şizoid kişilik bozukluğu

blackpearl
yakın ilişkiler kurmaktan, topluma karışmaktan kaçınan, duygularını belli etmediği için soğuk görünen, içedönük kişilerdir. kolay arkadaşlık kuramazlar, açılamazlar ve yalnızlığı tercih ederler.

bu kişilik bozukluğu için tanı kriterleri:

1- ailenin bir parçası olmadığı gibi, ne yakın ilişkilere girmeyi ister, ne de yakın ilişkilere girmekten zevk alır.
2- hemen her zaman tek bir etkinlikte bulunmayı yeğler.
3- başka biriyle cinsel deneyim yaşamaya ilgisi varsa bile çok azdır.
4- birinci derecede akrabaları dışında yakın arkadaşları ya da sırdaşları yoktur.
5- başkalarının övgü ya da eleştirilerine karşı ilgisiz görünür.
6- duygusal soğukluk, kopukluk ya da tekdüze bir duygulanım gösterir.
a perfect tool
bazen sahip olmayı istediğim kişisel bozukluk.hayat o kadar çok üzerime geliyor ki çıkış yollarından bir tanesi olarak gördüğüm oluyor bu hastalığı ama unutmamak gerekir yanlış yanlışla düzeltilemez.
dokuzaylıktababaolan
bir ben vardır bende
severim ben seni candan içeri
yolum vardır bu erkândan içeri.
beni bende demen bende değilim
bir ben vardır bende benden içeri.
nereye bakar isem dopdolusun

bir şey var bir şey ki ben de benden içeri.
sessizce uğruyor gündüz ve geceleri.
şöylesine bir uğrayış gibi. hükmeden bir deyiş gibi.
bazen hüzünlü bir sesleniş bir isyan bir gülüş gibi.
gün olur ben de eyleşir.
gün olur;satırlara yerleşir,
gün olur tüy misali uçuşur.
bir şey var bir şey ki ben de benden içeri.
sessizce uğruyor;gündüz ve geceleri...
bir ben var benden içeri ben gölgemi kovalarım gölgem beni....
seni nere koyam benden içeri.

yunus emre
merhababenjack
kişilik bozukluğunun tanımlanmış türlerinden biridir.
kişilk bozuklukları 3 grupta incelenir,paranoid, şizoit ve şizotipal kişilik bozukluklarını a grubu, antisosyal kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu, histeriyonik kişilik bozukluğu ve narsistik kişilik bozukluğunu b grubu ve çekingen kişilik bozukluğu, bağımlı kişilik bozukluğu ve obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunu ise c grubu olarak düşünebiliriz.

öncelikle,
ne kadar çok grup elemanı ve kümeleşme var değil mi?
bu mantıktan hareket ile,
tedavi sürecinde ise şizoid durumlardan ve ego bozukluğundan (vuku bulanlar ise somatik dalgalanmalarından) daha çok -kişilik bozukluğuna odaklanmalıdır-
yani yapılacak en yanlış değerlendirme, genel başlığı unutup alt başlığı adam yerine koymak olacaktır.

ayrıca,
şizofreni ve türleri ile maruz kalan insanevladına karşı kesinlikle karşılaştırılmaması gerekmektedir ve anlaşılması için yine şizofreni ve türleri ile kesinlikle karıştırılmamalıdır.

şizoid kişilik bozukluğu tehşisi, -hayatı süresince- (!!!) sosyal çekingenlik gösteren hastalara konmaktadır. insan ilişkilerinde ve iletişim şekillerinde buzkalıbı,donuk, kısıtlı, huzursuz, içine kapanık,dikkat çekecek kadar tuhaf, kapalı kutu, izole ve yalnız kalmaya çalıştığı belli olacak kadar yalnızlık isteyen insanlardır. yakın ilişkileri tasvip etmezler ve buna karşı direnirler. gün boyu tek bir konuya odaklanabilir ve takılarak başka hiçbir aktiviteye katılmazlar.sırlarını paylaştıkları kimse olmadığı gibi, yalnızca duygularını belli ettikleri bir dost da edinmezler. cinsel meyilleri ya hiç yok ya da çok azdır. ne övülmekten ne yerilmekten etkilenmez. uygusal tepkisizlik, soğukluk, ilgisizlik vardır. yaşamdan kopukturlar çünkü yaşam diye akıp giderken onları da sürükleyen bir şey yoktur.

