skyish

skyish skyish
bundan tam 20 gün önce bir kapı kapandı ansızın geçmiş günlerin üzerine demirden. kapı kapanmadan evvel anahtarı almayı unutmuş olmanın hüznüydü hayıflandıran. güç tükenene dek yumruklamak nafileydi, belki de o yüzdendi ciddi ciddi düşünmek vazgeçmeyi. nitekim yola koyuluverdi yeniden, belki biraz daha güçsüz, biraz daha kırılgan ama asla vazgeçmeyen, yanında bir kaç parça azık yeni kapılara doğru yürümeye başlamaktı artık umut. en zor anlarda yalnız kalmakmış hayat, aslında kimsenin kimseyi çok da fazla düşünmemesiymiş gerçekler ve çoktan paramparça olmuş zaten tüm güzel duygular, sadece bir tiyatro oyunuymuş yaşananlar ve herkes üzerine düşeni oynuyormuş ne eksiğini ne de fazlasını, ta ki perde kapanana dek. madem bir oyun yer yok oyun bozanlığa, küçük çocuklar gibi mızıldanıp ağlamaya. çok acı çekilecek belki, çok kanayacak kalp, her zaman aklın bir köşesinde olacak kaçıp gitme hissi, ama yine de dedim ya oyunbozanlık yok. yaşanması gerekiyorsa yaşanacak her şey. bu yüzden var ve var olacak. gökyüzü gibi, deniz gibi mavi ama artık birazcık daha siyaha çalıveren.
ne de olsa "...biz büyüdük ve kirlendi dünya..."
işte öyle bir şey...

skyish
ninca ninca
girilerini takip edebildiğim kadarıyla anıları, kişileri, durumları hep renklerle anlatmayı, en çok da maviyle anlatmayı, seven kişi. bu özelliğiyle ve gerek beğenileri gerek fikirleriyle bana çok iyi tanıdığım bir insanı hatırlatan yazar.
e tabi şirin arıların nickaltı girileri asla iyi dilekler belirtilmeden bitmez*.
bu sebepten ona gerçek hayatta benzettiğim insana da dilediğim şeyi diliyorum. hayat sana masmavi görünsün hep masmavi olmasa da.. hem de en açığından.