanılgısına kapılmak oldu. oysa ben seni değil, kendimi cezalandırıyordum başka yüreklerle.. ruhumu kemiren bu deli aşkı cezalandırıyordum. bunu anlamadın mı sevgili?
sevmek seni değil, çocukluğumu, düşlerimi, kendimi aldatmak olmuştu artık! bana bağlanan masum aşkları seninle aldatmak olmuştu! kimseye veremedim yüreğimi.. ne zaman baksalar içime, yüreğimin kırık aynasında kendilerinin değil, senin yüzünün aksini gördüler hep! sessizce çekip gittiler.
fark etmedim bile gittiklerini..
epiphany epiphany
yıllardır ruhumun gurbetinde yaşamaktan tükendim. kendi yaramı görüp, ona sarılamadığım için, ondan akan kanla yıllardır zehirleniyorum! yıllardır senin yanında, ama senden çok uzakta kalmaktan sevgim acıyor. hayatı ve seni buradan seyrediyorum. i̇yilik ve sevgiyle gülümsüyorum; seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor. oradasın ve varsın işte.. nereye gitsem içimde hissediyorum. i̇lk kez acı çekmeden özlüyorum seni..
pedesa pedesa
manyak sevgilim!
senin o histerik halini, hayalarımı sıkmanı, salyalarını özledim. hatırlıyor musun bir gün ben uyurken gelip üstüme sıçmıştın. daha sonra eğer yapmazsam kendini keseceğini öne sürerek yedirmiştin onları bana. yine bir gün ben farkında olmadan kahveme sidiğini koyup hastanelik etmiştin beni. geceleri ansızın kalkıp yumruklar atardın bana.
babamlar bize yemeğe geldiğinde öldürdüğün kediyi anneme yedirmeye çalışmıştın. kadıncağız bayılmıştı hani. aşk kılıç yarasına benziyor be aşkım. geçse bile izi kalıyor.
lütfen geri dön ve evinin kadını ol.
seni seviyorum. kocan.

olsa gerek
1 /