kendileriyle ilgili şeylerden daha çok, fizik,zooloji,astronomi,matematik, din,felsefe vs ile ilgili konuların derinliklerine dalıp projeler üretirler ve anormal olan yanı, bu projeler arasında kaybolup gitmeleridir.
floppy disco
dünyadaki her canlı yalnızdır. bir insanın başka bir insanın benliğinde ulaşabileceği en derin nokta iç benliğin sınırlarının başladığı noktadır. öyle ki, sözkonusu iç benliğin zihnin bütünü ve dış benlik ile olan iletişimi sözcüklerle sağlanamaz.

bireyin kendine yabancılaşması olarak adlandırılan durum ise iç benliğin sözlü, düşünsel iletişime zorlanması sonucu dış benliğin iç benlik ile olan evrenin dilinde sağlanan iletişimini kaybetmesi olarak açıklanabilir. bu durumda kişi dış dünyadaki nesneler ile olan iletişimini yalnızca mekanik düzeyde sürdürebilir ve insanlara karşı yabancılaşır. fakat kişi belirtildiği gibi aynı zamanda kendine de yabancıdır. düşünceleri net değildir ve sergilediği hiç bir davranışı tam anlamıyla yaptığını hissedemez, çünkü iç benliğiyle evrenin dilinde konuşmaya başlamıştır. zihnin düşünsel bölümünün iç benliğe çekilmesi sonucunda birey başka insanlarla olan iletişimlerinde çoğunlukla düşünceden ve duygudan yoksun davranışlar sergiler. adeta mekaniği gereği belirli iletişimsel işlevleri yerine getirmek üzere programlanmış bir robot gibidir. başka insanlarla asla yakınlaşamaz, çünkü tinsel işlevlerin gerçekleştirildiği iç benliği yakınlaşmaya uygun olmaktan çıkmış ve evrenin diliyle iletişim kurmaya başlamıştır. bu yüzden kendine yabancılaşmış, şizoid bireylerin kurduğu duygusal ilişkilerde çoğunlukla başarısız olduğu görülür. kendisini yakın hissettiği insanlara dahi düşüncelerini tam anlamıyla aktaramaz çünkü konuşmaları ve seçtiği kelimeler genelde dağınıktır, anlaşılması zordur.

kendine yabancılaşmış bireyler yine bu yüzden iletişim kurduğu her insana karşı yoğun bir sevgi hisseder. çünkü bireyin benliği sahip olduğu sevme kapasitesini sınırlayabilmesi ve nesnelere göre farklı sınıflara ayırabilmesi için gerekli olan nesne ilişkileri tecrübesinden yoksundur. küçük yaşlardan beri iç benliğin sahip olduğu yalnızlık ergenlik çağından itibaren kendisini yoğun bir kayıtsızlık ile dışa vurur. birey duyduğu yoğun sevgiyi dahi çoğu zaman sevginin hedefine sözcüklerle ulaştıramaz. çünkü daha önce de belirttiğim gibi, tindeki sevginin beslendiği yer olan iç benlik hissedilen duyguları dış benliğe ve haliyle nesnelere aktarabilmek için ihtiyaç duyduğu nesne ilişkisi tecrübesinden yoksundur. bu insanlar genelde küçüklüklerinden itibaren yoğun bir ilgisizliğe maruz kalmışlardır. bu yüzden dış dünyadaki ağır koşullarla baş edemeyen olgunlaşmamış benlik kendisini korumak için kabuğuna çekilir. aynı şekilde, bebek annesinden başedemeyeceği kadar yoğun bir ilgiyle karşılaşırsa bebeğin benliği istemsizce kendisini korumak üzere kabuğuna çekilmeyi tercih eder ve daha önce de belirttiğim gibi sadece yaşamsal işlevleri gerçekleştirebilen bir mekanik dış benlik yaratır.

ilave:
ileri derece narsistik özellikler sergilerler. dış dünyanın farkında olmayışı, dış dünyayı içe alamayışları onların kendilik algısını fazla yükseltir. empati kuramazlar ayrıca.

ilave için ladybug'a teşekkürler.
freud kızı anna
şizoid kişilerin davranışları alışılmışın dışında, eksantrik ve hatta garip olabildiği için şizoid olmayan kişiler bu hastaları (egolarının güçlü olduğu birçok alan bulunan, yetkin ve özerk kişiler olsalar da olmasalar da) patolojik olarak değerlendirme eğilimine girmektedirler.

fakat aslında şizoid kişiler bir tarafta hastanede yatan katatonik hastadan, diğer tarafta dahiye kadar yayılan genişi bir yelpaze içinde yer alırlar. yani her kişilik bozukluğunda olduğu gibi burada da psikolojik açıdan tamamen işlevselliğini kaybetmiş bir halden, ortalama düzeye göre daha iyi olan hale kadar, çeşitli düzeylerde şizoid hastalar olabilir.

ayrıca şizoid karakteri tanımlayan savunma mekanizması ilkel nitelikte bir savunma mekanizması olduğu için (bkz: ilkel geri çekilme) nispeten daha sağlıklı olan şizoid kişilerin sayısı hasta olanlara göre daha az olabilir.

not: bugün analitik terapi uygulayıcıların çoğu şizotipal ve kaçıngan kişilik bozukluğu tanılarını şizoid karakterlerin psikotik olmayan biçimleri olarak görürken; şizofreni, şizoniform bozukluk ve şizoafektif bozukluk tanılarını da şizoid karakter işleyişlerinin psikotik düzeyleri olarak görürler.

aile ortamı: şizoid erkeklerin gözlenen aile ortamı tipi sınırları ihlal edici anne ile sabırsız, eleştirel babanın bulunduğu ailelerdir.

şizoid kişilerin yaşadıkları duygulanımlarının yabancılaştırılması durumu, kendi duygusal, sezgisel ve duyumsal yeteneklerinin diğer kişilerce anlaşılmaması ve onaylanmamasından kaynaklanır. bunun basit nedeni de diğer kişilerin, şizoid kişilerin deneyimlerini algılamamalarıdır.

ayrıca şizoidler utanç ve suçluluk meseleleriyle gereğinden fazla uğraşıyor gibi görünmezler. olan biteni değiştirmeye çalışmaktan ziyade, olduğu gibi kabul etme ve hemen hemen olayları olduğu gibi alma eğilimde bulunurlar.

ön not: şizoidler sürekli olarak dışarıdaki biri veya bir şey tarafından yutulma, işgal edilme, bozulma, ele geçirilme, yenilme tehditlerinden kaçınmayla uğraşırlar.

şizoid kişilerin yaşadığı birincil ilişkisel çatışma yakınlık ve uzaklık, sevgi ve korku meseleleriyle ilgilidir.
bir yandan diğer kişilere yakın olmaya büyük bir özlem duyarken öte yandan da sürekli olarak diğer kişilerin onları yutacağı tehdidini yaşarlar.
yani bir yandan güvenliklerinden ve ayrı bir halde olduklarından emin olmak için diğer kişilerle aralarına mesafe koymaya çalışırlarken öte yandan da yabancılaşma ve yalnızlık duygularından şikayetçi olabilirler.

kaygıları çok arttığında ise saklanırlar. bunu da dış dünyadan kendilerini yalıtarak ya da hayal dünyalarına kapanarak yaparlar.

* şizoidler çoğu kez kendilerini "doğuştan duyarlı" olarak betimlerler ve genel kanı uysal bir insan oldukları yönündedir.

* en dikkat çekici yönlerinden biri de geleneksel sosyal beklentilere olan aldırmazlıklarıdır. narsisistik kişilerin aksine, şizoid kişi başkaları üzerindeki etkisine ve diğer kişilerin değerlendirilmesine açıkça kayıtsız kalabilir.

* felsefi inceleme, tinsel uygulamalar, teorik bilim ve yaratıcı sanatlar gibi alanlardaki meslekler şizoid kişileri çeken mesleklerdir.

* şizoid kişilerin gösterdiği kopuk, alaycı ve hafiften küçümseyici tutumları geçmişte bir çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. bu durum ötekinin saldırılarını savuşturma çabaları olarak görülebilir.

son not: düşünselleştirme savunması şizoid kişilerin çoğunun kullandığı savunma mekanizmalarından biridir. ayrıca yansıtma ve içe atmayı da sık kullanırlar.